Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Tarihe not düşüyoruz!

Tarih dersini hiç sevemedim, geçmiş beni pek ilgilendirmediğinden olsa gerek…

İnsanın nereden geldik, nereye gidiyoruz diye bilmesi güzel de, ille de tarihler, ille de savaşlar falan derken yakın geçmişe sıra gelemiyor, bir şekilde…

Oysa, tarihte yaşayan insanların tarih kitaplarına yansımayan kişilikleri, yaşam biçimleri, beklentileri de vardı, muhtemelen…

Misal, şu günler tarihin sayfalarına “Türkiye yüzde elli ile iktidar partisini seçti!” olarak yazılacaktır; Türkiye siyasi tarihinde müthiş bir başarı!

Çok tedirgin olanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası adına endişe duyanlar seslerini şu an itibariyle internet aracılığı ile duyurabiliyorlar; diğer türlüsü, yani eylem yapmaları, mesela pankart falan açmaları kanunen yasal olmakla beraber, “Başbakana hakaret” suçu başlığı altında, olmadı meri hükümete darbe hazırlığı adı altında çeşitli yaptırımlarla engelleniyor!

İnternetin kontrol altına alınmasının da sebebi bu zaten!...

******

Eski dönemlerde, tarihe not düşülürken, internet olsaydı, mesela, ne sesler duyardık?

Belki de bu yüzden tarihi sevemiyorum!

Yani, tümüyle gerçeği yansıttığına inanmıyorum!...

******

Tarih dediğimiz ne ki?

İsteyene göre beş yıl öncesi, isteyene yirmi yıl; isteyen yüz yıl öncesini diline dolar, bir diğeri yüzyıllar öncesinden yola çıkar…

Yaşananlar yansıtıldıkları kadardır ve insanlar işlerine gelen bilgileri kullanmaktadır, maalesef!

******

Mesela, bu günler tarihe nasıl kaydedilecektir?

“Yüzde elli vatandaş desteği alan AKP’ye karşı diğer partiler birleşti ve yemin etme törenine katılmadı!” olarak mı geçer, yoksa yemin etme törenine katılmama kararı alınmasının gerekçelerini de tam anlamı ile anlatır mı?

İnternet özgür olsa, orada yazılan-çizilenler de birer aynadır; tarihe geçecek… Kısıtlandıktan sonra ancak meri hükümetin istediği bilgiler kayda düşülecek!

******

Tarihi hiç sevemedim; geçmiş yerine günü, geleceği önemsediğimden olsa gerek…

Bu nedenle, tribüne oynayıp da yok efendim on iki Eylül sorumlularının hesabı görülecek falan diyenlere hiç inanmadım!

Ayol, yıllar geçmiş üstünden, ne kanunda yeri var, ne de gün itibari ile bize bir yararı; geçmiş ile uğraşmak yerine güne gelsek; misal, açlıktan ağlayan insanlara bir çare, işsizlikten sızlayan insanlara bir deva bulunsa!...

******

Bu günün tarihi kitaplara, korkarım, “Türkiye siyasi iktidarının en görkemli yıllarını yaşadı!” olarak geçecektir!

“AKP hükümeti üçüncü dönemde vatandaşların yüzde elli oylarını aldı!”

Diğer yüzde ellinin adı geçer mi, bilinmez!

Tarih kitaplarında hep kazanılan savaşlar vardı; o savaşlara gitmek zorunda olan insanların ne düşünceleri, ne duygularına rastladık!

“Ailemi bırakıp da savaşa gitmek istemiyorum, lakin zorunluyum, isyan ediyorum! :((“ diye ifade edemedi garipler; isimleri anılmadan şehitler hanesine yazıldılar; hiç birimiz bilemedik…

Bildiklerimiz bilinmesi istenilenlerdi, kuşkusuz; yani, bu günler tarih kayıtlarına nasıl düşer diye merak ediyorum!

İnternet kayıtları da birer bulgu artık; tarihçilerin işleri hepten zor!

Lakin, pek yakın zamanda işleri kolaylaşacak; tarihe geçmesi istenilen bilgiler kayıt altında tutulup, diğerleri yok edilecek!

******

Meclis bir ilki yaşayacak, hep birlikte bekliyoruz!

Tarihe nasıl yansıyacak?

Bir hak arayış mı?

Yoksa başkaldırı mı?

******

Tarihe not düşüyoruz, bilmem farkında mısınız?

Türkiye Büyük Millet Meclisi bir ilke imza atıyor; yaşayanlar nasıl değerlendiriyorlar, tarih nasıl bahsedecek?

Yaşayanlara mı, tarihe mi inanmak lazım?

İşte bu yüzden tarihi sevemedim ya zaten!

Misal, internete ket vurulduğunda, tüm olumsuz görüşler yok olacaktır ve tarih yalnızca alkışları kayda alacaktır!

Hani yani, protestocular göz altına alınmasa, PKK’cılara hoşgörüde bulunulmasa, üniversite öğrencileri altı-üstü harç ücretlerinin yüksekliğinden dolayı eylem yapmak isterken “Terör örgütü üyesi” muamelesi görmese, yazarlar “Terör örgütü üyesi” kuşkusu ile içeri atılmasa, kuşkular yıllarca delile dönüştürülmese dahi tutukluluk halleri devam etmese…

Efendime söyleyeyim, milletvekili seçilseler dahi onanmamış suçlarından dolayı tahliyeleri reddedilmemiş olsa…

Başbakanımız, dahi Cumhurbaşkanımız aynı dertten mustarip olmasa; ve fakat onlara farklı işlem, diğerlerine farklı olmasa…

Durumdan faydalanıp “Gördüğünüz gibi, yepyeni bir anayasa gerekli!” denmese…

PKK için yargı masası oluşturulmamış olsa, ya da aynı hoşgörü T.C. vatandaşlarına gösterilmiş olsa…

Hani, yani, amenna!...

******

Gerçek nedir ve tarihe nasıl yazılacak?

Her birimizin rolü var, adımız geçmeyecek!

Adımız geçmeyeceğine göre, ne gereksiz yere alkışlayalım, ne de gereksiz yere yuhalayalım; tarihe geçme dürtüsü içinde vatandaşlığımızı sömürenlerin de olduğunun, lütfen, farkında olalım!

******

Tarihe damga vuruyoruz, farkında değiliz!

İşin ilginç yanı ise nasıl geçeceğimizden bile bihaberiz!

“Türkiye halkı çok mutlu” diye araştırma sonuçları çıkıyor, “Çok mutlu olan kimler?” diye merak içinde kalıyoruz; zira pek çoğumuz mutlu değiliz aslında!

Seslerimiz soluksuz bırakılıyor, bunun da farkında değiliz çoğumuz!

Tarihe “Çok mutlu bir dönem” olarak geçecek, oysa “Çok mutlu olan” kesimi bilemiyoruz; biz olmadığımız kesin!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yine güzel tesbitlerinizle insanların nabzını tutmuşsunuz. Bugün mutsuzum demek biber gazıyla püskürtülmeniz demektir. Bilemediniz ergenekoncu damgası yersiniz, bunun adı tarihe ileri demokrasi olarak geçecek. Saygılarımla..

Mahmut Ekrem Muhalefet demokrasiye geliştirir 
 30.06.2011 13:56
 

Hala işin %50 kısmındasınız kutluyorum sizi.

OSMAN DÖSLER 
 29.06.2011 9:57
 

Güzel bir tespit, yürekten katılıyorum.. Güçlü'nün her zaman zayıfı ezdiği, güçlünün yaptığı, yanlış dahi olsa doğru olarak kabul edildiği bir dünyada tarih yazsanız da, kaynaklara geçecek olan bilgi, hep geçilmesi istenilen, arzu edilen bilgi olacaktır. "Bana fayda sağlayan bilgi, doğru bilgidir" olacaktır. (Bkn: Pragmatizm) Güçlü bir ülke, gözüne kestirdiği herhangi bir ülkeye saldırmak istediğinde örneğin, "Ülke'ye demokrasi getirmek için" bahanesiyle, saldırmayı ve insanları hunharca katletmeyi meşrulaştırdıkları gibi.. Güçlüysen, ne yaptığının bir önemi de kalmıyor. Yapılanın yanlış ya da zararlı olup-olmadığının da. Akılda kalan, yapılan iş, yapılan eylem oluyor. Gerisi de "Hollywood" yapımı bir senaryo ve kahramanlıkla süslenmiş bir hikaye (Bkn: Rambo)..

Bedavajava 
 28.06.2011 10:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster