Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '09

 
Kategori
Ekolojik Yaşam
Okunma Sayısı
13859
 

Tarımda hormon kullanımı

Tarımda hormon kullanımı
 

Bitkilerde büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren yani büyümeyi düzenleyen organik maddelere hormon denir. Bitki hormonları dokudan dokuya taşınabilmekte ve hormonlar çok az miktarlarda bile olsa etkili olabilmektedirler. Bitkinin bütün dokularında normal olarak az veya çok hormon bulunmaktadır. Hormonlar bitkilerde çok değişik amaçlarda kullanılmaktadır. Tohumların erken çimlenmesi, fidelerin, çeliklerin erken ve daha güçlü köklenmesinin sağlanması, sebzelerde çiçeklenme, meyve tutumu veya seyreltilmesi, meyve iriliği sağlanması, meyve olgunlaşması, erkencilik sağlaması gibi durumlar için yaygın bir şekilde hormon kullanılmaktadır. Hormonlar büyümeyi artırmak için kullanılmasının yanı sıra tam tersi büyümeyi yavaşlatıcı etki için de kullanılmaktadırlar. Hormonlar uygun bir şekilde kullanıldıklarında bitkilerde verimi ve kaliteyi yükseltebilmekte, bitkilerin hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılığını artırabilmekte ve depolanma özelliklerini güçlendirmektedir. Hormonlar, üzümde çekirdeksizliği teşvik etmek, meyve ve salkım büyüklüğünü artırmak, domates ve patlıcanda çekirdeksiz meyve tutumunu sağlamak, kirazda büyük ve sert meyve elde etmek, elma ve armutta daha iri meyve elde etmek, muz, limon gibi meyvelerde sarartmak ve diğer birçok meyvede erken olgunlaştırmak, çelikle köklendirmek, buğdayda dar ve geniş yapraklı otları öldürmek amacıyla kullanılmaktadır.

Özellikle örtü altı sebzeciliği yapılan yerlerde bitkilerin aşırı düşük sıcaklıklar nedeniyle meyve bağlayamamaları ve döllenmenin sağlanamaması nedeniyle ancak hormon uygulanması ile yeterli ürün alınabilmektedir.

Hormon uygulamalarının kontrollü ve bilinçli yapılmaması insan ve hayvan sağlığına zarar vereceği gibi bitkilerin genetiğini de bozarak zamanla meyvenin daha kalitesiz ve daha az üretim yapar duruma gelmesine de yol açabilecektir. Aşırı hormon verilerek üretilmiş meyve, sebzeleri tüketen insan ve hayvanların çeşitli hastalıklara yakalanma riskleri yüksektir. Özellikle hamile bayanlarda risk daha da yüksektir. Sıklıkla tüketilen hormonlu gıdalar, vücuttaki hormon dengesinin ve bağışıklık sisteminin bozulmasına, şişmeye, yağlanmaya ve hücreleri zayıflatarak kanser yatkınlığını artırmaya neden olur. Aşırı hormon kullanımının canlı metabolizmasını olumuz yönde etkilediği kesindir.

Açık arazilerde yani tarla ürünü olarak yetiştirilen bitkilerde hormon kullanımı hemen hemen yok gibidir. Sera koşullarında yetiştirilen domates, patlıcan, kabak ve kavun gibi bitkilerin üretiminde ise hormon kullanılmaktadır. Özellikle kasım mayıs ayları arasında hasat edilen hemen bütün sera bitkilerinde hormon kullanıldığı söylenebilir. Havaların soğuk olması ve yeterince ısıtma yapılamaması meyve gelişimi ve tutumu için seralarda hormon kullanımını zorunlu hale getirmektedir. Son zamanlarda arı kullanılan seralarda hormon kullanımı tamamen kesilmemişse de azalmaya başlamıştır. Ancak yapılan araştırmalar kavun, çilek ve hıyar yetiştirilmesinde hormon kullanımına gerek olmadığını ortaya koymaktadır. Seralarda kavun yetiştirilmesi esnasında arı kullanılması durumunda hormon gereksinimi kalmayacaktır. Ancak üreticilerin erken yetiştirerek ürününü para edeceği dönemde pazara ulaştırmak isteği kavunda hormon kullanımını artırmaktadır. Mayıs ayında pazara ilk çıkan kavunların hormonlu olabileceği düşünülerek satın alınmaları gerekmektedir. Pazarda en fazla satılan hıyar çeşitleri genetik olarak %99 meyve oluşturma özelliğine sahiptir. Bu nedenle hıyarın gelişimi için hormon kullanımı gereksizdir. Çilek ise diğer bitkilere göre daha zor bir döllenme yaşamaktadır. Bunu kolaylaştırmak için seralarda iyi bir havalandırma yapmak veya arı kullanmak yeterli olacaktır. Hormon kullanımına gerek kalmayacaktır. Özellikle hıyar ve çilekteki irilik görüntüsü ve hatta hıyarın dolapta bile büyüdüğü iddiası kullanıcıları yanıltmamalıdır. Bu durum bu bitkilerin aşırı hormonlu olduğu anlamına gelmez. Özellikle son dönemlerde pazarda eski alışık olunan küçük ve kokulu yerli çilekler artık bulunmamaktadır. Bu yerli cinsler yerine daha iri boyutlu “camarosa” ve “dorit216” çeşidi çilekler piyasayı kaplamış durumdadır. Bu iriliğin hormonla bir ilgisi bulunmamaktadır. Çilek ve salatalık gibi domates, patlıcan, kabak ve kavunda da meyve iriliği hormona değil çeşide, yetiştirme koşullarına ve döl sayısına bağlıdır.

Bugün artık domates, patlıcan, patates, kabak, üzüm, elma, kavun, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve çeltikte hormon kullanılmaktadır. Eğer satın alınan domates kesildiğinde içerisinde normal boyutlarında denilebilecek büyüklükte ve sayıda çekirdek yoksa (döllenme olmadığından çekirdek oluşmaz) ve içleri kofsa, uçlarında sivri memeler varsa, dik kesildiğinde ortasında beyaz ve sert bir tabaka görülüyorsa, patlıcan ve kabakların içi süngerimsi ve yine içerisinde normal boyutlarında denilebilecek büyüklükte ve sayıda çekirdek yoksa, kenarlarında meme gibi şişlikler varsa, patatesler şekilsiz ve patates yumruları yapışıksa ve içinde kararmalar varsa, karpuzların çekirdek yuvaları boşsa ve yendiği zaman aşırı nişasta kokusu geliyorsa, biberlerde çekirdek evi boş, etli kısmında ise domatesteki gibi beyazlı bir kısım görülüyorsa bu bitkilerde gereğinden fazla hormon kullanıldığı söylenebilir. Genel bir ifadeyle “dış görünüşü şekilsiz, bozuk, sivri çıkıntıları olan, içleri ya da çekirdek etrafı boş ve ürünün kendine has tadını vermeyen ve birden fazlası birbirine yapışık sebze ve meyveler hormonludur” denilebilir.

Hormon kullanımının tamamen zararlı olduğunu söylemek doğru değildir. Dışarıdan ek olarak hormon verilmese bile zaten hormonlar bitki bünyesinde doğal olarak bulunmaktadırlar. Eğer uygun dozda ve gerekli sayıda uygulamalarla kullanılırsa daha kaliteli ve daha fazla ürün elde edilebilecektir. Bitki hormonlarının genellikle bir sorun olduğu takdirde ve çok düşük miktarlarda kullanılması durumunda sağlık yönünden bir sakınca oluşmayacaktır. Normalde kullanılan bu miktar çok düşük düzeylerde kalacağı için, ürünün hasat zamanına kadar geçen sürede hormonlar bitki içerisinde parçalanacak veya zarar vermeyecek bir düzeye inecektir. Netice olarak, gereksinim duyulan miktarda madde kullanılması ve hormon verilmesi ile hasat arasındaki süreye dikkat edilmesi durumunda, hormonlar insan sağlığı açısından sakınca doğurmayacaklardır. Gereksinim duyulmadığı hallerde veya gereksinim duyulan miktardan daha yüksek dozlarda bitkiye uygulanıldığı takdirde ise kullanılan hormonlar istenilen amaca hizmet etmeyeceği gibi bitkiye de yarar yerine zarar verecektir. Uygulanan yüksek dozlara karşı bitkiler tepki gösterecek ve tüketici bu meyvelere ilgi göstermeyecektir. Dikkat edilmesi gereken hormon kullanımın bilinçli yapılması ve bu konuda uzman kişilerle işbirliği içinde olunmasıdır. Tabi ki en önemlisi de bu konuda gerekli denetim ve kontrolü yapma yetkisini ve sorumluluğunu taşıyanların yapacaklarıdır. Son yıllarda özellikle ihracatın artması üzerine ihracatçı firmalar, Tarım İl Müdürlükleri ve ilgili tarım birlikleri ürünleri üretim aşamasından itibaren izlemeye ve kontrol etmeye başladılar. Özellikle de AB kriterlerine uyum çalışmaları nedeniyle tarımsal ürünlerde denetimlerin sıklaşmış olması ümit vadeden uygulamalardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 2279
Kayıt tarihi
: 27.05.08
 
 

Yıl 1960. Adana. Çığlık çığlığa geldim bu dünyaya, niyeyse? İlk, orta lise ve Çukurova Üniversitesi...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster