Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
178
 

Tartışamıyoruz...

Tartışamıyoruz...
 

Neden bu ülkede bir konu üzerinde tartışırken, züccaciyedeki fil misali herşeyi kırıp dökerek tartışıyoruz.? Siyasette ya da gündelik hayattaki ikili ilişkilerde "kapıştırılan" şey fikirlerimiz bile değil çoğu zaman! Yalnız ve tüm çıplaklığıyla bir "çatışma kültürü" kötü bir gülüşle her köşeden sırıtıyor. "Karşı tarafa gol atma" amacına hizmet eder biçimde ve "lafı gediğine koymak adına" herseferinde konunun özünü, sorunu, sorunlarımızı, onları biriktiren altyapıdaki ayrıntıları tümüyle ıskalıyoruz. Son derece "çocuksu" bir davranış biçimi bu. Bir yetişkin olgunluğuna ve deneyimine, birikimine yakışmıyor!

Meselenin özüne, ayrıntılarına inmeden tartışılan her konu havada kalmaya mahkum oysa. Gündelik siyasi çıkarlar adına, geçici gündelik kazanımlar adına kendi ellerimizle yaptığımız bu kırıklardan oluşan yığınlarla  "uzlaşı kültürü" bir amaç olmaktan gittikçe uzaklaşıyor. Ve ne yazık ki "ayrışma kültürü" hanesine yazılıyor; bu içi boş tartışmaların sonuç oldukları.

Tamamiyle ıskaladığımız şey; tartışmanın da bir ahlâkının olduğu gerçeği. Ve arada "kapıştırılan"ın gerçek ve ayağı yere basan, temeli olan "fikirler", "olgular", içi dolu söylemler olması gerektiği. Bunu yapabilmek için ilk önce biriktirmek gerekir elbette; bilgiyi, empatiyi, sağduyuyu... Sözlerimizi toplumsal bağları zayıflatacak türden, evde, işte, sokakta ilişkilerimizi zedeleyecek türden seçmek bizi hiç bir zaman iyi bir sona götürmez; götüremez.

Ülkeyi yönetenler, parti liderleri, kanaat önderleri, yazarlar vb. bu konuda misliyle dikkatli olmaları gereken hallerde, "belden aşağı vuruş" meraklarına yeniliveriyorlar; en kolay ne acıklı ki! Toplumsal uzlaşıya her zamankinden daha çok ihtiyacımız olan, dar zamanlardan geçerken bile!

Siyaset dünyamızda kullanılan konuşma üslupları pekala birer "dinamit" vazifesi görüyor; görmeye devam ediyor! Her dönemde iktidarların aşırıya kaçan kimi uygulamaları ya da durumdan vazife çıkartanların aşırılıkları, farklı yaşam rengine, görüşüne sahip olanların dünyasında, kötü hatıralar, oyuklar, travmalar yaratabiliyor...

 "Uzlaşı kültürü" için birbirimize doğru bir adım atmamız yeterli oysa! İster toplumsal paylaşımlarımız, duruşlarımız, kavgalarımız için, isterse de kadın-erkek ilişkisi ve tüm ikili ilişkilerimiz için geçerli bir formül bu. Herşeye tek taraflı bakışla adeta bir yanı olmayan, boşluk tarafından doldurulan bir ağaç kadar var olabiliriz. Oysa o kökün, dalların, yaprakların, yemişlerin yaşaması için, dengede durması ve üretmesi, zenginleşebilmesi için öbür yanına ihtiyacı var daima...

Birbirimizin yaralarını iyileştirip, kırıklarını sararak, eksik taraflarını elimizden geldiğince tamamlayarak yaşamlarımızı kolaylaştırabileceğimiz olasılığı orada bizi daima bekliyor olacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dogru bi dille ,dogrulari anlatan yaziniz icin Tesekkür ederim. Bencilce , yalniz özneleri BEN olmayan her tümce, ölcülü her sözcük dogru ulasacaktir karsisindaki kisiye... Iletisim kopmadan sürebilir bana göre de... Sevgiyle.

kırıkkalp 
 28.11.2011 18:03
Cevap :
Çok teşekkür ederim, içten satırlarınız için... Ve derdimi anlatabilmiş olduğumu görmek mutluluk verici... Saygılar...  29.11.2011 0:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 865
Kayıt tarihi
: 13.10.10
 
 

Doğal yaşamın korunması, evrensel insan hakları, felsefe, arkeoloji, tarih, sosyoloji, kişisel ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster