Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '06

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2804
 

Tarihe kısa bir genel bakış -2-

Tarihe kısa bir genel bakış -2-
 

Bizans'ın sonu, Ortaçağ Avrupası ve İslam Alemi:

Doğu Roma İmparatorluğu ise giderek zayıflamaya başlamıştı. Bunun yanısıra 1054 senesinde papa ile patrik arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştı ve kiliseler Roma Katolik ve Kostantinopolis Ortodoks olarak ikiye ayrılmıştı. Mezhep farklılığından kaynaklanan bu ayırımlar sonucu Katolik Latinler ile Ortodoks Yunanlılar birbirlerini sevmemeye başladılar.

Hedefi Kudüs olan Haçlı Seferleri 1081de başlamış(1204de bitmiş) idi. Bu seferlerden dördücüsünde Haçlılar 1204 yılında Kostantinopolis'i yağmadılar, Ortodoks azizlerin kutsal sayılan kemiklerini Roma'ya götürdüler ve Ortodoksları hor gördüler. 1204 senesinde kentte kurulan Latin egemenliği, general Palaiologos'un taç giyip kente girdikten sonra Latin egemenliğini ortadan kaldırmasına dek(1261) sürdü. Bundan sonra ise Bizans'da Paleologlar devri başlamış oldu.

1450lere gelindiğinde topraklarının önemli bir kısmını yitirmiş olan Bizans, bir şehir-devlete dönüşmüş idi. 1299de Bursa'da kurulan Osmanlı Devletinin yeni tahta geçmiş padişahı 2. Mehmet'in bu kenti kuşatması sırasında ise, Bizans kralının Latinlerden yardım istemesi, halkı bir hayli kızdırmış ve sokaklarında Latinleri göreceklerine Türkleri görmeyi yeğler bir duruma getirmişti. (Papa)Roma'dan istenen yardım Kostantinopolis'e hiçbir zaman ulaşmadı ve kent, Papa'nın emrindeki adamlara döktürülen toplar ile fethedildi. Böylece 2. Mehmet Fatih Sultan Mehmet adını aldı ve şehrin ismi "İstanbul" olarak değiştirildi. Fatih iyi ilişkiler içinde olduğu Papa'ya hiçbir zaman saldırmayı düşünmedi.Bu olay bazı tarihçilerce ortaçağı kapatan bir olaydır. Rusya ise, kendisini Bizans'ın devamı saydı.

Büyük bir hoşgörüye sahip olan Fatih halka iyi davrandı ve 537 senesinde Jüstiyen tarafından 6 senede yapılmış Ayasofya'yı onarttı. Kendisine, fetih için duada bulunacağını söyleyen Ermeni Patriği'nin yerini fetihden sonra şimdiki yeri olan İstanbul'a taşıdı.

Kısaca Avrupa Ortaçağını hatırlayacak olursak; 3.yuzyilda baslayan kuzey asya halklarinin(hunlar, avarlar, iskitler...) batiya gocu, kuzey avrupa kavimlerini(en bilinenler olarak totonlar, vandallar, germenler, gotlar... ) de guneye inmeye zorlamis,bunun sonucunda Batı Roma İmparatorluğu yıkılışından sonra başladığını ve skolastik düşüncenin ve feodalitenin iki ana unsur olarak ortaya çıkığını görürüz.

Batı Roma'nın yıkılışıyla Avrupanın merkeziyetçiliği kaybolmuş ve küçük krallıklar ortaya çıkmış. Derebeyleri küçük toprak parçalarına sahip çıkıp, şatolar dikmesiyle de feodalite başlamıştır. Krallara sadık olacaklarını kağıt üzerinde belirtmiş olan derebeyleri böylece asalat ünvanlarının ortaya çıkmasına neden olup, şatolarında yaşamaya devam etmişlerdir.

Ortaçağ Avrupası bazı tarihçilerce karanlık, bazılarınca aydınlık olarak nitelendirilmiştir. İlk önce karanlık yönlerinden başlayalım:

Bu dönemde Kilise çok fazla güçlenmiştir ve bunun sonucunda ise skolastik düşünce varlığını korumaktadır. Fakir insanlara cenette yer ayrılacaklarına dair vaatlerde bulunarak topladıklara paralarla görkemli katedraller yapılmıştır. Skolastik düşünce yaşamın her alanında kendisini hissetirdiği için bilim yapmak mümkün olmamıştır. Kilise ise, bazı ülkelerde kurduğu engisizyon mahkemeleri ile, yeterince imanlı görmediği kişilere işkence ediyor, öldürüyordu. Kilise tarafından aforoz edilme kuşkusu taşıyan insanlar yeterince aydınlanamıyordu.

Aydınlık yönlerine gelince, bu dönemde teknolojik icatlar(toplar, gözlük, artezyen kuyusu vb...) yapılmıştır. Doğu ile etkileşimler sonucu barut,ipek, pusula(sayesinde 1492de Amerika keşfedilmiş) astroloji vb. ile tanışıldı. Bilim ve tıp üzerine yazılan Arapça ve Yununca kitaplar tercüme edildi. Üniversiteler bu çağda kuruldu ve kapitalizmin başlangıcı da bu çağ olmuştır. Bunun yanısıra Büyük Sözleşme(ferman) anlamına gelen "Magna Carta" 1215de İngiltere kralı John tarafından imzalandı. Bu ilk hukuki belgeye göre kralın yetkileri kısıtlanmış ve halkın bireysel hak ve dokunulmazlıkları tanınmıştır. "Kanunlar doğrultusunda olmadan hiçbir özgür insan hapsedilemez, idam edilemez" gibi maddelerin de içinde bulunduğu Magna Carta sayesinde baronlara kralı sınama hakkı da verilmiştir. 1450 de matbaanın icadı ile aydınlanan Avrupa, krallara çorç verecek kadar zenginleşip burjuva sınıfı oluşmuş, barutun keşfi ile derebeylik yıkılarak merkeziyetçiliğe geçilmiş ve güney amerikanın altınlarının avrupaya gelmesiyle zenginleşmiş, ileride Rönesans'ın doğuşunu hazırlayacak fikirler oluşmuştır.

Ortaçağda İslam alemi için aydınlık geçmiştir. Çünkü bu dönemde Yunanca ve Latince eserler Arapça'ya çevrilmiş, kütphaneler kurulmıştur ve birçok İslam bilgini ortaya çıkmıştır.Filozof, tıpçı İbn-i Sina(980-1037), astonomi, matematikçi Biruni(973-1051), şair,matematilçi Ömer Hayyam(1048-1131), astronom, matematikçi Ali Kuşçu(1403-1474) vb. Bunlardan özellikle İbn-i Sina, Aristo felsefesini İslam'a uyarlamış, batıda Avicenne olarak bilinip, eserleri Avrupa'da okutulmuşdur. Görüldüğü gibi İslam ilk başlarda, bilimi ve felsefeyi desteklemiştir.

Buna benzer olarak da Osmanlı'da da 3. Murat döneminde(1574-1595) İstanbul'da ilk rasathane kurulmuştur. Hoşgörülü olan Osmanlı sultanları 1490larda İspanya'dan kaçmakta olan Yahudileri kabul etmiş ve topraklarında üç semavi dinin temsilleri olan havra, cami ve kiliseleri yanyana inşa etmekte hiçbir mahsur görmemişledi. Ayrıca böyle bir ortamda Nasreddin Hoca nükteli sözleriyle ortaya çıkabilmiş(1208-1284), bir mütasavvf Anadolu şairi olan Yunus Emre(1240-1321) şiirlerini yazabilmiş ve Mevlana(1207- 1273) "Kim olursan ol, gel" diyebilmiştir.

16.yüzyıl: Hilafetin Osmanlı'ya geçişi ve Avrupa'da Rönesans:

1517de ise Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı almasıyla hilafet Osmanlılara geçti ve böylece Yavuz, bütüm Müslümanların dini ve siyasi lideri oldu. Hilafet ile birlikte İslam, Osmanlı günlük yaşamında şeylüislamlarının konumu arttırdı ve güçlendi. Bundan dolayı, artık Osmanlıda bilim yapılamaz oldu, matbaanın gelmesi 300 sene gecikti, ticaret tam olarak yapılamadı, gayrimüslimlere olan gayrimüslimlere olan hoşgörü giderek azaldı ve gayrimüslimler "gavur" olarak nitelendirildi. İlerleyen yıllarda gayrimüslimlere, Müslüman olmadıklarından dolayı vergi konmaya başlandı, sosyal hayatta "ikinci" plana itildiler. Bir Müslümanla aynı seviyeye gelmeleri ise ancak Islahat ve Tanzimat fermanlarının halka, bir imam,papaz ve hahamın yanyana konarak dolaştırılması ile "Bundan sonra gavura gavur demek yok" nidalarıyla açıklandı.

Bu tarihlerde ise Avrupa'da bazı tarihçilerce ortaçağı kapatan bir olay olan İtalya'da filizlenmiş ve diğer Avrupa ülkelerine sıçramıştır. Rönesans tanımlanmaya(ilk kez Rönesns tanımlanması 1550li yıllarda İtalyan sanatçı Giorgio Vasari tarafından kullanılmıştır). Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans, bir Avrupalı'nın bilim yapmasını sağlayabilmiştir. Bu açıdan bakacak olursak, 16. yüzyılda İslam alemi "aydınlıktan" "karanlığa" geçiş yapmış, Avrupa ise "karanlıktan" "aydınlığa" geçiş yapmıştır. Rönesans ile hem antik Yunan ve Roma medeniyetlerine köprü kurmuş hem de günlük yaşamın(sanat,şiir,bilim, mimari...) her alanında atılıma geçilmiştir. Bu atılımlardan din de nasibini almış ve Reform adı altında Martin Luther 1521lerde Protestanlığı kurmuştır.

Bu tarihlerden 1789 gelindiğine ise Fransa'da gerçekleşen bir olay hem Avrupa'yı hem de Osmanlı'yı derinden etkileyecekti. Avusturya asıllı kraliçeleri Marie Antoinette'in varolan sıkıntılarının(Amerikadaki kuzey kolonilerinin İngiltereye kaptırılması, Amerika bağımsızlık savaşına verilen mali destek...) üzerine "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözü Fransızları Bastil hapishanesini basmasıyla gerçekleşen ihtilal ile önce Avrupa'ya sonra ise tüm dünyaya "özgürlük,eşitlik, kardeşlik" fikirleri yayılacaktı. Rönesans devrini de kapatan bu olay sonrasında, salt bu fikirler değil,ortaya çıkan "milliyetçilik" fikirleri doğrultusunda ulus-devletlerinin oluşumunu sağlayacak idi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3498
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster