Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '20

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
147
 

Tarihte Miyopluk: Beyin Göçü

TÜİK’in 2017 rakamlarına göre yaklaşık 253bin insanımız yurtdışına temelli göç etmiş. Bunların çoğu şehirli, genç ve iyi eğitimli. Araştırmalara göre orta öğrenimli bir kişinin yatırım değeri 90 bin Amerikan doları iken, yüksek öğrenimli bir kişinin yatırım değeri ise yaklaşık 250bin Amerikan doları. Bu durumda 2017 yılının göç rakamlarına göre (sadece o yıl için) 45-50 milyar dolar’lık önemli bir ekonomik değeri yurtdışına hediye etmişiz. 

Türkiye, yine istatistiklere göre dünyadaki en çok yetenek ihracat eden ülkeler arasında görünüyor. Bu ölçekte kayıpların bir ülkenin geleceği için ne ifade ettiğini, gelin tarihten bazı örnekler ışığında (iç baskılar, ötekileştirme, kutuplaşma vb. sebepleriyle ve sonuçlarıyla) beraber inceleyelim. 

XIV. Louis’nin, dedesi IV. Henri’nin protestan azınlığa ibadet özgürlüğü tanıyan Nantes fermanını 1685’te kaldırması ile o sırada ‘Huguenot’ adı verilen protestanlar Fransa dışına sürülmüştür. Avrupa’nın başka yöreleri tarafından kabul edilmiş ve Amsterdam, Londra veya Berlin’in zenginleşmesine büyük katkılar yapmışlardır. Pekçok tarihçi, Berlin’in metropol düzeyine Fransız mültecilerin gelişiyle yükseldiği fikrindedir. Bu kentin bir süre sonra Paris’in büyük rakibi olacağı bilgisiyle birlikte düşünüldüğünde, olay ayrı bir anlam kazanıyor.

Demek ki ‘Huguenotlar’ın kitlesel şekilde sürülmesi Fransa’yı yoksullaştırırken, rakiplerini zenginleştirmişti. 1492’de Granada’nın alınmasından sonra Katolik krallar tarafından Müslüman ve Yahudiler’in sürülmesi için de aynı şey söylenebilir; hoşgörüsüzlük ve kendini beğenmişlik sonucu alınan bu önlem yüzünden, Amerika kıtalarını fethetmesinin kazançlarını yeterince derleyemeyen İspanya, diğer Avrupa devletleriyle arasındaki mesafeyi ancak beşyüz yılda kapatabilecektir. 

Dünya çapında ünlü yazar ve Fransız Akademisi üyesi Amin Maalouf, son yayınladığı kitabı ‘Uygarlıkların Batışı’nda tarihin bu tip karanlık anlarını şu mükemmel anlatımıyla yorumluyor:  “Felaketlere yol açan bu kararları alan hükümdarlar için bulunabilecek tek mazeret şudur: Sergiledikleri miyopluk o dönemde tüm dünyada öyle yaygındı ki, bilgeliğin ta kendisi gibi algılanıyordu. Krallıklarının daha “türdeş” toplumlara sahip olurlarsa güçleneceğini düşünmeye hakları yok muydu? ‘Sapkınları’ ve ‘kâfirleri’ kovdukları için Tanrı’nın onları lütuflarıyla ödüllendireceğini düşünmeleri doğal değil miydi? Ama gerçekte olaylar böyle seyretmez. Ne XV. yüzyılda, ne XVII. yüzyılda, ne de bugün… Tarih boyunca kitlesel sürgünler, gerekçeleri varmış ve meşruymuş gibi gözükse de genellikle kovulanlardan çok, geride kalanlara zarar vermişlerdir. Kuşkusuz kovulanlar başlarda acı çekerler, ama nihayetinde kendilerini toparlar, travmalarını atlatır ve çoğunlukla kendilerini kabul eden ülke yararına mucizeler gerçekleştirirler.”

Dünyanın bugün en güçlü devleti olan Amerika Birleşik Devletleri’nin İngiliz püritenlerinden Almanya Yahudileri’ne ve Rus, Çin, Küba veya İran devrimlerinden kaçanlara, hatta Fransız Protestanları’na kadar (Başkan Franklin Delano Roosevelt’in adındaki Delano bölümünün asıl adı De Lannoy olan bir Huguenot atadan geldiğini söylenir) peş peşe sürgün dalgalarını kabul etmeyi özel uzmanlık alanı haline getirmiş olması bir rastlantı değildir.

-----------------------------------------------

KAYNAKÇA:

Uygarlıkların Batışı, Amin Maalouf, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2. Baskı, Kasım 2019.

 

 

 

                            

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bumin kardeş, çok nitelikli bir yazı beyin göçünü tarihsel perspektifi ile sunmuşsun az kalsın kaçırıyormuşum, ülkelerin gelişmişlik endeksinde nitelikli insan birinci sıradayken tarihsel miyopluk kavramı anlamını buluyor, sanırım hatırınıza gelmedi, nazilerden kaçarak ülkemize gelen almanların bize katkılarını da unutamayız, dimağınıza emeğinize sağlık, selamlar, sevgiler.

Nizamettin BİBER 
 15.02.2020 23:58
Cevap :
Değerli Nizamettin Bey, yorumunuza çok teşekkür ederim. Varolun, bu yazıyı dün paylaştığım bir dostum da aynen sizin yaptığınız hatırlatmanızı yaptı, Almanya'dan gelen ve Atatürk'ün & İnönü'nün sahip çıktığı bilim insanlarının Türk akademisine büyük katkıları unutulmazdır ve tam da bu yazının içeriğine harika bir kanıt sunuyor. Lisans eğitimimi İ.T.Ü. Makina Mühendisliği'nde tamamladım, Almanya'dan gelen o ekol İ.T.Ü. Makina'yı ihya ederek önemli bir kurum haline getirmişler, 90'larda orada tahsil görürken bile oluşturdukları müfredat, sistem, altyapı, ekipman, vs. izleri halen hissediliyordu. Saygılar, sevgiler.   16.02.2020 12:44
 

Tarih ve beyin Göçü korusunda güzel bir yazı emeğinize sağlım. Yüreğinize sağlık. Hoş ve esen kalınız.

Abdülkadir Güler 
 15.02.2020 17:43
Cevap :
Hocam, çok teşekkür ederim. Söke'ye selam ve sevgiler.  15.02.2020 19:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 306
Kayıt tarihi
: 06.01.18
 
 

Aydın'da dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Aydın'da tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster