Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
169
 

Tarla Denizi

Bir çocuğun masumiyeti düştü
Sabah, sabah yüreğime
İstanbul'u merakı
Köprüden bir fotoğraf alsam yeter abi
Deyişi
Yankılandı, kulaklarımda
Çocukluğuma döndüm
O ilk İstanbul' un denizini gördüğüm
Hallerim
Ne mutluluktu, bana
Otobüste ki herkesin ayağa kalkması
Samimiyetin en orjinaliydi
Gülümserdik, tüm otobüs
İzlerdim, insanları mutluluklarını
Az da olsa varmış hala böyleleri
Teşekkürler çocuk mutlu ettin beni

    Sekiz yaşına kadar görmedim, ben denizi. Babama deniz nasıl bir şey diye sorardım. Oda iki eliyle kafamdan tutar, beni havaya kaldırırdı. " tam karşıya bak işte deniz orası" derdi. Evimizden  net bir şekilde gözüken, ufuk çizgisiyle birleşen gökyüzünü hep denizmiş,  gibi hayal ederdim.

   Sekiz yaşında, otobüsün içinde uzaktan da olsa gerçeğini görebilmiştim. O günkü mutluluğu şiirimle taçlandırdım, size. Orta okula başladığımda insanların tatil yapmak, için denize gittiğini öğrendim. Okullar açılınca ben ve bir kaç arkadaşım dışında tüm arkadaşlarım tatil maceralarını anlatırdı. Sanki tatil sadece denizmiş, gibi bir algı oluştuğunu farketmiştim, toplumda. Deniz, kum, miss..

   Oysa ben tarla denizinde,  çapalarken yanmıştım. Karaşimşeğin arkasına bağladığımız, karasabanla tarla sürerken, babam " yuları sıkı tut, birazda hızlı yürü kızım" derdi. Koşarcasına yürür ve ayaklarım kumun sıcaklığını değil, toprağın müthiş serinliğini ve zengin kokusunu hissederdi. Komşu tarla denizlerde yüzercesine çapalayan gündelikçi abla ve teyzelerle buluşurduk, molalarda. Karpuzu taşa vurarak dilimler, alkolün veremediği zevkin doruklarına çıkardık. Öğlen molasında yenen menemenin tadıysa hala damağımda. Beş yıldızlı otelde bulunmuyor, onun gibi samimi mola. Bir de kardeşi var ekşimikli biber. Yemediyse insan çok şey kaybeder.

  Tarlada yanmak için çaba harcamazsın. Malak gibi yatmana gerek yoktur, mesela. Ne krem sürersin, vücuduna, ne duş alırsın sık, sık ter bitmez sabahtan akşama. Üretirsin bu denizde, çoluk, çocuk emmi anne. İstersin yeni yerler keşfetmekte ama  sonra şükredersin, mutluluğa yine.

  Kendi tarla denizimizin dışında, başka denizlere de gittim. Başkasının denizin de dinlenmek yasakmış, öğrendim. Altı gün dayanabildim, çam kazmaya. Kazandığım parayla kendimi, x marka jean' le  ödüllendirdim. Aslında yaptığım, şimdiki insanların haliydi. Ödülden ziyade insanlar bozguna uğratıyordu, kendini.

  Orakla ot biçmek paha biçilmezdi. Küçük bir orağım vardı, babam bana  yapmıştı. Başlarda, otları incittiğimi düşünürdüm. Babam "kızım kökten kesmiyoruz, bizim alacaya ot topluyoruz" derdi. Babam tırpanıyla ahenk içinde dans ederdi. Sanki bir sihirmiş, gibi hissederdim, onu izlerken. Bozguna uğramazdı,  babam gibileri.  Ekmek telaşıydı, dertleri, gayeleri. İneğin karnını doyurmak, kendi midenide doyurmak demekti.

  Babamla 13 yaşında İzmir de yakından gördüm, denizin rengini. Sonra dedem 16 yaşında İğneada' ya götürdü, kuzenimle beni. "Çocuklar denizi bir görsün, Fatma" dedi, anneme. Yüzme bilmesem de, denizin dalgalarını hissetmek, büyük mutluluktu. Dalga seslerini dinlemeyi sevdim, ben. Sevemedim, yanmak için yatış modunu.

    Çırpındığını farketmeden mutluydu, insanlar Tarla denizlerinde. Birde haklarını alabilselerdi, keşke. Güzeldir, üretmek ve geleceğin mesleği çiftçiliktir, az sabret. Yakındır, insanların denizleri değil, tarlaları sevmesi. Deniz, kum, mis yerine özünü keşfetmesi.

    Nefrete bulaşmayanlara, satılmayan farkındalıklara..

   Jale Kasap

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mis gibi tarla kokusu ve manzaralar ve manzaralar. Ve hayat...

ERIC VAN BUYTEN 
 17.04.2019 8:08
Cevap :
Kesinlikle öyle..Hayatın bu kısmını yakaladığım için pek şanşlıyım   17.04.2019 10:24
 

Ne büyük zenginlik köy çocuğu olmak, bir kadar da yoksunluk, benim de en güzel hayallerim ya tarla, bahçe ya çeşme başına dairdir. Fazla seçenek de yoktur zaten ,tek AVM miz "ÇERÇİCİ" idi mesela,ihtiyaçlar hayal bohçalarına doldurulur çerçinin yolu beklenir, kimini bulur kimini bulamazsın ya da alamazsın, Kendisini gören başlar "Çerçici geldiiii, çerçici geldiii" bütün köyün kadınları kızları doluşur başına, dilerim dediğiniz tek çaremiz üretime dönülür, herkes hak ettiğini alabildiği sürece de artarak devam eder toplumsal huzur, emeğinize sağlık çocukluğunun elini bırakmayanlara sevgiler

Cemile Torun 
 16.04.2019 0:21
Cevap :
Kesinlikle zenginliğin paha biçilmezi köy çocuğu olmak..şimdi de aklıma naylonu geldi bak..evden eskiyi götürür ihtiyaçları alırdık..paranın hüküm sağlamadığı eskiciler....ekip biçmek çok değerli gözümde..saygılar sevgiler   16.04.2019 6:12
 

Ne tırpan ne de orak biçtim çünkü küçüktüm ama harmanda dövene çok bindim.

Kerim Korkut 
 15.04.2019 15:55
Cevap :
Ben ucundan yakaladım tırpan ve orağı..şimdi yok denecek kadar az..teşekkür ediyorum   15.04.2019 17:01
 

Ayakkabısı bile olmayan bir çocuktum ama köy çocuğu olmanın güzellikleri fakirliğimizi örtüyordu. Yoksul olduğumu hiç düşünmedim. Parayla alınamayan zenginliklerim vardı çünkü.

Kerim Korkut 
 15.04.2019 13:01
Cevap :
Kesinlikle bende fakir olduğumu hiç düşünmemiştim.. çok teşekkür ediyorum   15.04.2019 17:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 384
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 238
Kayıt tarihi
: 28.04.17
 
 

Lise mezunu bir öğrenme aşığı, fotoğraf hastası , yazma sevdalısı, sevgi yanlısı, bir dünya insan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster