Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
11819
 

Tarihin en feci diktatörleri ve sonları

Tarihin en feci diktatörleri ve sonları
 

Tarihteki bazı diktatörler


İnsanlık tarihi var olduğundan bugüne kadar çok önemli bir süreçten geçmiştir. Yerleşik hayata geçip toplumsallaştıktan sonra toplum yaşamını düzenleyen kurallar koymuşlardır. Bunlar; 1- Hukuk, 2-Din, 3-Ahlak, 4-Görgü (Adab-ı muaşeret) kurallarıdır. Ancak iktidarı ve gücü bir şekilde ele geçiren ruh halleri normal dışı sayılabilecek bazı insanlar diktatör olmuş, yönettiği ve kendisinin gücünü sarsabilecek karşı duran insanlara her türlü acıyı yaşatmaktan kaçınmamışlar, ülkelerini ve dünyayı cehenneme çevirmişlerdir.

Yeryüzündeki bilinen diktatörlerin ölümleri de hayatları gibi birbirine benzemiştir. Kimi sürgünde yaşamını yitirirken kimi de idam edilmiştir. Mısır ve Tunus'ta yaşanan son gelişmeler de "Zulüm ile abat olanın ahiri berbat olur" atasözünü bir kere daha doğruluyor. Bütün siyasi yetkileri kendilerinde toplayan ve halklarına her türlü acıyı yaşatan diktatörlerin çoğu halk ayaklanmalarıyla devrildi. Bazıları gönderildikleri sürgünlerde yaşamlarını yitirirken, kimi diktatörler ise ya öldürüldü ya da intihar etti.

Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin canlı yakalanıp asiler tarafından linç edilmesi tarih sayfalarında kalmış eski diktatörlerin sonlarını akla getirdi. Halkları tarafından istenmeyen adam ilan edilen diktatörlerin çoğu ecelleriyle değil kurşuna dizilerek, intihar ederek ya da idam edilerek ölüyor. En büyük ortak noktaları ise son sözlerinde saklı: “Sahiplik duygusu.” Diktatörler genellikle son nefeslerini vermeden hemen önce ülkelerinin “kendilerine ait” olduğunu vurgularken üzerlerinde yaşayan insanları da kendi çocukları olarak betimlemiş. Tıpkı Kaddafi’nin 42 yıllık iktidarının ve 69 yıllık yaşamının ardından memleketi Sirte’de halkı tarafından linç edilirken “Ben sizin babanızım, evlatlarım; beni öldürmeyin, haramdır” sözlerinde yansıttığı gibi.

Diktatörlerin feci sonlarına yakın tarih içindeki en acı örneklerden biri de devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in idamı oldu. Irak'ı 24 yıl boyunca demir yumrukla yöneten devrik lider Saddam Hüseyin, bir yıl süren Duceyl davasında aldığı ölüm cezasının temyiz makamı Yüksek Mahkeme tarafından da onaylanmasından sonra 30 Aralık 2006'da asılarak idam edildi.

Tunus'ta, seyyar satıcılık yapan Muhammed Buazizi'nin, arabasına polis tarafından el konulması üzerine Sidi Buzid şehrindeki bir devlet dairesi önünde kendisini ateşe vermesi sonu hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolar bölgedeki birçok ülkeyi etkiledi. Seçimle iş başına gelen fakat 23 yıl boyunca halkını demir yumrukla yöneten Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali, işsizlik ve yoksulluk yüzünden başlayan halk ayaklanmasının sonunda ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

Sokağın baskısına boyun eğerek, 14 Ocakta, iktidarını bırakıp kaçan Zeynelabidin Bin Ali gibi Hüsnü Mübarek de yıllardır baskı altında tuttuğu Mısırlıların 18 gün süren protesto gösterilerinin ardından 32 yıll ık iktidarını bırakmak zorunda kaldı.

Enver Sedat'a yapılan suikastın ardından cumhurbaşkanlığı görevinin yanı sıra Ulusal Demokratik Parti'nin liderliğine de seçilen Mübarek, 1987, 1993, 1999 ve 2005 yıllarında yapılan ve muhalefetin katılımının kısıtlandığı seçimlerde arka arkaya dört kez göreve seçildi. Seçimle iş başına gelen fakat demokrasiye inanmayan ve oğlu Cemal Mübarek'i yerine geçirmeye hazırlanan Hüsnü Mübarek, 1981'de ilan edilen sıkıyönetim ile elde ettiği olağanüstü yetkileri muhalif sesleri bastırmak için kullandı.

Tarihin en kanlı diktatörlerinden Adolf Hitler, 1934'de Hindenburg'un ölümü üzerine devlet başkanlığı ile başbakanlığı birleştirerek diktatör oldu. 2. Dünya Savaşı'nda tüm dünyaya büyük acılar yaşatan Hitler, 1945 Nisan ayı sonunda, Almanya'nın yenilgisi kesinleşip Ruslar Berlin'de ilerlerken, son anlarda evlendiği Eva Braun ile beraber intihar etti.

Avrupa'nın ilk faşist lideri olan Benito Mussolini de İtalya'da 1922'de başa geçmesiyle baskı ortamı başladı. Duçe, Faşist Parti dışındaki diğer partileri kapattı. Sendika hareketlerini kanun dışı ilan etti, kitap ve gazetelere sansür getirdi, eğitimi sıkı kontrol altına aldı ve bunun gibi birçok düzenleme yaptı. Mussolini ile sevgilisi Clara Petacci, 28 Nisan 1945'de İtalyan mukavemetine mensup savaşçılar tarafından öldürüldü. Ertesi gün Mussolini, sevgilisi ve birkaç yandaşının cesedi Milano'da Loreto Meydanı'nda sallanıyordu.

Avrupa'nın son diktatörlerden Nikolay Çavuşesku ise komünist lider Gheorghiu-Dei'nin 1965'te ölümünden sonra, Romanya'nın lideri ve Devlet Konseyi Başkanı oldu. Serbest düşünce ve medya üzerinde çok sıkı kontrol uygulamaya başlayan Çavuşesku, her şeyi karneye bağladı. Bu uygulama, ciddi yiyecek, giyecek ve ilaç sıkıntısı doğurdu. Halk açlık sınırında yaşarken Çavuşesku lüks ve ihtişama dayalı bir yaşam sürdürdü. Doğu blokunun göçmesiyle birlikte Çavuşesku'nun iktidarı sallanmaya başladı. 1989 yılında Çavuşeku, Macar asıllıların yaşadığı Timaşvar'da gösteri yapan halka ateş açılmasını emredince, başlayan devrim hareketi dalga dalga yayıldı. 22 Aralık 1989 tarihinde karısıyla birlikte kaçmaya çalışırken yakalandı ve ihtişamlı yaşamı, eşiyle birlikte idam mangası önünde son buldu.

Balkanları kan gölüne döndüren eski Yugoslavya'nın, savaş suçu işlemek suçundan Lahey'deki mahkeme tarafından yargılanan eski devlet başkanı diktatör ruhlu Slobodan Miloseviç, 11 Mart'ta hücresinde kalp krizi geçirerek öldü.

Portekiz'de 1932 yılında iktidara gelen Antonio de Oliveria Salazar, 36 yıllık iktidarında halkına büyük acılar yaşattı. 1968'de beyin travması geçirdikten sonra 27 Temmuz 1970'te öldü.

Filipinler'de 1986'da halk ihtilaliyle devrilen ve yurt dışına kaçan Ferdinand Marcos, 1989'da Hawai'de öldü. Ülkesinin milyonlarca dolarını yurt dışına kaçırdığı bilinen diktatörün eşi İmelda Marcos ise sahip oldu ğu binlerce çift ayakkabısı ile dünya kamuoyunun uzun süre dikkatini çekmişti.

32 yıl boyunca adını Zaire olarak değiştirdiği Kongo'da iktidarda kalan Mobutu Sese Seko, kendi adını da Mobutu Sese Seko Kuku Nbengdu Wa Za Banga'ya (Zaferden zafere koşan) çevirdi. Mobutu, ülkesinin ekonomik iflası ve zorlamalar karşısında 1990 yılında çok partili sisteme geçerek, ilk kez muhalefetten gelen bir başbakan ile iktidarı paylaşmak zorunda kaldı. Kabile birliklerinin iktidarı ele geçirmesinden sonra Fas'a sığınan Mobutu, 7 Eylül'de sürgünde yakalandığı kanser hastalığından öldü.

Paraguay'ı 1954-1989 arasında diktatörlükle yöneten General Alfredo Stroessner, 35 yıllık iktidarın ardından 1989'da devrildi ve Brezilya'ya kaçtı. Diktatör, 93 yaşında sürgünde hayatını kaybetti.

Etiyopya İmparatoru Haile Selasiye'yi 1974'te deviren askeri yönetimin önde gelen ismi olan Mengistu Haile Mariam'ın, 1975'ten 1991'e kadar süren yönetim süresince yüz binlerce Etiyopyalı ülkesini terk ederek, çeşitli ülkelere sığınmak zorunda kalmışlardı. 1991 yılında devrilen ve Zimbabve'ye sığınan devrik diktatör, ülkesinde yapılan gıyabi yargılamasında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 

İngiliz Algernon Sidney  demiş ki “Bir Ulusu tek kişinin idare edebileceğine inanırım, şu şartla: O adam ayaklarında çizme, elinde kırbaç, O Ulus sırtında semerle doğarsa.”

Atatürk diyor ki; « Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar; evet bu doğrudur. Benim arzu edip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü, ben zoraki ve insafsızca hareket etmek bilmem. Bence diktatör, diğerlerini iradesine boyun eğdirendir. Ben, kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim. »

Kırık kalplere selam olsun.

Nizamettin BİBER

Erol İrdelmen bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nizamettin bey, ben de bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyordum, ama siz benden önce davranmışsınız ! Kutlarım. Diktatörlerin ortak bir özelliği de kendilerini uluslararası bir komplonun kurbanı olarak görüp hayali düşman yaratma (Antagonizm Sendromu) sendromuna kapılmaları ve dünyada gitgide yalnızlaşmalarıdır. Onlar içim kendi otoritelerine karşı çıkan ve eleştiren herkes kötüdür: Gençler, halk, yazarlar, sanatçılar, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, Uluslararası Af Örgütü, dünya liderleri, dünya medyası, iş adamlar, bankalar, twitter, facebook vs… ve asla geri adım atmazlar, atamazlar. Sonunda gün gelir en yakın çevresindekiler de kendisinden kaçmaya başlar. Esenlikler.

Erol İrdelmen 
 17.06.2013 10:31
Cevap :
Ne diyeyim esasen yorumunuz bir blog yazısı niteliğinde olmuş elinize sağlık Erol bey, yazsaydınız sanırım üst düzey bir yazı olurdu. Bakın ben Antagonizm sendromunu bilmiyordum doğrusu, tekrar teşekkür ederim. Harika bir düşün perspektifiniz var belirtmeliyim bu blog dünyasında önemsediğim yazarlardan birisi olduğunuzu bilmenizi isterim. selam ve sevgiler sularım.   18.06.2013 0:10
 

Atatürk'ün dediği gibi "kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak" hükmetmeyi bilenlere inşallah diyorum...

sündüs akkaya 
 17.06.2013 9:59
Cevap :
Bu duaya bende amin diyor ve teşekkür ediyorum sündüs Hanım, esenlikler, iyilikler diliyorum.  17.06.2013 13:42
 

Bu diktatörlerin başına neler geldiğini, sonlarının nasıl olduğunu ve tarihin de bunları nasıl andığını herkes biliyor ama, galiba bazı devlet adamları bunlar benim başıma gelmez diye düşünüyor olmalı:)) Selam ve esenlik dileklerimle...

Filiz Alev 
 16.06.2013 20:40
Cevap :
Eee ne yaparsın diktatörlük işte bazıları kendini merkeze koyup hak adalet gak guk diyerek demokrasiyi kullanıyor bir tren gibi. Teşekkürler Filiz Hanım, selam ve sevgilerle  17.06.2013 0:41
 

Nizamettin Bey, siz figüranları sıralamışsınız, henüz daha tanımlanamayan, diğer bir ifadeyle figüranları kadar nam salmaya cesaret edemeyen gerçek diktatörleri yaz da okuyalım. Yoksa ‘İnsan hakları evrensel beyannamesinin’ sözde savunucuları çeteler, diktatör olmayacak kadar masum mu? Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken) 
 16.06.2013 19:49
Cevap :
Rıza bey ben slogan atmam benim bir düşüncem retoriğim var kim yanlış yapıyorsa eleştiririm, biat etmem, kör cahil bir karanlık kuyuya düşmedim, uşaklık ideolojisini sevmem insan odaklı düşünlerin yanındayım dolayısı ile sizin bahsettiğim iyi kavramları savunup kötü davrananlar bende değildir. Tıpkı din istismarı ile insanlığı tarih boyunca sömürenlere karşı durduğum gibi dururum. Teşekkür ederim zahmet ettiniz, selamlar sunarım.   17.06.2013 0:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 550
Toplam yorum
: 1416
Toplam mesaj
: 54
Ort. okunma sayısı
: 1217
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster