Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '08

 
Kategori
Mimarlık
Okunma Sayısı
6006
 

Tarihi ve modern binaların restorasyon ve cephe işleri

Tarihi ve modern binaların restorasyon ve cephe işleri
 

Malkara Gazi Ömer Paşa Camii Sestorasyon ve yenileme çalışmaları.


Özellikle tarihi yapı ve eserlerde; taş cephe ve duvarlar, mozaik sıvalı yüzeyler, Bürüt beton yüzeylerde ; zamanın ve şehir - doğa şartlarının sonucu oluşan kirlerin ve zaman içerisinde uygulanan boyaların temizlenmesinin en dogru ve ucuz yolu olarak görülen mikro hassas kumlama çalışmalarımızı taş oyma ve işleme konularında uzman ekibimizle en son teknoloji ürünü makina ve ekipmanların yanı sıra Özel işlerimiz için yeni tasarlattığımız başka hiçbir yerde bulamayacağınız makinamızla sorunsuz birşekilde hallediyoruz.
İç mekan Kumlamalarında İş ve İnsan Sağlığı açısından kaçınılmaz olan havalandırma ve toz temizleme ünütesini hazırlıyoruz.

GAZİ ÖMER PAŞA CAMİİ RESTORASYONU

Şehirlerde'ki hava kirliliğinin bir neticesi olarak, Gazi Ömer Paşa Camii taş yüzeyleri yoğun bir
kir tabakası ile kaplanmıştır. Geçmiş dönemlerde tamirat amaçlı yapılan çalışmalarda yer yer yapının yüzeyinde
ve minare kovasında çimento sıvalar kullanılmıştır. Cami içerisindeki taş oyma işçilikli mihrap ve hutbede ise
700 yıllık bina tarihi boyunca 5 katı boya 2 katı osmanlı macunu ( bez macun ) olmak üzere 7 kat boyanmıştı.
Çalışma başladığında ilk amaç içeride edirne kara taşından yapılan mihrap ve hutbenin boyalardan arındırılıp taş
yüzeyin ortaya çıkarılması, dış yüzey ve duvarlarında küfeki taşına zarar vermeden yüzeydeki kir tabakası ve
sonradan yapılan çimento ilavelerin alınmasıydı. Bu doğrultuda dış cephesi yaklaşık 450 m2' yi bulan alan,
restorasyon kuralları çevresinde bütün dünyada uygulanan yöntemlerle taşa zarar vermeden temizlenmiştir. Yıllardan
beri ülkemizde mimari restorasyon söz konusu olduğunda ilk akla gelen, yapı eğer taşsa yüzeydeki bozulmalarda
"çürütme yöntemi'' adı verilen ve yapıya büyük zarar veren bir yöntemle bozulmuş olan taşların duvardan sökülmesi
ve yerine çimento ile yeni taş konulmasıdır. Taş çürütme esnasında yapıda kılcal çatlaklıklar oluştuğu gibi,
çimento kullanımı nedeniyle yapıya tuz yüklemesi yapılmaktadır. Oysa restorasyonun temel amacı, esere zarar vermeden
ve orijinal yapısını bozmadan korunmasını sağlamaktır. Çürütme esnasındaki darbeler sonucunda, taşın bünyesinde
Zamanla bu çatlaklardan içeri giren yağmur suları ve bitki kökleri çatlağın daha da büyümesine ve taşın parçalanmasına
neden olur. Kullanılan çimento bazlı harçlar ise, etrafındaki taşların zamanla zayıflayarak çürümesine sebep olur.
Çimentonun diğer bir zararı ise tuz içeren bir malzeme olduğundan sürekli olarak esere tuz vermesidir. Restorasyon
çalışmalarında en öncelikli düşünce eserin yüzyıllarca yaşaması gereken bir yapı olduğunun bilincine varılarak
malzeme ve yöntemin bu doğrultuda seçilmesidir. Kabul etmeliyizki elli veya yüz yıl eser için oldukça kısa
bir zaman dilimidir.

Ülkemizde ilk defa yukarıda sözü edilen yanlış yöntemler bir kenara bırakılarak en ileri restorasyon
projelerinde uygulanan yepyeni yöntemler kullanılmıştır. Yapının bütün yüzeyini kaplamış olan kir tabakası ve kuzey
yönünde daha önceki tamiratlar sırasında yapılmış olan sıvalar temizlenmiştir. Daha önceki tamiratlar sırasında çimento
bazlı harçla sıvanmış ve üzeri bir çok kez boyanmış minare kovasında bulunan boya ve çimentolar tamamen temizlenerek
orijinal küfeki taşlarla ve tuğla örgüler ortaya çıkarılmıştır. İç mekandada hassas kumlama yöntemiyle oymalı taş
öğeler maksimum özenle boyalardan arındırılarak temizlenmiştir.

Temizlik işlemi yapıldıktan sonra büyük bir bölümü bozulmuş olan caminin dış cephesindeki tozuyan ve
kavlayan taş yüzeylere sertleştirme yapılmıştır. Taşların sertleştirilerek korunması işlemi dünyanın bir çok ülkesinde
dış cephedeki taş eserlerde kullanılan bir yöntemdir. Kavlamış ve tozumakta olan taş yüzeyinin tekrar eski direncine
kavuşmasını sağlar. Kullanılan malzeme taş yüzeyinde herhangi bir renk değişimine neden olmadığı gibi, eser bünyesindeki
nemin dışarıya çıkmasına da engel teşkil etmez. Bu nedenle küfeki taşının yapısına çok uygundur. Bu şekilde taş eski
sertliğine kavuşturularak zarar verici hiç bir müdahalede bulunmadan orijinalinin korunması sağlanmaktadır. Daha önce
kavlayıp dökülmüş olan bölümlere ise ülkemizde diğer bir ilk uygulama olarak hidrolik kireç harcı ile dolgu yapılmıştır.
Bilindiği gibi eski yapıların tamamında bağlayıcı harç olarak kireç harcı kullanılmıştır. Bu harcın eski eser için en
uygun malzeme olduğu bütün kesimlerce tartışmasız kabul edilen bir gerçektir. Gazi Ömer Paşa Camii gibi büyük bir yapının
çimento kullanılmadan restore edilmesi fikri ilk etapta bütün çevrelerde kuşku ile karşılanmıştır. Ancak kurum olarak
geleneksel yöntemlerin günümüzde de başarı ile uygulanabileceği tezinden hareketle hu uygulamayı gerçekleştirdik. Sözü
edilen uygulama aslında bilimsel çalışma yapan dünyanın çeşitli ülkelerindeki önemli kurumlar tarafından da başarıyla
uygulanmaktadır. Bu çalışmayı üç grup olarak ele almak mümkündür.

a. Daha önce kavlamış ve dökülmüş olan taş yüzeylerine dolgu yapılması. Taş yüzeyinde bulunan çukurluklar ye oyuklar
taşın görünümüne ve gözenekliğine uygun olarak hazırlanan harç ile doldurulmuştur.

b. Derz dolguların yapılması. Yukarda sözü edilen çimento derzler temizlendikten sonra hidrolik kireç harcı ile hazırlanan
dolgu harcı bütün dış ve iç derzlerde kullanılmıştır.

c. minare kovası içinde ver alan tuğla imitasyonlar. Tuğla olan bölümlerde de hidrolik kireçle hazırlanan harç ile
imitasyon yapılarak eski görünümüne kavuşturulmuştur.

Yapılan harcın içinde hiçbir çimento esaslı malzeme ve kimyasal sertleştirici bulunmadığından, tamamen
doğal ve küfeki taşı ile uyumlu olan dolgular esere hiç bir zarar vermeden korunmasını sağlamıştır. Böylece Gazi Ömer
Paşa Camii, bütün yapıda eski yöntemlerle yapıya zarar verebilecek herhangi bir malzeme kullanılmadan yapılan ilk
restorasyon örneklerinden olmuştur.

Muammer ALTUN
STARCEPHE

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tarihi binanin taş yüzeylerinin önceden boyandığı boyalardan temizlenmesi taş yüzeyin doğal hale getirilmesi için ne yapmalıyım

dogan peker 
 02.08.2008 0:31
Cevap :
Tarihi taş yapıların temizliğinde dikkat edeceğimiz ve izleyeceğimiz yolu belirlemek için; 1. Yapıda kullanılan Taş malzemenin niteliği ve cinsi. 2. Kirlenmenin veya Yüzeye uygulanan boyaların türünü, Belirleyip bu doğrultuda haraket etmeliyiz. Ülkemizde, Tarihi yapılarda kullanılan yüze yakın taş çeşiti vardır. Bunların ençok bilinen ve uygulananları Marmara taşı, Küfeki taşı, Limra , antalya taşı ve Sarımsak taşı ve Adi duvar taşları denilen Çakmak taşları ve kayaçlardır. Sorunuzda Taş cephelerin Boyanmış oldugunu söylüyorsunuz. Birçok kişinin yaptığı gibi çeşitli kimyasallarla çıkarmayı deneyebilirsiniz fakat başarı ihtimaliniz hiç olmaz, çünkü taş yüzeyi tam düz bir satıh olamayacağından boyalar kabarsa bile kazıyamayacaksınızdır.boyaların yüzde doksanı temizlensede taş yüzeyindeki çatlak ve deliklerden boyaları alamazsınız ve kalan yüzde onluk kısım tüm cepheyi dahada berbat göstermeye yetecektir... Devamı için yeni konu açacağım...  03.08.2008 12:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2150
Kayıt tarihi
: 05.07.08
 
 

StarCephe Restorasyon ve İnşaat San.Tic.Ltd. Şti. kurucularından ve yönetim kurulu başkanıyım. Şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster