Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '06

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2016
 

Tarihe kısa bir genel bakış -I-

Tarihe kısa bir genel bakış -I-
 

Önsöz: Hazırlayacağım bu mini yazı dizisinde, tarihi kendi perspektifimden, benim öğrendiğim ve araştırdığım bilgiler dahilinde sizlere sunmaya çalışacağım. Kuşkusuz, ben bir tarihçi değilim veya tarih konusunda eğitim alıp uzmanlaşmadım da, ancak yine de tarihe objektif kalarak, tarafsız bir gözle kısaca bakmaya çalışacağim.

Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılışı ve sonrası:

Ve Roma İmparatorluğu ikiye bölünmüştü 395 yılında. İngiltere'den Ortadoğu'ya, Kafkaslardan Kuzey Afrika'ya kadar uzanan topraklara sahip olan Roma, gerek Hristiyanlığın bir din olarak yükselmesi, gerekse kuzeyden gelen barbar kavimlerin sayısız saldırılarına, gerekse Germenik kabilelerinin ülkenin ordusunda yönetimi ele almasını da içeren birçok faktörlere artık dayanamamış ve Batı Roma ile Doğu Roma İmparatorluğu adı altında ikiye bölünmüştü.

Roma İmparatorluğu denince akla somut şeyler(görkemli yapılar...) gelir. Çünkü antik Yunan deyince akla soyut şeyler gelirken(felsefe...) antik Roma'da ise somut şeyler akla gelmektedir. Mimari açıdan çok değerli eserler vermiş olan Roma'da kuşkusuz bu açıdan bakıldığında, ilk sırayı bir mühendislik harikası olan, Kolezyum'u yerleştirmek gerekir.

Kolezyum sayesinde, gladyatör dövüşleri yapılmış, hatta içi su ile doldurulup savaş gemileri ile çeşitli müsabakalar yapılmıştı. Kolezyum sayesinde insanlar ortak bir eğlence yerinde eğleniyorlar hatta Roma'nın çöküş döneminde, kötü geçen zamanlar, insanlara Kolezyum'da eğlendirerek unutturuluyordu. Ancak, madalyonun diğer tarafına bakacak olursak Kolezyum, aralarında Musevilerin, ilk Hristiyanların da içinde bulunduğu 700,000 kişiden fazlasına mezar olmuştur. Bazı Roma yurttaşları, Afrika'dan getirilien vahşi hayvanlara yem olmuşlardır...Soyut anlamda belki de Roma'nın insanlığa kazandırdığı en önemli kavram "yurttaşlık" olmuştur.(bunun yanı sıra, Jülyen takvimini, Latin alfabesini, günümüz Avrupa hukukunun temelini oluşturan yazılı 12 levha kanunu vb...).Çünkü, bu kavram sayesinde insanları, "Roma yurttaşı" adı altında uzun seneler birarada tutmak mümkün olmuştır. Özellikle yurttaşlık kavramının, 1789deki Fransız İhtilali'nin de önemli bir temeli olduğunu da düşünecek olursak, kuşkusuz önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Batı Roma İmparatorluğu ise barbar Gotik kabilelerin saldırısına dayanamamış ve 476 yılında yıkılmıştır. Batı Roma'da ise yıkılmayan tek şey kilise olacaktı ve Papa'nın 800 senesinde Charlmagne'a imparatorluk tacı giydirdikten sonra kurulan kutsal Roma-Germen imparatorluğu ise kendisini yıkılan Roma İmparatorluğu'nun devamı sayacaktır.

313 senesinde Hıristiyanlığı kabul etmiş olması ve başka nednlerden dolayı Constantinus 324 yılında Roma İmparatorluğu'na doğuda yeni bir başkent kurmak amacıyla merkezden uzaklaştırılır .Constantinus yeni bir şehir olarak Bizans'ta(Byzantium) karar kılar 324 yılında şehrin imarına başlar ve 11 Mayıs 330 yılında büyük bir törenle şehri açar.Daha sonra ise buraya Constantinapolis denmiştir.Bu kent ayrıca Roma'nın ikiye ayrılışından sonraki Doğu Roma İmparatorluğu'nun da başkenti olacaktı.

Romalılar, kuşkusuz, Yunanlıların yaşadıkları yerleri fethettiklerinde onların felsefesinden, mitolojilerinden ve düşünce tarzları da olmak üzere başta olmak üzere pekçok şeylerinden etkilenmişlerdi. Ancak, özellikle 310 senesinden sonra bölgedeki Grek kültürü bir hayli ağır bastı. Çünkü bu dönemden sonra Constantinus kelimesi Constantinos olarak da yazılmaya başladı.

Bazı kaynaklara göre, aslında Kostantinopolis kenti M.Ö.667de Yunanistan'dan gelen Megaralılar'ın komutanı Byton tarafından kurulduğudur. Efsaneye göre ise kenti Zeus'un gayrimeşru oğlu Byton kurmuştur. Böylece kurduğu kente Byzantion( Byton'un ülkesi) denmir. Sanırım Doğu Roma İmparatorluğu'na, yıkıldıktan sonra başka tarihçilerce Bizans İmparatorluğu denmesi de buradan kaynaklanmaktadır.

Ermenilerde durum ise, çok daha farklıydı. Kral Dikran sayesinde yaşanılan şaaşalı seneler çok geride kalmış, denizden denize Ermenistan varlığını yitirmiş, ve 430 senesinde Ermenistan toprakları Bizans ve Pers İmparatorlukları arasında paylaşılmıştı.Bu haliyle Ermenistan, Doğu Roma'nın doğu eyaleti olmaktan öteye gidemiyordu. Ermeniler, Bizans yönetiminde hallerinden pek de memnun sayılmazlardı çünkü gerek sürgünlerle, gerek ağır vergilerle, yaşam hergeçen gün zorlaşıyordu. Her ne kadar Ermeniler, Roma'ya gerek komutanlar, gerek mimarlar vb. vermişse de bu onların durumunu kolaylaştırmıyor, çeşitli entrikalarla kandırılan Ermeni lderler öldürülüyor, imparatorluğun en doğusundan bulunarak, buradan gelen tehlikelere ilk hedef oluyorlardı.

Constantinus'un en önemli olaylardan biri de 313 senesinde Hristiyan oluşudur ve dolayısıyla Roma İmpatatorluğu'nun da resmi dini haline getirmişti.324 senesinde İznik'te(Nicea) toplanan konsey, tüm Hristiiyan milletlerden temsilcilerle gerçekleştirilmiş, bilinen yaygın kanının aksine, İncil'i tartışmamış ve İsa Mesih'in Tanrı ile aynı öze sahip olduğu belirtmişlerdir.

451 senesinde Kadıköy'de başka bir konsey toplanmıştır fakat bu konseye Ermeniler katılamamıştı.Zira Ermeniler için daha önemli birşey vardı o da Perslerin onlardan Zerdüşt(ateşe tapan) olmalarını istemesiydi. Sayıca üstün olan ve fillerle donatılmış Pers ordusu ile Ermeni ordusu savaştılar. Savaşta Ermeniler 1031 kayıp verdi, Perslerin kaybı ise çok daha fazlaydı. Savaşı Ermeniler kaybetti ama Persler de kazanamadı. Böylece Ermeniler Hristiyan olmayı sürdürürken, bu savaş Ermenilerin Hristiyan kimliği etrafında bütünleyerek günümüze kadar varlıklarını sürdürmelerine sağladı.

484 senesine gelindiğinde ise Ermeni kilisesi ile Grek kilisesi arasındaki ilişkiler bozulmuş ve Bizans'ın politikası "Ermenisiz Ermenistan" şekline dönüşmüştü.

Farklı Hristiyan mezhebinden oldukları için seneler geçtikçe Bizans'ın Ermeniler(oysa ki Hristiyanlığın Ermenistan'da resmi din oluşu 301 senesine rastlar) üzerindeki baskı giderek artmaya başlamıştı ve Bizans'ın da gücü azalmaya başlamıştı. Bir Ermeni kenti olan Malazgirt'te ise 1071 de yapılan savaş tarihin seyrini değiştirecekti. Bazı kaynaklara göre ise bazı Ermenilerin baskıdan bunalmış olduklarından, Selçuklu saflarına geçtikleri yönündedir. Roman Diyojen'in bu savaşı kazandığında Ermenistan üzerindeki baskıyı daha da arttıracağına dair sözü Alparslan'ın Diyojen'i yenmesi sonucunda hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3509
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster