Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '12

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
112
 

Tarım Sektörü büyüyor

1960 yılları başında analistler dünya nüfusunun bu oranda artışına pareler olarak 2000 yıllarında Dünya genelinde kıtlık ve açlık olacağı öngörüsünde bulunmuşlardı. Korkulan tahmin olmadı. Teknolojik gelişmeden, Tarımda nasibini aldı. Tohumdaki ıslah çalışmaları, Biyoteknoloji ve Tarımsal mekanizasyondaki gelişmeye pareler olarak bugün 1960 yıllarındaki üretimin 5 mislini yakaladı. Ancak dünyadaki hızlı dolaşım hiç tanınmayan ürünü bile dünyanın dört bir yanında tanınır ve tüketilir hale getirdi.

Bunca üretimin artmasına rağmen bazı ülkelerdeki kendine yetersizliğin baş nedeni tüketim alışkanlığının değişmesi. Bundan 10-15 yıl öncesi sadece mevsiminde tüketilen sebze ve meyve artık dört mevsim soframızda bulunur ve talep edilir oldu.

On yıl önce 20 milyar dolar civarında olan Tarımsal üretim değeri, 2011 yılı sonu itibari ile ülkemiz 62 milyar dolarlık tarımsal üretimle Dünyanın yedinci büyük üreticisi konumuna geldi. Yine ayni yıl sonu itibari ile yaklaşık yüzde beşlik bir tarımsal büyüme gerçekleştirdi. Bu büyüme dünya ortalamasının çok üzerinde bir büyüme.

Bazı okuyucularımız bu ifadelerimizi yadırgayıp Türkiye’nin Tarımsal ürün ithal ettiğini ve kendi kendine yetemez konuma geldiğini söyleyebilir. Teorik olarak doğru gibi görünse de reel olarak yanlış bir düşünce. Zira Türkiye her zaman için kendi kendine yeter bir konumundadır. Yılsonu itibarıyla Tarımsal ürün ihracatımız ithalatımızdan 3 milyar dolar civarında fazladır. Örneğin Türkiye Buğday dışarıdan alıyor. Ancak bu kendi yetiştirdiğinin kendisine yetmediğinden kaynaklanmıyor. Buğdayı hammadde olarak alan Türkiye Dışarıya Mamul olarak Makarna ve un olarak satıyor. Bugün Türkiye Makarnada Dünya ikincisi Un satışında Dünya üçüncüsü konumuna gelmiştir. İleriki yıllarda Tarımsal mekanizasyonun, sertifikalı ve hibrit tohumun yaygınlaşması ve arazilerin toplulaştırılmasının da yaygınlaşması ile Tarımsal ürünlerin ithalat ve ihracat dengesinin İhracatımızın lehine makas ağzı açılarak devam edecektir.

Tüm bu gelişmenin yanında Tarımsal alandaki büyümenin sürdürüle birliğinin sağlanması bana göre “ Tarımsal ürünlerde tasarruftan geçiyor” Bazı Ekonomisiler “ Kıt kaynakların sonsuz ihtiyaca bölünmesine ekonomi “ derler. Tarımsal üretim kaynakları kıt, ancak ihtiyaçlarımız ve arzularımız sonsuz. Kullanılan arazilerin kullanımında, üretilen tarımsal ürünlerin tüketiminde tasarruf etmesini en verimli kullanımının öğretilmesinin ilköğretimde başlanılması gerekiyor. Maalesef bugün ülkemizde üretilen ürünlerin yaklaşık yüzde yirmi beşi tarladan sofraya gelene kadar zayi oluyor. Bunun ekonomik bedeli bir yıllık Tarımsal ürün ihracatımız olan 15 milyar dolara denk. Her yıl bu zayiatın bir puan düşürülmesi 1 milyon insanın doyması demek.

Özellikle Milli Eğit Bakanlığı bu konuya ciddi olarak ele almaları gerekiyor. Gıda üretim ve tüketim bilinci ilköğretimde başlatılması gerekiyor. Tarım ve gıdanın önemi her geçen gün daha da artıyor. Dünyaya yön verenlerin ortak görüşü geleceğin en stratejik sektörünün tarım ve gıda olacağı yönünde. Önümüzdeki yıllarda hem kendi insanımızı hem artan dünya nüfusunun beslenmesinde ciddi sıkıntıların olacağı kaçınılmaz gözüküyor. Sıkıntı kapıya dayanmadan tasarruf bilincinin yerleştirilmesi, üreten bir nesil yetiştirilmesi gerekiyor.

İstanbul da Tarım Fuarı

Gecen ay İstanbul' da bir Tarım Fuarına gittim. Aslında son iki yıldır Tarım fuarlarına gitmiyordum. Sebebi hep ayni eksiklikler ve ayni firmaların gelmesi. Ancak bir dostumun fuarda dikey bahçe yapımı bir firmaya danışmanlık yapmasından onun ısrarı üzerine katıldım. İyi ki katılmışım. Bendeki olumsuz Fuar intibahını sildi. Bu sene daha çok katılımcı olmasına rağmen daha organize her şey yerli yerinde ve inanılmaz bir ilgi vardı.

Ancak buraya kadar güzel olan düşüncemi firmaların sahiplerinin ekser kısmının Ziraat veya Peyzaj eğitimini almamış kişilerden oluşu bozdu. İşletme Fakültesi mezunu bir bayanın Dikey Bahçe yapımı işine girmesi ve işi de kısa zamanda mükemmel hale getirmesi beni kıskandırdı.

İş yok yok diye ve sızlayan diplomalı işsizlere ders niteliğinde olan bu başarıyı tebrik ettim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB Sitesine hoş geldiniz. Yazınıza ümitleri güçlendiren bir başlık koymuşsunuz. 40-50 yıl öncesine kadar tarımda kendimize yeten hatta fazlasını ihrac eden bir ülke iken son zamanlarda her alanda olduğu gibi tarımda da dışa bağımlı olmamız içimizi acıtan, belirsizliklerle dolu bir karamsarlık oluşturuyor. Bu duruma sebep; tarımda, akaryakıt başta olmak üzere yüksek girdilerin maliyetleri artırmasının sonuçları olarak görülse de genel olarak çalışmayı fazla sevmeyen rahat yaşamı tercih eden halkımızla da yakın ilişkisi görülüyor. Devletimiz halkının refahı için maddi anlamda imkanları fazlasıyla sererken halkımızın tembelliğe itileceği olgusu gözlerden ırak kalmıştır. Bu konuda beklenen halkımızın gayretidir. "Emek olmayan yerde ekmek olmaz" sözünü çok beğenerek çalışanlara (erkek kadın fark etmez) büyük saygı duyarım. Selamlarla...

Yurdagül Alkan 
 20.02.2012 8:55
 

Bugdayi disardan alip hepsini makarna olrak disari satmak tarim basarisi degildir. TARim uretmektir; baskalarina ucuz iscilik degildir. Domateste tohumu israilden alip ucuz is ve suyla buyutup disari satmak basari degil bagimliliktir. Ayrica Diplomali issizlere saygisizlik yapmak yakismiyor.

Süleyman Akyürek 
 16.02.2012 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 07.12.11
 
 

Tarım ve hayvancılık konusunda özellikle Topraksız Tarım ve Hibrit tohumculuk konusu ilgi alanım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster