Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '21

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
29
 

Tarımımız İçin Yeni Arayışlar

Tarımsal üretimde ana öge ekilip biçilecek tarla-bahçe-arazidir.  Ülkemizde ekilmekte olan arazi varlığına bir göz attığımızda, 2000 yılındaki 18,1 milyon hektar arazinin 2020 yılına gelindiğinde 15,3 milyon hektara gerilemesi (Çizelge), yani son 20 yılda ekim alanlarımızda %15’lik bir azalması düşündürücüdür. Bu olgunun ana nedeni çiftçi sayısındaki azalmaya dayandırılabilir mi?

2000-2020 Yılları Arasında Ekilegelen Tarım Arazileri (Milyon Hektar- nadas hariç)

Yıl

2000

2002

2004

2006

2008

2010

2012

2014

2016

2018

2020

Ekilen Alan

18,1

17,9

17,9

18

16,5

16,3

15,5

15,7

15,6

15,4

15,3

 

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, Türkiye'de 2009 yılında 1160692 olan çiftçi sayısı 2021 Haziran’ında 541346'ya düşmüştür. Bu da son 12 yılda kayıtlı çiftçi sayısının %47 sinin tarımsal üretimden ayrıldığını göstermektedir.

Bu rakamların, bir çoğumuzu tarımımızın geleceği açısından endişelendirdiği muhakkak. Peki çiftçilerimize, tarımımıza katkı sağlayacak görüşler üretemez miyiz? Çiftçimizin en büyük sorunu girdi masraflarıdır. Mazotu, ilacı, gübresi, tohumu tek tek dövize endeksli yüksek maliyetli bu ögelerden burada, TOHUMCULUĞA odaklanmaya çalışalım. Çiftçiyi destekleyen, onlara olanaklar sağlayan, onların üretkenliklerini ve kazançlarını maksimuma çıkartabilen bir yurt dışı organizasyon yumağı resmine şu linkle bir göz atalım:

“https://nacikgoz.wordpress.com/2021/09/28/kaliforniyada-celtik-ciftcisinin-yaninda-kimler-var”.

ABD’de Kaliforniya çeltik üretimi, ülkemiz tarımına da örnek olacak bir organizasyonla sürdürüle gelmektedir. Verilen linkte ARGE’den ihracata uzayan çeltik tarımının tüm aşamalarına katkıları olan ve bir tarla-demonstrasyon gününe katılımcıları taşıyan otobüsün arkasında listelenen organizasyonların listesi görüntülenmektedir. “Kaliforniya Çeltik yetiştiriciler Birliğinin Araştırma Birimi”, “Çeltik Araştırma Vakfı”(çeltikle ilgili araştırma ve araştırıcıları da destekler), “Kaliforniya Çeltik Araştırma Kooperatifi”, (CALIFORNIA COOPERATIVE RICE RESEARCH FOUNDATION, INC), “Çeltik Araştırma İstasyonu”, “Kaliforniya Çeltik Komisyonu”, “Kaliforniya Üniversitesi”, “Çeltik Konseyi” ( USA Rice logo), “AB tarım Bakanlığı”.

 

ABD çeltik ekim alanı 1,3 milyon hektardır ve bu alanın 200,000 hektarı Kaliforniya’da bulunur. Bu, Türkiye çeltik ekim alanının yaklaşık iki katıdır. 2500 civarındaki çeltik çiftçisinin etrafı onlara destek veren onlarca kuruluşça kucaklanmıştır. Özellikle çeltikle ilgili araştırmalara ve çeşit geliştirmesine yönelik desteklerle üretici, tohum-çeşit konusunda adeta hiçbir sorun yaşamadan üretimini sürdürmektedir.

Değişik yöntemlerle çeltikten para kazanan tüccarların da elini taşın altına koymasıyla kurulan Bigg’teki yerel Çeltik Araştırma İstasyonu, Kaliforniya’da ekilen tüm çeşitleri bizzat geliştirmiş olup, hiçbir çiftçi tohum için herhangi bir yabancı çeşit sahibi firmaya-ülkeye royalite-ıslahçı hakkı ödememektedir. Burada hemen belirtelim, ülkemizdeki tohumların-çeşitlerin %50’den fazlası yabancı kaynaklıdır ve royalite ödenmektedir[1].

  • Gerçekten de tohumculuğumuz sihirli bir el beklemektedir. Çünkü: Günümüzde Tarım ve Orman Bakanlığınca tescil edilen tarla bitkileri, toplam tescilli çeşitlerin ancak %25’ini oluşturmakta. Bu oran meyvelerde %49, sebzede %4 dür;
  • Tahıl gurubunda kullanılan tohumlarımızın %35’i yurtdışı kaynaklıdır ve bunlar koruma altında olduğundan yüksek miktarlarda royalite-ıslahçı hakkı ödenmektedir;
  • Değişen tüketici tercihleri, gittikçe etkisini artıran iklim değişimleri[2], tohumculukta hemen hemen her tür için yeni genotip-çeşitlerin geliştirilmesini, çiftçiye sunulmasını gerektirmektedir.

Ülke tohumculuğu köklü değişimlere, yeni stratejilere gereksinim duymaktadır. Çünkü:

  • Tohumculuğumuzda genitör-gen materyali sorunu, var olan alt yapımızla (başta insan) pek çözülecek gibi görünmüyor.  Koruma altına alınmış 1067 çeşidin %42’si yerli, geri kalan %58’i yabancı uyrukludur.
  • Söz konusu çeşitlerden sadece %0.8 i üç üniversiteye aittir;
  • Birçok tohum firması tescil ettirdikleri-koruma altına aldırdıkları yabancı çeşitler için yıllardır milyonlarca dolar royalite- ıslahçı hakları ödemektedirler;
  • Bitki ıslahında süreyi dört yıla indiren CRISPR gibi yeni bitki ıslah teknikleri ile ilgili olarak tohumculukla ilgili birimlerimizde hızlı bir farkındalık yaratmak kaçınılmaz[3];
  • Dünyada tarımsal araştırmalar çok disiplinli olarak yürütülmektedir. Bitki ıslah zincirine moleküler ıslah laboratuvarlarının devreye sokulmasın gerekmektedir;
  • Tohumculuk firmaları çoğunlukla yeni kurulmuş, küçük veya küçük-ortaişletmelerdir. Batının köklü firmaları ile rekabet edebilmeleri için, bu firmalara kol-kanat gerecek bir üst kurum gözden kaçmamalıdır. Söz konusu yerli firmaların genetik materyal desteği acil yeni çözümler beklemekte. 

2019 yılında Türk çiftçisinin ana girdilerinden biri olan tohumla ilgili bir haber çok ilgi çekmişti: “Tohumculuğumuzun Ana Sorununa Nihayet El Atılıyor”[4]. Haberde 3. Tarım Orman Şurası 18-21 Kasım 2019 tarihler arasında Ankara’da gerçekleştirildiği, 300’den fazla hedef ve stratejinin belirlendiği Şura’nın Sonuç Bildirgesine değiniliyordu. Bildirgede kararlar 60 maddede toplanmıştı ve konumuzu ilgilendiren 28. madde “Ar-Ge ve inovasyonda kaynakların daha etkin kullanılması için kamu, özel sektör ve üniversiteleri de kapsayacak yeni bir kurumsal altyapının oluşturulması” şeklinde idi.

Batıda tohumculuk firmaları, gereksinim duyulan gen kaynakları ile kamu tarafından desteklenmektedir. Bu amaçla oluşturulan kamu-özel sektör üst kuruluşları, gereksinim duyulan anaç-ebeveynleri, gen-genom analiz sistemleri ile elde ederek tohumcuların hizmetine sunmaktadırlar. Bu ara geliştirilen yeni ıslah teknikleri (CRISPR) ile ıslah süresini de kısaltabilmektedirler. Bu da tohumculuğumuz için yeni bir “çeşit geliştirme stratejisi” geliştirilmesini gerektirmektedir. Burada kamu, üniversite ve özel sektörün bir çatı altında toplandığı, Brezilya’nın EMPREPA[5] benzeri bir “Türkiye Tarımsal Araştırma Kurumunun” bir an önce oluşturulması kaçınılmaz görünüyor.

Nazimi Açıkgöz



[1] https://www.tarim.com.tr/Yeni-Bitki-Cesitlerimiz-Pek-De-Milli-Olamayacak,752y

[2]https://geneticliteracyproject.org/2018/10/29/countering-the-impact-of-climate-change-through-new-breeding-techniques/

[3]https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2019/10/23/bitki-islahinda-bir-rekor-dorduncu-yilda-yeni-cesit/

[4]http://blog.milliyet.com.tr/tarimda-arge-sorunu-cozuluyor/Blog/?BlogNo=614123

[5]http://blog.milliyet.com.tr/brezilya-tariminin-sirri-arge/Blog/?BlogNo=605287

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 460
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster