Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
859
 

Tarihi ters çeviren yazılar-Tabelalar

Tarihi ters çeviren yazılar-Tabelalar
 

Ülkemizde tabela işinde (ilan ve reklâm hariç) çalışan kaç kişi var? Kaç aile bu işten ekmek yiyor? Çünkü dükkânların önündeki tabelaların bunun dışında faydasını göremiyorum. Hem birilerine iş alanı yaratmak için uydurma meslekler mi icat edelim? Madem öyle örneğin kantar kıran vatandaşlarımızı tepelere koyalım, rüzgâra siper olsunlar, üşümeyelim. Tabelacılık işiyle bunun arasında ne fark var? 

Tabelacıların bu işteki amacı sattıkları ürünleri gözümüzün içine sokmaktır. Biz amayız, körüz, şaşıyız ya bakmak ve görmek yetmiyor. 

Gümpür satıyorsun, kumpir, patato, patates… Yap ahırını, pardon deponu dükkânını her neyse, doldur içini. Yaz kapıya”patates”. Yanına da bir patates resmi. Yetmediyse bir tencere de haşlanmış patates koy, gelen giden yesin bari. Mezar taşı gibi koymuşsun oraya bir koca tabela. Ben de seni öldü sandım! Nerde o günler hahahahaha! 

Tabela mecburi mi? Yani bir işyeri, bir dükkânı olan tabela koymak zorunda mı? “Aç kanunu oku” demeyin; sıkılıyorum çünkü. Ama bana sanki mecbur olamaz gibi geliyor. Eğer kanun mecbur diyorsa uymayın kardeşim. Bakın ben de bir ürün sayılırım. Allahütealâ yapmış, üretmiş. Kıçımda tabela mı var? Hem dükkân benim, kim ne karışır? Öküz boynuzu takarım, ölü karga koyarım kapıya. TC bu kadar saf olamaz, bu nane sizin işiniz esnafcıklar! Lakin işin ucunda vergi var ve devletçik paranın kokusunu almış olabilir. 

Türkiye’de kaç dükkân var? 10 milyon.10 milyon da tabela. Bu 10 milyon tabelanın satılan ürünlerin miktarını artırdığını bana bir kişi bile ispat edemez. “ Ahmet’in ticarethanesi!” Sırf hava. Balon mu şişirecen, napcan havayı? 10 milyon tabela ne kadar emek, ne kadar malzeme ve ne kadar para gerektirir? Yap hesabı, 10 milyar lira çıkacak. Halk açlıktan ölüyor, kuru tabelaya 10 milyar veriyorsun. Devletse de, esnafsa da, halksa da, benisem de bu yapılan aptallıktır! 

İşte sana çevre kirliliği. İşte sana görüntü kirliliği. Tabela için belediyeye para verdiğine göre bu kanuni bir zorunluluk olmalı diyeceğim ama tabela kanununa baktığımda tabelayı işyeri sahiplerinin mallarını, dükkânlarını tanıtmak için kendilerinin koyduğunu devletin ve belediyelerin ise bu ilan ve reklâmın nasıl yapılacağını, sorumluluk, müeyyide ve mükellefiyet durumlarını düzenlediklerini anladım. Yani bu saçma sapan iş esnafın marifeti. 

Peki, bir faydası var mı? İşte dükkânlara asılı tabelaların bizlere sağladığı muhteşem faydalar. 

Tabelalara bakacağım diye dikkati dağılan insanlara araba çarpıyor. 

Bozuk tabelalarda patates almaya girdiğin yerde domates çıkıyor, sinir oluyorsun. 

-Ülkemizdeki malzemeleri tüketiyor; tabut yapmaya malzeme bulamıyoruz. 

-Tabela başı belediyeye bin bin” gördüm, uçlan” parası veriyoruz. 

Daha ne olsun! 

Tabela işyeri ve dükkân sahibinin ürününü tanıtmak ve satışını artırmak için bir ilan ve reklâm imkânı sağlıyor mu? Marka ürünlerin sadece isimlerinin görünmesi yeterli. Arçelik, Erikli suyu, Cocacola, Omo gibi. Bir avuç para verip ışıklı, yaldızlı kocaman tabelalara gerek yok. Kalitesiz ürün satıyorsan dükkânın dört tarafını tabelayla doldursan da zaten satamıyorsun. Ancak satılan ürünün alıcı tarafından görülüp bilinmesi de gerekiyor. Ürünün adını kapıya bir yere yazarsın: Patates dükkânı. Zaten tabelada, satılan ürünün kalitesi, niteliği, niceliği hakkında aydınlatıcı bir bilgi yok ki. Kişi dükkânına bir isim vermiş, bu isim altında satış yapıyor. Mal ile ilgisi yok. Çoğu zaman ne sattığını bile anlamıyorsun. “ Erdemirler” Ağırlıklı olarak kendi reklâmını yapıyor. Sanki onu alacağız; torbaya doldurup götüreceğiz. “Yuvarlak Hasan Efendi güllabiyecisi” Temiz bir dükkân yap. Koy içine güllabiyeleri. Kapıya da “güllabiye” yaz. İster Yuvarlak Hasan Efendi olsun isterse dört köşe basan efendi, canım çekerse gelir yerim. Yuvarlak Hasan Efendiymiş, manyak bunlar ya hahahahaha ha! 

Bir yere gittik Anadolu’da, gezmek için, sanki paramız var da. Vardık, bir de ne görelim, avuç içi kadar yer, girişinde 100 tane tabela. Sinirlendim, geri döndüm anasını satayım. Bari görsel yanı olsa; baktıkça içimiz açılsa. Kadın resmi yapacağına odun resmi yapmış; kendi odun ya. Bazen kapıda asılı tabeladan dükkânı göremiyorsun. Bazen de tabelanın arkası boş çıkıyor. Kimi zaman aynı yerde on tane tabela. Hangisi nereyi gösteriyor anlamak zor. Ve ilgisiz tabelalar. Bir yeri arıyorum, saatlerce bulamadım. Köşeye bir ok resmi yapmışlar, aradığım yeri gösteriyor. Köşeyi döneceğim, tamam. Köşeyi dönüyorum ve 3, 5 saat daha gidiyorum. Bazen tabelaya bakıp içeri giriyorsun, başka bir yer çıkıyor. Kuru yemişçi diye giriyorsun bir bakmışsın kadınlar hamamı. 

Tabelaların insanların sinirini bozduğu ve stresini artırdığı test edilip onaylanmış ve kanıtlanmıştır. 100 çeşit koca koca yazı hangi insanda akıl bırakır ki? Örnek olarak içinizden birisi bir örnek dükkân yapsın. Ne tabela ne bir şey. Ne sattığını (gıda, mobilya, giyim vs) kapının girişine yazsın. Dükkânı temiz ve güzel, ürünleri de kaliteliyse satışı normal olacaktır. Burası tabela için 5.000 lira masraf yapıyordur. Bu para da cebine kalacaktır. 

Ülkemizdeki işyerlerinin ve dükkânların çoğu kazanamadıkları için değil, akılcı bir şekilde harcama yapmadıkları için batmaktadır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru söylüyorsunuz da bu iş yumurta-tavuk hikayesi Kerim Bey! O ne görsel kirliliktir, o ne enerji sarfiyatıdır ama gelin görün ki o sektörden binlerce kişi ekmek yiyor, devlet de vergi alıyor. Hiç ortadan kaldırırlar mı. Siz de benim gibi, insanı aptal yerine koyan bu cingözlüklere gelemiyorsunuz! Bu düzeni değiştirmek zor ama kişisel olarak haksızlıklara karşı çıkabilir, çevremizi uyarabiliriz. Ancak toplum bilinçlendikçe, sayı arttıkça bir şeyler değişebilir. Geçenlerde bankaların sms vurgununu yazdım (Ve Lucifer "kandır" dedi insanları.) Dün de ünlü bir zincir markette elime çekiliş kuponu tutuşturdular. Çekilişe katılabilmek için falanca numaraya sms atacakmışım! Bilmem kaç milyon lira sms'ten vuruyor, dörtte birini hediye dağıtıyorlar. İnsanlar da sanıyor ki yaptıkları alışverişten dolayı ödüllendiriliyorlar! Ve bunu ünlü holdingler yapıyor! Yaptığım donkişotluk da olsa bu rezilleri afişe etmeye devam edeceğim ben. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 25.11.2011 13:03
Cevap :
Yok yok bu dediğiniz fazla işe yaramıyor...Ben çizmelerimi giyip dağlara çıkacağım...70 yıl önce de ülkenin durumu böyleydi 70 yıl sonra da böyle olacak...Kendimizi aldatmayalım.Sömürü düzeni çarklarını kurmuş.Size bir soru: Bugün asgari ücret alan birinin torununun torunu daha fazla maaş alacak diyebilir misiniz? Ben diyemiyorum çünkü 70 yıl önce yaşayan dedem de benim gibiymiş.Ben sizi anlıyorum ama siz beni anlamıyorsunuz.780 bin km lik ülkede ben yemeye ekmek bulamıyorum.Çünkü ülke kullanılmıyor,paylaşım adil değil.  25.11.2011 14:30
 

Sayın dostum, bu yorumuma kızacaksınız. Ama mecburen yazıyorum. Çünkü müthiş blok yazılarınız yanında bu yazınız bana anlamsız ve zorlanmayla yazılmış gibi geldi.Benim," blogun en iyi yazarı " olarak göstereceğim iki üç yazardan birisiniz.Bu yazınız çok zayıf ve mantık ötesi kalmış,kusura bakmayın.Bu yazınızı bence kaldırın. Zira Tabelanın lüzumsuz olduğunu söylemenin bence hiçbir dayanağı yok.Bütün dünya ülkelerinde tabela var. Haddimi aştıysam çok özür dilerim. Yazılarınızın topluma hep yol göstermesi dileğiyle,saygılar sunarım.

yılmaz çetingöz 
 06.02.2011 13:49
Cevap :
Ben tabela olmasın demiyorum ki...Yoksa ürünleri ve satış stantlarını nasıl anlayacağız? Dükkandan büyük tabela mı olur Yılmaz bey? "Store" sistemi gelmeli. Yani patates bir yerde satılmalı ve kapısına "patates" yazılması yeterli olmalı.Tabelalar insanları yanıltıyor. Yazım güzel olmayabilir ama gözümüze gözümüze batan koca koca yazılar ,tabelalar,afişler sizce de ciddi bir görüntü kirliliği yaratmıyor mu? Aramızda farklı görüşler mutlaka olacak.Bir başka arkadaşımda bu önemli konuyu yazdığım için bana teşekkür etti.Yazım özenli olmadı; haklısınız.Kısa sürede yazmam aslında ama bu öyle sıkıştı.Ama bence konu önemli.Ama bir de sizin şu dünyada var sözünü kusura bakmayın kabul etmiyorum.Beni dünya ilgilendirmiyor. Ben ülkeme bakarım.Bu arada henüz haketmediğim bir iltifatta da bulunmuşsunuz.Bu iltifatı lütfen meydanlara çıkıp bu davayı başarırsam yapınız.Şimdilik benim sadece iyi niyetim var.  06.02.2011 16:46
 

Şaka bir yana da, gerçekten çok sinir olduğum bir konuyu ele almışsınız! Üçüncü Dünya ülkesi özellikleri bunlar. Aynını Bangladeş caddelerinde, Mısır'da görmek mümkün. Her ikisinin de durumu malumunuz. Ama Avrupa ülkelerinde durum hiç de bizdeki gibi değildir. Hepsi bir kenara. Tabelalardaki Türkçe olmayan kelimelere ne demeli? Kendi dilimize eşşek arısı sokmuş gibi, gidip elin dilini ödünç alıyoruz! Ayrıca, sokakta bizim göz zevkimizi bozmaya kimin ne hakkı var ki? Belediyeler tabelanın büyüklüğüne göre ücret alıyorlar. Yani ne kadar büyük, o kadar çok para. Oysa psikanaliz der ki; çok önemsedikleri "şey"leri küçük olan adamlar, gidip gidip devasa şeyleri tercih ederler. Devasa ekran, devasa araba, devasa tabela vs. Önemsedikleri şeyden kastım elbette beyinleri :) Yoksa başka ne olabilir? :))) Güdük beyinlerin komik sonuçları bunlar... Maalesef... Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 03.02.2011 23:13
Cevap :
Hay aksi yakalandım şimdi.Ben de kocaman ekranlı plazma TV meraklısıyım.Ayrıntıları ufak ekranda göremiyorum.Emine hanımcığım şimcik ben küçük adam mı oldum?Gerçi fukaralıktan alamadık ya.Mezarıma koyarlar belkim.Çok sivri kelimeler vardı korkudan sildim.Önüme gelene kalaylıyordum.Daha önceki bir yazımda yine kalay yüzünden kendisine alınan biri"Uzaktan küfret bakalım bir gün yakalarız seni" dediydi.Cesaret hapı çıktı mı,haberiniz var mı?Kullanıyım bari yoksa yazı yazamıyacam.  04.02.2011 5:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5631
Toplam yorum
: 14287
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster