Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '13

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
488
 

Tarımı kurtarmak gerekmiyor mu?

Tarımı kurtarmak gerekmiyor mu?
 

Herkese Merhaba...

Ülkemizde tarım geçmiş yıllara bakıldığı takdirde önemli ölçüde kan kaybetmektedir. E tabi bunun en temel sebinin köyden kente göç olduğunu çoğumuz biliyoruz. Peki bu durumu engellemek için atılan adımlar yeterli kalıyor mu? Ekilen arazi ve ürüne göre çiftçilere verilen belirli paralar çiftçilerin işine ne kadar yarayabiliyor. Çiftçinin ürün maliyetini azaltabilmesi için devletin aldığı önlemler nelerdir?

Bu gibi konularda çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da göçün önüne bir türlü geçilememiştir. İnsan vücudunda oluşan bir tahribat, zarar verdiği vücut sistemindeki tüm organları etkilediği gibi, tarımsal faaliyetletdeki kan kaybetme de tarıma dayayı diğer tüm sektörleri ciddi oranda etkilemektedir (Hayvancılık ve hayvancılığa bağlı sektörler, Endüstriyel tarıma dayalı sanayi sektörleri vs.). Şu bir gerçektir ki tarım yönünden kendi kendine yetebilen ülkelerin ekonomileri sıkıntıdan büyük ölçüde  uzak kalmışlardır.

Bana göre ülkemizde çiftçi temeline inilerek yapılmış net bir çalışma yoktur. Ayrıca ülkemizde tarımla ilgili iyileştirmeler, hep büyük ölçekli çiftçilerin sıkıntılarına cevap verecek şekilde olmuştur. Küçük ve orta ölçekli çiftçiler biraz daha geri planda bırakılmıştır. Ama araştırıldığı takdirde Türkiyede'ki tarımın tatminkar derecedeki kısmı orta ve küçük ölçekli tarım yapan üreticilerden oluşmaktadır. Ki bu çiftçilerin tarımı bırakma olasılığı ise büyük ölçekli çiftçilere göre 2 kat daha yüksektir. Hal böyle olunca çalışmalar biraz daha derinleştirilmelidir. Devlet, en uç birimlerinde  (İlçe, belde, kasaba ve hatta köylerde) küçük çaplı tarım yapan çiftçilerle irtibat içinde olmalı, anketler düzenlemeli,seminerler düzenlemeli ve en ucra noktalarda bile uygulama yapılarak bilinçli bir çiftçi sınıfı oluşturma faaliyetlerine başlamalıdır.

İşte bu noktada kafamda bir fikir oluşturdum (tabi bu fikirleri sizlerin de katkılarıyla çoğaltmak veya düzeltmek çok daha sağlıklı olurdu) Akdeniz ve Ege bölgeleri ülkemizin yoğun tarım yapıldığı bölgelerdir. Ama haricinde İçanadolu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri de tarım için yeterli topraklara sahiptir. Ama bu bölgelerde ürünler genellikle senede 1 defa hasat edilir. Kışları uzun ve yoğun geçen bu bölgelerde halk yazın elde edebildikleri ürün hasılatları ile uzun bir kış geçirmek zorundadırlar. Kış şartlarının zorluğu haliyle orta ve küçük ölçekli çiftçilerin tarımdan uzaklaşmasına ciddi oranda neden olmaktadır. Şu dönemde hasatın maliyetinin de yüksek olması sektörü iyice zora sokmaktadır.

Bu noktada devletin kapsamlı ve zahmetli bir çalışma yapaması gerekecektir. Fikrimce devlet bölge-bölge, şehir-şehir hatta ilçe-ilçe analizler yapıp coğrafi konum, endüstriyel durum ve beşeri durumlar hakkında analizler yaparak, her bölgenin karakteristik özelliklerine uygun, çiftçilerin sadece kışın çalışıp para kazanabilecekleri iş kolları ve kurumları oluşturmalıdır. Önce analizler yapılmalı , bölge için uygun olan iş sektörü seçilmeli, üşenmeden tüm çiftçilerle birebir anket yapılıp hatta sözleşme yapılıp çalışabilecek birey miktarı tespit edilmeli, işgücü miktarının yetersizliğine göre de bir kaç bölgenin iş gücü birleştirilip ortak bir noktada gerekli şantiyeler kurulmalı ve tarıma engel olmayacak müddetler zarfında bu kurumlar işletilmelidir.Çiftçilerle yapılacak olan sözleşmeler, açılacak kurumların iş gücü kaybından kaynaklanacak nedenlerden dolayı zarara uğramaması için  mümkün olduğu kadar uzun vadeli olmalı, iklimin gerektirdiği tarımsal faaliyetlerin (Örneğin bazı tahıllar erken ekilmek ister) zamanı tespit edilerek çalışma günlerinde düzenlemeler yapılmalıdır.

Günümüzde küçük çiftçiler üretici olarak görülmeyebilir. Ama şu bir gerçektir ki onların kendi kendine yetmesi onları ''üretmeyen tüketici'' sınıfından çıkarır. Orta ölçekli çiftçiler ise kendisi haricinde belki bir kaç aileyi geçindirecek miktarda üretim yapabiliyordur. Bu da onları üretici olarak görmemize neden olmayabilir. Ama bu iki sınıfın çokluğu göz önünde bulundurulursa bunları kaybetmenin ülkeyi sokacağı zarar aşikardır. Ayrıca bu gibi bir projede, işletilen kurum edilebiliyorsa kar edilerek işletilmeli, kar edilemiyorsa da amorti (kesinlikle zararına işletilsin demiyorum) edebilecek şekilde işletilmeli, Kurum kârından önce çiftçinin geçimi ve kârı  önplanda olmalıdır.

Olurda böyle bir proje uygulanırsa  tarımın kan kaybetmesi engellenecek, bağlı sektörler de rahatlayacak , ayrıca da çifçilerin kış aylarında çalıştıkları sektörler de ekonomiye artı değer olarak yansıyacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ANADOLU'NUN TARLALARI başlıklı yazımızda tarımla ilgili TABİR projelerini anlattık.

Kerim Korkut 
 11.03.2013 17:27
Cevap :
Yazınızı okudum. Düşünce çok güzel ama uygulamaya gelince, o iş biraz zor. Sizin de belirttiğiniz gibi iktidar oy kaybetme korkusundan, bazı köylüler de toprak kaybetme korkusundan buna sıcak bakmayacaklar. Haricen Tabir projesi ile benim fikrim uyarlandığı zaman daha üretken bir köylüye sahip de olabiliriz. Sonuçta İçanadolu'da kış ortalama 150-180 gün.Tabir de uygulansa bu 150-180 gün zaman zarfı çok büyük bir kayıptır. Teşekkür ederim.  28.03.2013 19:25
 

Güzel bir yazı."ANADOLUNUN TARLALARI" adlı yazımıza bakılmasını öneriyoruz.

Kerim Korkut 
 01.03.2013 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 13.02.13
 
 

Lise mezunu, Turizm sektöründe orta seviye bir makamda çalışan sıradan bir vatandaş... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster