Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
555
 

Tarık Buğra anısına-1-

Tarık Buğra anısına-1-
 

Zaman zaman, önceki yıllarımdan bugünlere kalan günlük bir gazetenin sararmış sayfalarını çıkarıp yeni baştan okurum. Özenle kesip saklamış olduğum bu kağıtlarda, Tarık Buğra'nın "Merhaba" isimli köşesinde kaleme aldığı yazıları bulunmakta. Elimde 5 adet bulunan bu makaleler; yazarın bazen edebiyat hayatındaki tecrübe ve hatıralarından, bazen de yazar olmak isteyen okurlara yaptığı tavsiyelerden oluşmuş. Neyse ki bu kestiğim parçaların ikisinde o günlerin tarihleri de bulunuyor. Yani o dönem, 1975 yılının Eylül ve Ekim aylarına ait bulunmakta.
Yazarımız kendine bir iç hizmet talimatnamesi hazırlamış. Bunun için kurallar oluşturmuş. İlgilenen dostlara bunları madde madde sunmak istiyorum.

1- Yazmaya başlamadan yazamıyorum.

2- Yazmak için, ancak bunun için ve yazabileceğin, yazmaya değer, asıl önemlisi de senin yazabileceğin bir şeylerin varsa yaz. Bunları yazmak için yaz; övülmek için, ün yapmak için değil !

3- Bir şey yazmaya başlamış veya yazmış isen zaman artık senin için çalışır...hem de en mükemmel hizmetçin gibi çalışır.

4- Kağıt yırtılabilen bir nesnedir.

5- Yazdıklarını dinlenmeye bırak. İlk intibalar aldatıcı oluyor. Evet, kuzguna yavrusu güzel, hem çok güzel görünüyor. Ya da aksi ihtimal de olabiliyor, insanın acayip bir psikoloji ile beş para etmez sandığı, ilk anda kendisinin bile değerlendiremediği ve yırtmaya kalkıştığı ürünlerinin arasında pekala işe yarar bir şeylerin bulunduğunu da fark edebiliyordu.

Yazarımız, edebiyat hayatının ilk aşamasındaki düşüncelerini de şöyle özetliyor okurlarına.

“Yazmak istedikleri ve yazmak için gerekenlere sahip oldukları halde yazamayan veya ancak bir takım kırıntılar yazabilen çok insan gördüm…tanıdım hatta; bazılarıyla arkadaşlığım da oldu. Ve nihayet kendimi tanımaya başladım. Kafamda ciltler dolduracak duygular, düşünceler, tasavvurlar varken…insan ilişkileri için yığınla şey kurarken kağıtlarım bomboş duruyordu.”

Bu sözlerinin ardından altını çizeceği inançlarının olduğunu vurgulayıp şu çarpıcı tavsiyelerini dikkatlere sunuyor.

“Yazmak isteyenler; dükkanınızı her gün belli bir saatte ve belli bir süre için besmele ile açınız…dükkan kapısı hak kapısıdır, rızk kapısıdır. Yerli, yabancı, bütün başarmış ve eser vermiş isimleri inceleyiniz, hepsinin de –askerlikten bile- disiplinli bir çalışma hayatları olduğunu göreceksiniz.”

Ve o sihirli formüllerden bence en umut verici olanına sıra geldi. Buğra’nın müjdeli ifadesinde gönüllerin ve akılların en güzide yerini işgal edecek olan değerlendirmesi şöyle;

“İlham perisi mi?..adam siz de…o aşüfte herkesin malıdır…yeter ki isteyiniz…çaba harcayınız, bedelini ödeyiniz. Ve –sakın ola- onu kıskanıp küsmeyiniz…hele ona sahip oluyorlar diye, çaba harcayanlara, bedelini ödeyenlere takılıp kalmayınız. Bu gaflete bir düştünüz mü, yandım Allah semtinize uğramaz; çünkü hiçbir yazar yazmaya başlamadan yazamaz”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 597
Kayıt tarihi
: 28.07.08
 
 

1952 yılı Şanlıurfa doğumluyum. Edebiyat ve Türk Sanat Müziği yapabildiğimce- uğraştığım sanat dalla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster