Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
315
 

Tarihsel Süreçte Türk ABD Krizleri

Tarihsel Süreçte Türk ABD Krizleri
 

 

Günümüzde Türk Amerikan ilişkileri oldukça gergin. Tarih boyunca yaşanan krizleri şöyle sıralayabiliriz:

a)1840-1900- ABD Misyonerleri Sorunu
b)1895-2018- Ermeni Soykırım İddialarının Desteklenmesi
c)1923- Chester Teşvikleri Sorunu
d) Lozan Antlaşmasının Onaylanması Meselesi
e)25 EKİM 1934-ABD ‘ye Tazminat Ödenmesi
f) 1962-Küba Füze Krizi
g)1964- Johnson Mektubu
h)1974- ABD Ambargosu ve Haşhaş Ekiminin Yeniden Başlatılması
ı)1974- İncirlik’in Kullanımının Askıya Alınması
i) 1991- Çevik Güçün PKK ya Yardım Etmesi
j) 2 EKİM 1992-NATO Tatbikatında Muavenet Fırkateyninin Vurulması
k) 2003- 1 Mart Tezkeresi
l) 2003- 4 Temmuz ‘Çuval Olayı’"
m) 2016- 15 Temmuz Darbe Girişimi
n) 2017- Amerikan Vatandaşı Rahibin Tutuklanması
o) 2017- Koruma Krizi
ö)  2017- Vize Krizi
p) 2017- Ypg’ye Silah Yardımı
r) 2017- Zarrab Davası
s) 2017- Halk Bankası Müdürünün Tutuklanması
ş) 2018- Kudüs Meselesi
 

Amerika ile ilişkiler ilk olarak Amerika’nın bağımsızlığını kazandığı 1783 yılından sonraki yıllarda Amerikan ticaret gemilerinin Akdeniz’de görülmesiyle başlamıştır. Cezayirli gemiciler iki Amerikan gemisine el koyunca; Amerikan hükûmeti 1795’de Cezayir, 1796’da Trablus ve 1797’de Tunus yöneticileri ile yani Osmanlı ile antlaşma imzalamıştır. Antlaşma çerçevesinde Birleşik Devletler sadece Cezayir’e yılda 12.000 altın veya eş değerde askerî mühimmat olmak üzere yirmi yıl (1795-1815) boyunca vergi ödemiştir.

1799 yılında ABD Başkanı John Adams, Portekiz’deki Amerikan elçisi William L. Smith başkanlığındaki bir heyeti Osmanlı Devleti ile bir dostluk ve ticaret antlaşması yapması için görevlendirmiştir. Değişik sebeplerden dolayı böyle bir antlaşma imzalanamamıştır. Amerika İlk resmî ziyaretini George Washington firkateyni ile 9 Kasım 1800 tarihinde İstanbul ziyaret ederek gerçekleştiriyor. 1827 yılındaki Navarin Baskınında Osmanlı Donanmasını imha edilmiştir. Bu olay, II. Mahmut’a Batılılara güvenilemeyeceğini göstermiştir. Bunun neticesinde 7 Mayıs 1830 yılında Osmanlı Devleti, ABD ile Seyr-i Sefâin Ticaret Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile ABD, Osmanlıda en ayrıcalıklı ülke konumuna gelmiştir. ABD antlaşmaya dayanarak Osmanlı Devleti`nin bir çok şehrinde konsolosluk açmıştır (İlk İzmir’de). 2 Mart 1831'de David Porter resmen İstanbul maslahatgüzarı olarak atanmıştır.

ABD’de ilk Osmanlı konsolosluğu 1845’te Zapçıoğlu Abraham adlı şahsın şehbender (Konsolos) olarak gönderilmesiyle gerçekleşmiştir. 11 Ağustos 1874 Osmanlı Devleti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Suçluların İadesi Antlaşması imzalandı. 11 Ağustos 1874 Osmanlı Devleti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Tabiiyet Anlaşması imzalanmıştır. (Bu antlaşma özellikle Ermeni meselesine çok sorun oluşturmuştur).

Maddeler halinde sıraladığımız krizlerden kısa kısa bahsedelim:

1-MİSYONERLER SORUNU: 1840 yılından sonra başlamış neredeyse Türkiye’nin kurulmasına kadar devam etmiş ilk büyük sorunumuz diyebiliriz. Amerikalı Protestan misyonerlerin Osmanlıdaki Ermeni ve Rumları ve kimsesiz çocukları hedef alan protestanlaştırma süreci ve bu süreçte özellikle göstere göstere Ermeni isyanlarını- isyancıları desteklemesi, sahip çıkması.

2-ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARINI DESTEKLEME SORUNU: ABD’de 1895’te, Amerikan Senatosu tarafından Ermeniler lehinde Osmanlı Devleti aleyhinde karar alınmıştır. 1830 tarihli Osmanlı ABD antlaşmasının 4. maddesine göre -ki bu kapitülasyonlardan Amerika’yı da yararlandıran bir antlaşmadır- Amerikan vatandaşlığına geçen bir Ermeni Türkiye’ye döndüğünde Amerika’nın himayesinde konumunda oluyordu. Yani Osmanlı kanunlarından muaf oluyordu. Bu da Osmanlı kanunlarını işlemez hale getiriyordu. O dönemde Ermeniler bu antlaşmanın arkasına sığınıp birçok suça karışmıştır. Bu olanlar ABD ile Osmanlı arasında hukuki sorun teşkil ediyordu. Tahminlere göre 70,000 civarında Amerikan vatandaşlığına geçen Osmanlı Ermenisi 1900-1914 yılları arasında Türkiye’ye giriş yapmıştı. I. Dünya Savaşında 1915’te TEHCİR edilen Ermenilerin öldürülmesi iddiası yine en çok Amerikalılarca kullanılmıştır. Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti meselesini başından beri destekleyen ABD, günümüze kadar süren “soykırım “ iddialarının mecliste kabul edilme meselesini her sene önümüze getirmektedir.

3-CHESTER TEŞVİKLERİ MESELESİ: 9 Nisan1923 yılında TBMM,  Chester adlı bir ABD şirketine Yeraltı kaynaklarımızın önemli bir kısmını, 99 yıllığına Amerika’ya verilmesini içeren bir antlaşmayı onayladı. Zamanlamasına bakılırsa, Lozan barış görüşmelerinde ABD'nin desteğini sağlamaya da yöneliktir. 6 Ağustos 1923'te ABD ile dostluk Antlaşması imzalanmasında bu kapitülasyonların da katkısı olur . Sonra ABD Senatosu 18 Ocak 1927'da ABD'li Ermenilerin etkisiyle üçte iki çoğunluk sağlayamadığı için bu antlaşmayı reddetmiştir. Yine benzer sebeplerden Lozan Anlaşmasını da onaylamamıştır. Bu anlaşmanın kabul edilmemesi tabi ki bizim için büyük nimettir. Bağımsızlığımız için önemli bir sorun teşkil edecek bir antlaşmadır. Bir yönüyle Ermeni meselesinde yer alabilir.

4-LOZAN ANTLAŞMASININ ONAYLANMASI MESLESİ: Günümüzde çok bilinmeyen konulardan biri de Amerika ile yaşanan krizler arasında belki de en önemli olanlarından biridir. ABD senatosu tek yanlı, önyargılı, özellikle Ermenilerin başını çektiği Rum, Süryani, Fener Rum Patrikhanesinin de yer aldığı bir haçlı grubunun istekleri doğrultusunda Senatör King’in başını çektiği içerisinde Osmanlıda elçilik yapmış Amerikalı diplomatların yer aldığı bir grubun basını da kullandıkları olumsuz bir propagandaya maruz kalmış ve Lozan’ı bir türlü kabul edememiştir. Anlaşma 10 yıl sonra onaylanmıştır.

Türkiye kara propagandaya karşı; Amerikan Kolejlerini sıkı denetleme, kapatma, basında Amerikalıların Kızılderililere ve Zencilere yaptığı soykırımları öne çıkartan haberler ile karşılık vermiştir.

Bunlar devam ederken Robert ve Merzifon Amerikan Kolejlerindeki misyonerlik faaliyetleri, öğrencileri Hristiyanlaştırma, okullarda Türkçe incillerin bulunması, azınlık öğrencilerinin Türk bayrağına ve Türkiye haritasına zarar vermeleri, Bakanlığın okullarda dalgalanan Amerikan bayraklarını indirtmesi gibi önemli krizler de yaşanmıştır. Sorunlar üzerine sürekli yeni krizler çıkmış, ABD sürekli Türkiye’yi suçlamıştır. Günümüzü hatırlatmıyor mu!

5-1934 ABD’YE TAZMİNAT ÖDENMESİ: I. Dünya savaşı döneminde Osmanlı ülkesinde zarar gören ABD vatandaşlarına tazminat ödenmiştir. Burada yine Amerikan vatandaşlığına geçmiş Yunan ve Ermeni vatandaşlarının yoğun girişimlerini görüyoruz. Türkiye, ekonomik partner olarak gördüğü ABD’yi kaybetmemek adına bu antlaşmayı kabul etmiştir. Antlaşmaya göre; yıllık 100 bin dolardan 13 yılda 1 milyon 300 bin dolar ödenmesi kabul edilmiştir.

6- 1962 KÜBA FÜZE KRİZİ: Soğuk savaş döneminin son krizi bu olaydır. SSCB’nin Küba’daki nükleer füzelerini çekmesi karşılığı, ABD’de Türkiye’deki Jüpiter füzelerini çekmiştir. Gelişmelerden haberdar olmayan Türkiye, ABD tarafından satılmış, terkedilmiş, sonuçta diplomatik kriz yaşanmıştır. Bu durum her zaman olduğu gibi Amerikalıların umurunda olmamıştır. Türkiye de uyguladığı  Amerikancı politikadan vazgeçmiş, SSCB’ye yanaşmıştır.

7-1964- JOHNSON MEKTUBU: Kıbrıs sorununda Rumlar çok ileri gitmiş, Türkleri tamamen temizleme hareketine girişmişlerdi. Türkiye müdahale kararı alınca; ABD Başkanı Johnson, Türkiye’ye sert bir mektup yazıp, biraz da tehditle müdahaleyi engellemiştir. Tamamen ABD’ye bağımlı Türkiye bu saygısızca durumu kabullenmek zorunda kalmıştır.

8- 1974 ABD AMBARGOSU: Türkiye’nin Kıbrıs Harekatına karşı ABD 3 yıl sürecek silah ambargosu uygulamıştır. Bunda Türkiye’nin haşhaş üretimi yapmasının da payı vardır. ABD'nin haşhaş üretimi konusunda Türkiye’ye baskı yaptığı bir dönemdir.

9-1974 Haşhaş Üretiminin Tekrar Başlaması: Tam Kıbrıs Barış harekatı dönemine gelen bir sorun. ABD, baskı ile Türkiye’deki haşhaş üretimini yasaklatmıştı. Ambargo başladığı dönemde Türkiye’de misilleme olarak üretime tekrar başlamıştır.

10- İncirlik Üssünün Kullanılmasının Aslıya Alınması: 1954 de ABD’ye tahsis edilen üs, yine 1974 ABD ambargosuna karşı misilleme olarak kullanıma kapatılmıştır.

11-ÇEVİK GÜCÜN PKK’YA YARDIM ETMESİ: Körfez Savaşı sonrası Irak’ın kuzeyini (36. paralel) korumak için Diyarbakır merkezli kurulan ABD’nin başını çektiği Çevik Güç, Türkiye’de PKK’nın en çok azıttığı bir dönemde (ki bunda Saddam’dan kaçıp gelen sığınmacı Kürtlerin de büyük katkısı olmuştu) PKK’lılara Amerikan helikopterlerinin yardım etmesi, yaralı veya sıkışan militanları kurtarması, erzak atması önemli kriz sebeplerinden biri olmuştur. Günümüzde olduğu gibi her şeyi aleni, gözümüzün içine baka baka yapmışlar ama asla kabul etmemişlerdir.

12-1992 NATO TATBİKATINDA ABD’NİN MUAVENET FIRKATEYNİNİ VURMASI: 1992 yılında iç çalkantılar içindeki ülkemiz askeri konularda rutinini devam ettirmektedir. Donanmanın yenilenmesi için gemi alımına karar verilir. ABD her zaman olduğu 20-30 yıllık kullanılmış gemilerini bize satmak ister. Bu sefer Türkiye kullanılmış yerine yeni modern gemiler almak ister. İhale açılır. İhaleyi Alman şirketler kazanır. ABD buna sinirlenir. Patronun kim olduğunu bize tekrar hatırlatmalıdır. Bu fırsatı Akdeniz’deki NATO tatbikatında yakalar.

Tatbikat bitmiştir. Savaş gemileri uyku konumuna geçmişlerdir. Muavemet Fırkateynimiz de ABD donanmasının çok yakınında demirlemiştir. Bu gemide ABD’nin emekliye ayırıp bize sattığı gemilerden biri bu arada. Dinlenme konumunda olan gemimize birden ABD’nin SARATOGA uçak gemisinden iki güdümlü füze fırlatılır. Füzeler gemimizin köprü kısmını havaya uçurur. Orası önemlidir. Hem geminin merkezi hem de bayrağımızın bulunduğu yerdir. Tam mesaj verilecek yer. Gemi komutanımız dahil 5 şehit veririz. ABD gemisinden hızla gemimize gelenler füze parçalarını toplamak isterler. Gemi mürettatımız izin vermez. ABD özür diler. Biz tazminat isteriz. ABD tazminat olarak emekli ettiği 8 savaş gemisini bize para (!) ile satar. Ne tazminat ama. Olay kaza diyerek örtbas edilir.

13- 1 MART 2003 TEZKERE OLAYI: 1 Mart tezkeresi, Irak krizi konusunda hükümet tarafından 25 Şubat 2003'te TBMM'ye sunulup genel kurulda reddedilen ve tam adı "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Hükümet'e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi" olan tezkere. ABD bu tezkerenin geçeceğinden o kadar emindi ki ülkemize onbinlerce askerini yığmış, Irak’a kuzeyden girecektir. Ülkemizde esen ABD düşmanlığı, işgalin ülkemizi de kapsayacağı düşüncesi vs kamuoyu baskısı ile tezkere meclisden geçmez. Gelen ABD askeri birlikleri geldikleri gibi giderler. ABD bu duruma çok kızmış, bizzat ABD Genel Kurmay Başkanı bunun hesabını soracağız diyerek tehdit etmiştir.

14- ÇUVAL OLAYI:4 Temmuz 2003 de ABD birlikleri Kerkük Valisine suikast düzenlecek bahanesiyle bir yardım konvoyuna eşlik eden Türk Özel Kuvvetlerine bağlı 3 subay 8 astsubay, 11 Türk askerini başına Çuval geçirerek tutuklamış bu durum ülkemizde büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Bu olayın 1 Mart tezkeresine karşı ABD’nin bize verdiği tepkilerden biri olarak da yorumlanır.

15- 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ: 15 Temmuz 2016 yılında gerçekleşen Hain FETÖ örgütünün darbe girişiminde bu işin planlayıcısı ve aleni destekleyicisinin ABD olduğu, ülkemizdeki ABD’li subayların bu işi destekledikleri, kendi deyişleri ile “Kontrol edilemeyen NATO müttefikini” tekrar kontrol etme yolu olarak gördükleri yönetimi devirme yolunu seçtikleri herkesçe bilinen taze bir olay olarak tarihin sayfalarında yerini aldı. FETÖ liderini vermemesi de bu işin cabası.

16-Amerikan Vatandaşı Rahibin Tutuklanması: 2017’de İzmir Alsancak'taki Protestan Diriliş Kilisesi Rahibi Andrew Craig Brunson, FETÖ soruşturması kapsamında İzmir'de tutuklanmıştır. Trump- Erdoğan zirvesinde serbest bırakılma talebi gündeme gelen rahip Andrew Craig Brunson'un  eylül ayında "milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu" iddiasıyla, eşi Norine Lyn Brunson'la birlikte sınır dışı edilmesi kararlaştırılmıştı. İş, Türkiye açısından Gülen kastedilerek “Ver papazı al papazı” durumuna getirilmişti.

17- KORUMA KRİZİ: 2017 yılında Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasında Türkiye karşıtı gösteri yapan terör örgütü yandaşlarına karşı, Türk korumaların göstericilere sert davranması, ABD’de bu durumun davalık olması ve bazı korumalara tutuklanma verilmesi olayıdır. Ülkemiz bu duruma tepki göstermiştir.

18- VİZE KRİZİ: ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan Mehmet Topuz'un, 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tutulan Fetullah Gülen'le bağlantılı olduğu gerekçesiyle tutuklanması, fitili ateşleyen sebep olarak öne çıkıyor. ABD tepki olarak ülkemize vize yasağı uyguladı. Ülkemizde hemen aynı şekilde karşılık vermiştir.

19- ABD’NİN YPG’YE SİLAH YARDIMI YAPMASI: IŞID ile savaşma bahanesiyle YPG-PKK’ya açık destek vermesi, ülkemizin güneyinde bir Kürt Devleti kurmaya çalışması şuan iki ülke arasında yaşanan en büyük kriz durumunda. ABD her zaman olduğu gibi gözümüzün içine baka baka yalanlar söyleyerek bu politikasına devam etmektedir. Türkiye’ de hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı operasyonları yaparak ABD’ye meydan okumakta tüm planlarını bozmaktadır. Sıradaki Mümbiç operasyonu için askeri manada karşı karşıya gelinme tehlikesi dahi gözükmekte.

20- ZARRAB DAVASI VE HALK BANKASI MÜDÜRÜNÜN TUTUKLANMASI:  ABD’nin aslında 15 Temmuzda yapamadığı hükümeti devirme olayının bir halkası olarak görülebilecek bir olay. Kendince İran’a uyguladığı ambargoyu delme bahanesiyle bu tutuklamaları yapmıştır. Halkbank'ın Dış Yatırımlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla New York'ta tutuklanmıştı. Atilla'nın Zarrap'ın tutuklanmasına neden olan İran'a ambargo sırasında para aktarmak suçundan tutuklandığı açıklanmıştı. ABD’nin niyeti buradan Türk bakanlara dolayısıyla Türk hükümetine ulaşmak, dünya kamuoyunda ülkemizi suçlu durumuna düşürmek, belki de hükümet değişikliğini sağlamaktır. Tüm olaylarda olduğu gibi sanırım bu da Amerikalıların elinde patlamış olaylardan biri oldu.

21- KUDÜS MESELESİ:  2017 yılının en büyük surprizlerindenbiri ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını bildirmesi buraya elçiliğini taşıyacağını açıklamasıdır. Bu durum  tüm dünyadan tepki almış, Müslüman ülkeler adına bu tepkide liderliği ülkemiz çekmiştir. Türkiye’nin girişimleri ile BM toplanmış, bilindiği üzere oylama yapılmış, ABD bir yönüyle dünyada yalnızları oynamıştır. Bu duruma oldukça sinirlenen Amerikalılar başta başkanları olmak üzere bir çok ülkeye ekonomik yaptırımla açık açık tehdit etmiştir. 2018 Mart ayında elçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıklaması önümüzdeki günlerinde bu konuda sıcak geçeceğini gösteriyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 161
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 10442
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

Denizli'liyim. Tarih bölümünü bitirdim.MEB'de öğretmenlik yapıyorum. Araştırma tarih kitapları ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster