Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
506
 

Tarımsal hayatın siyasal sonuçları (İlkel insalardan bu günlere nasıl geldik? 2)

Tarımsal hayatın siyasal sonuçları (İlkel insalardan bu günlere nasıl geldik? 2)
 

http://www.ekoses.com/ekolojikyasamportali/ekogaleri/upload/bilim/arkeoloji/24.gif


Yazının birinci bölümü için: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=105179
Belirli bir yerde topluluklar yerleşmeye başlayınca tarım köylerinin kurulmasını gerektirmişti. Bu köyler daha kalabalık topluluklar olmuştur doğal olarak. Toprak işlenmeye başlanınca sınır ve çitler gerekmiştir. Bu da mülkiyet fikrine ve yasalara götürmüştür. Tarım geliştikçe marangoz ve maden işçisine(alet yapmak ve onarmak için), yapı işçisine (ambarlar yapmak için), bekçiye (ürünü korumak için) ve avukata (sınır çatışmalarının uzlaştırılması) olan ihtiyaçta gelişir. Ne zaman ekmenin doğru olduğuna karar verebilmek için takvim ihtiyacı oluşur. Hava, su, güneş yaşamın ilgi noktası olur.

Avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan toplulukların korku ve beklentileri, daha ziyade büyü ve vahşi yaratıklar üzerine iken köy yaşamında bu bütün köyün ortak sorunu ve hava, güneş, suya yönelik ortak beklentiler halinde gelişir. Bununla ilgilenen kahin, büyücüden çok din adamı ve insanlar tarıma yöneldikçe güçlenirler. Kalabalık köyler yine bir yönetici ihtiyacını doğurdu. Çoğunlukla bu din adamı ile aynı kişiydi. Farklı köylerin sulama vb nedenlerle ortak ilişki ve sorunları daha büyük şehirleşme ve krallıklara yol açmıştır. Kral-rahip pozisyonunun başlangıçta dini yönü daha ağır basıyordu. Kral , tanrı güneşle olan ilişkilerde aracılık yapıyordu. Peki neden tanrı kralın sözünü dinlesindi? Bu da bu isteklerin oğlu tarafından söylenmesi gerekçesine dayandırılmış ve kralın tanrının oğlu olduğu inancı gelişmiştir. Takvimi çözen bir insan halkı yönlendirmek suretiyle bu inancı yerleştirmesi zor olmamıştır.

Bu güneşin çocukları tipi inanış pek çok eski uygarlıklarda görülür.Hindistan, Maya, Yeni Zelanda, Çin vb uygarlıklarda görülür. Güvenlik, barış ve adalet kralın varlığıyla olurdu. Fakat güneş tanrı ölüyordu doğal olarak. Bunu açıklayabilme çabaları çok yoğun fakat zordu.

Bu ya hala yaşadığı , tanrıların yanına gittiği şeklinde ya da ruhunun kendinden sonra daha genç bir bedene yerleştiği şeklinde söylenebilirdi.Bu mumyalama ve piramit tipi gömme(tümülüs) anıt kültürünü ortaya çıkarır. Krala yakıştırılan bu tanrısallık onu daha ziyade törenlerde hareketsiz olması yada görünmemesi şeklindedir. Kralın tek kişiliği halefinin olması ve çoğunlukla tanrı kralın gücünün zayıflaması ile yeni bedende yer almasını sağlamak için öldürülmesini de gerektirebilmektedir. Kralın erkeklik gücüne bağlı olarak yararlı olup olamayacağı değerlendirilmiş ve devir teslim yapılmıştır. Bu halef , ya en büyük oğul ya da onu öldüren bir erkek akraba olabilir. Bazı yerlerde ise kral vekil olarak oğlunu kurban ederdi ki bu kral için daha iyi bir yoldu. Kendisi yerine bir hayvan kurban edilmesini ilk teklif edeninde ailenin küçük oğlu olması akla yatkındır.

Kral aynı zamanda kanun yapıcı idi. MÖ. 2100lü yıllarda yaşamış olan Hamurrabi kral tnrı idi. Kanunlar bir kere ilan edildikten sonra tanrının kanunları olurdu.

Kralın bir halefinin olması için evlenmesi gerekirdi doğal olarak. Peki sıradan bir insan tanrıyla nasıl evlenir? Çözümü Mısırlılar ve İnkalılar kendisi de bir tanrıça olan kız kardeşiyle evlendirerek çözmüşlerdir. Ya da diğer krallıklardaki kralın kızları ile evlenerek bu sorun çözülmüştür . Ancak halefinden başka çocukları da olacak hatta bu çocuklar halktan insanları da eş seçeceklerdir. Bunların çocukları da yarı tanrısal bir hüviyet kazanacaklardır. Bunların halkın arasında açlıktan ölmesine izin verilemeyeceği için bunlarda resmi görevlere aday olacaktır. İşte bu da kral akrabalığı, lordluk, soyluluk gibi bir katman ortaya çıkarmıştır.

Tarımın, su ihtiyacından dolayı ilk devletler hep nehirlerin kenarında kurulmuştur. Bu devletlerin güçleri de nehrin uzunluğuyla oğrudan ilişkilidir.Bu nedenle Nil’in uzunluğundan dolayı Mısır, Fırat ve Dicle’nin uzunluğu dolayısıyla Mezopotamya uygarlıkları dönemlerinin en güçlü devletleridir.
Devamı var
Devam blogları için:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=105476
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=106616

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Resimdeki "Bereket Abla" kendine pek bakmamış anlaşılan:))) Egzersiz falan hak getire. Bu arada Mısır'la ilgili okuduklarımda benim de dikkatimi çekmişti. Mısırlı Firavunlar kız kardeşleri ile evleniyorlardı. Babanın evladını kurban etmesi fikri de çok korkunç. Ama bir yandan da bunu nasıl yapıyorlardı? Özellikle anneye doğa çocuk doğurduktan sonra müthiş bir bebeğini koruma içgüdüsü vermiş. Bu duygu sonradan mı gelişmiş acaba? Selamlar...

vakayinüvis 
 25.04.2008 0:23
Cevap :
Aslında ne kadar iliginç değilmi sevgili rosa. Düşünsene hiç anlam veremeden kadının karnı büyümeye başlıyor. Belli bir süre sonra kadın başka bir canlıyı doğuruyor. Başka bir blogda okumuştum kadın epey uzunca bir süre tanrı olarak görülmüş, tanrısallaştırılmış. Çünkü erkeklerin kesinlikle yapamayacağı o müthiş şeyi yapıyor( dedikodudan bahsetmiyorum bu arada :)) ) Bakmayın sonradan böyle ayaklar altına alındığına sofrada yerinin öküzden sonra geldiğine. Konuya biraz ilgili ama çok enteresan bir yazı için http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=77883 tavsiye ederim.  25.04.2008 10:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 1935
Kayıt tarihi
: 30.09.06
 
 

Sıcak bir Ankara yazında, 1975 yılında doğmuşum. İlk gençliğim Ankarada geçti. Üniversite yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster