Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '15

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
149
 

Tarımda kadınlarımız

Tarımda kadınlarımız
 

Orakla ekin biçen tarımda kadınlarımızdan bir kadın


Gazetelerin haberlerine göz attığımda ‘’Tarımda Kadınlarımız’’ı görürüm, okurum.

Tarımdaki kadınlarımızı her okuduğumda, gördüğümde kız kardeşlerimi, ablalarımı hatırlarım.

Ve ziraat mühendislerimizden çiftçilik dersi, kursu alan, bazen süt sağım makinesini çalıştıran kadınlarımızı  medya da görürüm, okurum.

 Erzurum, Erzincan, Artvin’ e gittiğimde resimdeki gibi sararmış ekin saplarına orak salladığını görürdüm. Şu anda bile biçerdöverlerin giremediği eğimlerdeki ekinlere bazen tırpan sallayan erkeklerin yanında orak sallayan,harman döven kadınlarımızı görürüm.

O orak ile ekin sapı alt hizasında sürekli eğilmekten beli tutulur tarımdaki kadınlarımızın. Bir çok kadın tırpan sallamasını bilmediğinden orak kullanır.  

Çukurova’da doğdum, büyüdüm. Tarımda kadınlarımızı gazetede, internette okuduğumda, gördüğümde 1996 yılında erken vefat eden annemi hatırlarım. Çukurova’ya diğer bölgelerden erken gelen makineleşme, anneme ekin saplarına orak sallatmamış olsa da, tarla aralarında hayvanlara ot için birlikte orak salladığımızı hatırlarım. 12 yaşında tırpan değil elbet bende orak sallayacaktım en sevdiğim yerli ineğimiz ‘’ceryan’’a ot  için.  Şimdi sol yüzük parmağıma baktığımda ot yerine orağı ona salladığımı, baştan ilk büküm yerinden neredeyse kopmak üzere olduğunu, kanamayı durdurmak için toprağa belediğimi hatırlarım. Şimdi olsa cesaret edemem kanamayı durdurmak için parmağımı toprağa belemeye.! Kirlettiler toprağı. Ot, bilmem ne zehiri ata, ata. 15 yaşında vefat ettiğinde Ceryan isimli ineğimize  çok üzülmüştüm. Şimdiki holşteinler 5 yıl yaşamıyorlar. Yerli ineklerinde meme iltihabı görmezlerdi tarımdaki kadınlarımız. Şimdiki holşteinlerde ise neredeyse ilk buzağıda memeklerden birisi iltihaplanıp (mastist) işletme dışı kalıyor. Uzun ömürlü idi yerli ineklerimiz.

Tarımda aşeren kadınlarımızı toprak yerken görürdüm. Küçük bir çocuk olmak isterdim şimdi acaba toprak yiyorlar mı? Ama sanmıyorum, toprakta o tat kalmadı ki yesinler.!

On beş yerli süt ineğini tek başına elleriyle sağdığını hatırlarım, annemin, köyümüzdeki, tarımdaki kadınlarımızın.! Tarladan,işten,harmandan,sap,saman yapmaktan boş kalmışsa ancak babam yardım ederdi. Benim ise gücüm ancak annesini emecek buzağıyı yularından koyvermeye yeterdi.

Bebekti diğer erkek kardeşim.

Orak sallayan tarımdaki kadınımızın resmini seyrederken  2 kız kardeş 4 ablam, annemiz  ile pamuk tarlamızdaki bitkilerin yabani otlarını keşik ile (imece) kazmaladığımızı hatırladım.  Her kazma darbesi yabani otun köküne inerken pamuk bitkisinin boğazını açarak havalandırırdı: Azot gübresi sağlardı. Tarlayı yarıladığımızda arkadan babam traktörle  çapalamaya başlardı. Sıralanmış pamuk bitkisinin iki sıra arasından kültivatörün bıçakları toprağın içinde yürütülürken iki tarafa hafifçe yığılan toprak kadınlarımızın kazma ile açtığı çukurlukları kapatır, pamuk bitkisinin kökü kapanırdı. Ne de olsa rutubet kaybedip yağmura hasret kalmaması için.

Çukurova’da sulamadan, pamuk bitkisi kuru tarımla da kazançlı olabiliyordu. Dekara en fazla 100 kg alınmasına rağmen. Şimdi kuru pamuk tarımı yapılmıyor artık. Sulu yapılıyor. Makine ile toplama bedeli dekara 60 TL. Demek ki biz ırgatlar makineden daha ucuza topluyormuşuz pamuğu. O zamanlar, pamuk kaç lira ise toplama ırgatlığı pamuk bedelinin % 10’u işçiye, ırgata.. Hep keşik (imece) değil ya toplama ırgatlığı da olurdu tarımdaki kadınlarımızın. Pamuğu hep beyaz bilirdik değil mi? Kahverengisi de var ve bitkisinin kara koza olduğunu babamdan öğrenmiştim, ben yetişememiştim ona.  Yerli pamuğumuz kara koza yani kahverengi pamukmuş.  Amerikan tohumu kahverengiyi beyaz yapmış.

Pamuk hasat, yani pamuk toplama mevsimi geldiğinde toplayanların çoğunun tarımdaki kadınlarımız olduğunu hatırlarım: Ablalarım, kız kardeşlerim, keşiğe (imece) gelen komşu kızlar, kadınlarımız. Aynı orak sallayan kadınlarımız gibi eğilmiş durumda toplanırdı pamuk. Kuru tarım pamuk bitkisi hasat zamanına kadar uzasa uzasa bir kadının diz hizasına ancak gelirdi. Eğilmek zorundaydı sürekli işte.! Akşam olunca bütün beller,omuzlar  tutulur, sabaha kadar geçer mi geçer.!

Nisan mayısta pamuğun yabani otlarını kazma ile temizleme ve pamuk toplama da öğlen vakti gelince römürkün gölgesi bulunmaz nimetti. Yemekleri ısıtma ne gam, keder, ısıtma istemeyen yiyecekten seçmeye çalışırdı,  tarımdaki kadınlarımız. Yumurta, peynir, bulgur pilavı, patates haşlama, her gün yoğurt. vb. Bazen pamuk toplama zamanı patlıcan, biber kızartması vb. Okuyucularımızın pirinç pilavını da sanki sayacağımı zannediyorlar. Pirinç pilavı ancak misafirler içindi. İmdi köyler pirinçle dolu. Zenginlikten mi? Köylerde de kutu süt içilirse zahmetli bulgurun hediğini kim kaynatacak?

Velev ki yemek, hatta kuru fasulye bile olsa ısıtmadan tarladaki öğle tatilinde boğazlarından geçerdi, tarımdaki kadınlarımızın. Pamuk toplamanın akşamında pamuk şifleri parmakları, elleri çizerdi. Bitkiye dolanan yabani dikenli otlar bazen kanatırdı da.. Hele kazma sallarken avuç içleri nasırlaşırdı tarımdaki kadınlarımızın.

Küçücüktüm ya. Tarımdaki kadınlarımız bana suculuk görevi verirlerdi kazmada da, pamuk toplamada da. Yazın çalışır, kışın o gazyağı lambasının ışığında çeyizlerini dizerlerdi tarımdaki kadınlarımız.

Kazmayı yabani ota doğru sallarken daldıkları da olunca ya kendi ayak parmağına ya da yanındakinin ayaklarının bir yerine dalardı keskin bıçağı kazmanın. Biri hemen bir bez parçası bulup, bulamaz ise yağlığının (yağlık-eşarp-yazma-başörtüsü) bir tarafını koparıp yakarlardı. Külünü kanayan yaraya basarlardı tarımdaki kadınlarımız.!

Şimdi tarımdaki erkeklerimiz basıyorlar ot zehrini toprağa, bir başka zehri bitkiye.  Eskiden pamuğn çiçeğine arılar konardı, pamuk balı yaparlardı, çiçek zamanı arıların Çukurova’da kalmışsa, olur ölüm zamanı.

Toprak o zehre dayanıyor dayanabildiği kadar.Az bir zaman sonra acı intikamını alacak.! Ayırt etmeyecek, erkek, kadın, kız, kısrak.

Toprağı yiyen aşeren , tarlada doğan bebeğini  toprakla beleyen tarımdaki kadınlarımızın o toprağa döktükleri alın terlerinin, kanlarının, canlarının hakkı için toprağı koruyalım.

Ey çiftçilerimiz ‘’zehirsiz tarım’’ın mümkün olduğuna kendimizi mandallayalım. Siyaseti buna zorlayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1922
Kayıt tarihi
: 21.02.10
 
 

Dünya'da ekmekten sonra ikinci ÖNEME sahip gıda olan SÜT ve SÜT Ürünlerinin; 1-Her türlü pake..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster