Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3491
 

Tarihi Şahsiyetler:Ebubekir Hazim Tepeyran

Tarihi Şahsiyetler:Ebubekir Hazim Tepeyran
 

Ebubekir Hazim Tepeyran:Basiret timsali bir devlet adamı (1864 - 1947)


Basiret timsali bir devlet adamı

Ebubekir Hazim Tepeyran, yaşamını Osmanlı İmparatorluğu dönemi ile Cumhuriyet Türkiyesi döneminde mülki idareye vakfetmiş “basiret timsali” devlet adamlarımızdan birisidir. Osmanlı İmparatorluğunun emperyalist devletler tarafından işgal edildiği dönemde Mustafa Nemrut Paşa’nın başında bulunduğu Divan-ı Harbi tarafından idama mahkum edilen ve yedi buçuk ay hücrelerde hapis yatan Osmanlının valilerinden, nazırlarından ve daha sonra T.B.M.M.'nde "Cumhuriyet Rejiminin kurulması için önerge veren milletvekili" ve Valilerimizden birisidir.

İçişleri Bakanlığımızın illerimizde asayiş, bayındırlık, sosyal, ekonomik ve milli eğitimde üstün başarı göstermiş valilerin başarı grafiğini saptamak üzere yaptırmış olduğu ankettede Mithat Paşa’nında bulunduğu Valiler arasında üçüncü sırada yer almıştır. Halit Ziya Uşaklıgil’de Tepeyran için; “Onun bir eli eski itiyatlarını tutmakta gevşerken diğer elinin yeni ufuklara kuvvetle yapışacağında şüphe edilmezdi.” diyerek onun yılmaz iradesini vurgulamıştır. “Yeni Ufuklar” kavramı Tepeyran için, Türkiye'nin geri kalmışlıktan kurtulma sembolüdür. Bu amaçla “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyen ulu önderimiz Atatürk’te bu umudunun, bu özleminin sembolünü bulmuştur. Padişahıyla, Babıalisiyle, Babımeşihatıyla, Kuvayı İnzibatiyesiyle, entellektüellerin büyük çoğunluğuyla Atatürk’e karşı inanılmaz bir saldırıya geçilen dönemde Babıali’de Milli Mücadele’ye içtenlikle bağlanmış nadir kişilerden birisiydi.

Hayat hikayesi

Ebubekir Hazim Tepeyran, 1864 yılında Niğde’nin halk arasında "Tepeviran" adı verilen Yenice Mahallesinde doğdu. Ebubekir Hazim Tepeyran, Niğdeli Murat Paşa sülalesinden Bekir Bey'in oğlu Niğde Tahrirat Müdürü Hasan Bey'in oğludur. Isparta, Antalya rüşdiye mekteplerinde okuduktan sonra son sınıfı Niğde Rüştiyesinde tamamlamıştır. 1882 yılında Konya’da Konya Valisi Müşir Mehmed Said Paşa’nın yanında Maarif Meclis katipliği ve Vilayet Gazetesi muharrirliği ile memuriyete başlamıştır. 1886 yılına kadar bu görevine devam eden Tepeyran, Mehmed Said Paşa’dan sonra Vali olan Abdurrahman Paşa’nın Kastamonu’ya tayini üzerine onunla beraber Kastamonu Mektup Kalemi mümeyyizliğine ve Vilayet Gazetesi Muharrirliğine tayin oldu. Bilahare kendisine Kastamonu İdadisinde Mecelle ve Mülkiye Kanunları Muallimliği görevide verildi. Altı sene Kastamonu’da kaldıktan sonra 1891 yılında Abdurrahman Paşa’nın İzmir Valiliğine atanmasıyla Tepeyran’da onunla birlikte yine aynı görevle İzmir’e tayin oldu. Bilahare 1893’te Edirne Vali Muavinliğine, 1896 yılında da Dedeağaç Mutasarrıflığına tayin edildi. Bu görevinde 2 yıl 2 ay görev yaptıktan sonra Jön Türklerden olduğu ve padişah aleyhinde bulunduğuna dair Abdülhamit’e verilen jurnal üzerine bu görevinden azledildi.

Valilikleri

Dedeağaç Mutasarrıflığından azledildikten kırkbeşgün gün sonra Abdülhamit tarafından Musul’a vali olarak tayin edildi. Musul’da iki buçuk yıl valilikten sonra yine bir jurnal üzerine Şurayı Devlet Azalığına tayin edildi. Sonra 1903 yılında Manastır Valiliğine tayin edildi. Manastır’da üçbuçuk yıl valilik yaptıktan sonra Bağdat Valiliğine atandı. Burada kısa bir süre görev yaptıktan sonra önce Sivas sonra da 1908 yılında Ankara Valiliğine atandı. Bu görevinde altı ay bulunduktan sonra 1909 yılında (6 Mart 1325) İstanbul Şehremanetine (Belediye Başkanlığı) atandı. İstanbul’da vilayet makamı olmadığından vilayet işlerini Şehremini yapardı. Bu görevinden tahsisat anlaşmazlığı nedeniyle ayrılan Tepeyran, 1911 (12 Şubat 1326) yılında Hicaz Valiliğine, 1912’de ise Beyrut Valiliğine atandı. 1913 yılında usulsüz olarak Halep Valiliğine atanmasına rağmen protesto için bu görevine gitmemiş ve ikinci defa Beyrut Valiliğine atanmıştır. Bu görevin ardından 1914’te (6 Nisan 1914) Şurayı Devlet Mülkiye ve Maarif Dairesi Reisliğine atanmıştır. Sağlık durumu nedeniyle bu reislikten ayrılınca 1918’de Hüdavendigar (Bursa) Valiliğine tayin edilmiş ancak iki ay sonra Damat Ferit Paşa kabinesinin Dahiliye Nazırı Cemal yüzünden sebepsiz olarak azloloundu. Ancak iki ay sonra Damat Ferit Paşa kabinesinin düşmesinden sonra tekrar Bursa Valiliğine tayin oldu.

Dahiliye Nazırlığı

Ebubekir Hazim Tepeyran, memuriyet yaşamında bu görevlerde bulunduktan sonra 14 Şubat 1920’de Ali Rıza Paşa kabinesinde Dahiliye Nazırlığına atandı. Bu kabinenin ardından kurulan Salih Paşa kabinesinde de aynı görevini sürdürdü. Fakat bu kabinenin görevi İngiliz Temsilcisinin ve Vahdettin’in tazyikine rağmen “Kuva-ı Milliye”nin asi olduğunu ilan etmediği gibi “meşru” olduğuna inandığını ilgili temsilciye ve Padişaha bildirerek istifa eder.

“Zalimane Bir İdam Hükmü”

Bu istifadan sonra Bursa Valiliğinde bulunduğu sırada da “Kuva-i Milliye” yi koruduğu ileri sürülerek tutuklanır ve yedibuçuk ay cezaevlerinde hapis yatar. Kuva-i Milliye'yi korumaya ilave olarak Abdülhamit'in hal'i esnasında Yıldız Sarayındaki özel eşyalara el koyan komisyondaki görevinde de suistimalde bulunduğuna hükmederek Nemrut Mustafa Paşa Divanı tarafından idam hükmü verilir. Ancak Padişah Vahdettin bu cezayı kürek cezasına çevirir. Ancak Tevfik Paşa kabinesince Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbince verilen hükümleri temyiz eder. Yeni kurulan Divan-ı Harp, Tepeyran’ın mesuliyetsizliğine dikkat çekerse de beraatine karar verir. Daha sonra “Zalimane Bir İdam Hükmü” adıyla yayınladığı kitabında Nemrut Mustafa Paşa Divanında Bursa Valiliği ve İçişleri Bakanlığı görevinde bulunduğu sıralarda Anadolu’da teşekkül eden milli güçler yakınlığında dolayı idam cezasına çarptırılışını ve hapishanede geçirdiği günleri ayrıntılı bir şekilde günü gününe anlatmıştır. Cezaevinde geceleri küçük kağıtlara yazılarak, yatak altına saklanarak, akraba ve dostlarından ziyarete gelenlere parça arça verilerek dışarıya kaçırılmak üzere yazdığı bir eserdi.


Milli Mücadele Yılları

Ebubekir Hazim Tepeyran, kendisiyle aynı kabinede Harbiye Nazırı olarak görev yapan Fevzi Çakmak ile Ankara’ya kaçmayı düşünür. Ancak Fevzi Paşa’nın Ankara’ya gittiğini öğrenir. 24 Ocak 1921 tarihinde İstanbul’dan ayrılarak Ankara’ya gider. Ankara’ya geldikten sonra 31 Mayıs 1921 tarihinde ikinci defa Sivas Valiliğine olarak atanır. Bu dönemde Sivas’ta Koçgiri Ayaklanması sırasında Merkez Ordusu Kumandanı Nurettin Paşa ile anlaşmadığı için 1 Ağustos 1921 tarihinde Trabzon Valiliğine atanır. Bu görevi Tepeyran’ın Valilikte son görevi olur. 1922’de Valilikten ve elli yıla yaklaşan memuriyet yaşamından ayrılır. Ancak aynı yıl ikinci dönem Niğde Milletvekili olarak T.B.M.M.’ne girer. Daha sonra on yıl aradan sonra ikinci defa tekrar Niğde Milletvekili seçilir. 5 Haziran 1947 yılında vefat eder. Mezarı Erenköy aile mezarlığındadır.

Bu kısa yazıda Ebubekir Hazim Tepeyran’ın biyografide özetlemeye çalıştım. Ancak onu anlamak için özellikle “Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları”, “Hatıralar” ve “Zalimane Bir İdam Hükmü” eserlerini okumak gerekir.

Musul’da Petrol Şirketi Teşebbüsü ve Ebubekir Hazim Tepeyran

Ebubekir Hazim Tepeyran’ın en önemli ancak Yıldız Sarayı tarafından engellenen girişimlerinden biriside 1899 yılında atandığı Musul Valiliği esnasında bir petrol şirketi kurma teşebbüsüdür. Petrolün önemini anlayan nadir devlet adamlarımızdan olan Ebubekir Hazim Tepeyran, “erimiş bir altın gibi kıymetli olduğu için onun parıltılı bir şöhreti” olduğunu söylediği petrol hususunda bir şirket kurma girişiminde bulunur. Yıldız Sarayına bunun için müracaatta bulunarak (sekiz levanta şişesi petrol numunesi ile birlikte) üçte biri Hazine-i Hassa’nın payı olmak üzere bir petrol şirketi kurulması için izin ister. Bu müracaata izin çıkar ve Tepeyran derhal faaliyete başlar. Ancak bu esnada Bağdat Demiryolu Projesi için Bağdat’a gitmekte olan bir Alman heyeti Musul’a inceleme için gelmiştir. Bu heyet Ebubekir Hazim Tepeyran’a da ziyarette bulunurlar. Ebubekir Hazim Tepeyran bu heyete bir yemek verir. Bu yemek sırasında heyette bulunan Von Kap isimli bir mühendis tesadüfen odanın penceresinde bulunan petrol numunelerini görür ve bunların ne olduğunu sorar. Ebubekir Hazim Tepeyran bunların petrol olduğunu ve Dicle nehrinin yakınında petrolü rafine edecek bir şirket kurduklarını belirtir. Von Kap şişeleri inceledikten sonra “Bunun rengi ne kadar mavi ve berrak. Dünyanın hiçbir yerinde tabii halde bu derece berrak bir petrol görülmemiştir.” diyerek petrolün kalitesini belirtir. Bu heyet Musul’dan ayrıldıktan dört beş hafta sonra Mabeyn Başkatibinden gelen telgrafla “petrol şirketinden vazgeçilmesi” direktifi verilir. Bu durumu Ebubekir Hazim Tepeyran anılarında, “Bu feci sonuçtan ben de, tekmil Musul ahalisi de pek mahzun ve mükedder olduk.” diye belirtir.

Ebubekir Hazim Tepeyran’ı Niğde unutmamalı


Ebubekir Hazim Tepeyran gibi basiret timsali değerli bir devlet adamının değerine Niğde Kamuoyu gereken duyarlılığı her nedense gösteremedi. Sadece bir ilköğretim okuluna adını vermek yeterlimidir acaba? Niğde Üniversitesinde “Ebubekir Hazim Tepeyran Tarih Araştırmaları Enstitüsü” açılamaz mı? Böyle bir girişim için çok geç kalmadık mı?

Fehmi Dinçer

27 Nisan 2008

Ankara

Eserleri:

Ebubekir Hazim Tepeyran, Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1982. (Hazırlayan:Sadi Borak) (160 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran, Canlı Tarihler (Hatıralar-I), Türkiye Yayınevi, Kenan Matbası, 1944. (407 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran, Hatıralar, Pera Turizm ve Ticaret A.Ş., 1998. (601 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran, Zalimane Bir İdam Hükmü, İstanbul, 1946. (232 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran, Küçük Paşa, İnkilap ve Aka Kitabevi, İstanbul.(2.Baskı)

Ebubekir Hazim Tepeyran, Eski Şeyler, Ahmet İhsan ve Şürekası Matbaacılık Osmanlı Şirketi, 1325/1910, İstanbul. (Osmanlı Türkçesi – 238 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran¸ Kar Çiçekleri, Milli Mecmua Matbaası, İstanbul, 1932. (78 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran, İdari - İçtimai Sanihat, Beyrut Vilayet Matbaası, 1331. (Osmanlı Türkçesi – 88 sayfa)

Ebubekir Hazim Tepeyran, Les fleurs dégénérées, (Yozlaşmış Çiçekler) 1.cilt., İmprimerie Milli Medjmoua, Stamboul, 1931. (Fransızca yazdığı şiirler– 109 sayfa)

Kaynaklar:

Abdülkadir Hayber, Ebubekir Hazım Tepeyran, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları,Ankara, 1988.


Unutulan Bir Mason ve İttihat Terakki Üyesi:Mehmet Galib Bey

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=76767



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, rastlantı beni bloğunuza attı. Çok güzel bir tanıtım yazısı olmuş. Ben HATIRALARINI keyifle okumuştum.Birinci elden 1800 lerin sonlarını okumak çok etkileyici. Özellikle Kastamonu'daki yaşamı ve kuşların kışın beslenmesi beni çok etkilemişti. Edebiyat dili oldukça yüksek , anlatım gücü kuvvetli bir yazar olarak hatırımdaydı. Vali veya devlet hizmetinde olmasına rağmen bu denli güzel yazabilmesi aydınlığının bir ölçütü sanki. Sonradan Oktay Akbal'ın dedesi olduğunu da öğrendim. Teşekkürler.

Ezgi Umut 
 13.01.2012 0:02
 

Kendisini sizin yazınız sayesinde tanıdım.Daha önce hiç ismini duymadığım bir şahıs.Bilgi birikiminizden blog sayesinde bende faydalanabildim.Tarihle ilgili konuları okumayı seviyorum fakat pek vaktim olmadığı için yada vakit ayıramadığım için okuyamıyorum.Blog sayfalarında çıkan tarih yazılarınıda kaçırmamaya çalışıyorum.Bu değerli bilgileri bizlere ulaştırdığınız için teşekkürler .Saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 28.04.2008 11:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 4868
Kayıt tarihi
: 23.03.07
 
 

1959 yılında Fertek - Niğde'de doğdum. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster