Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
258
 

Tartışmalı olacak

Recep Tayyip ERDOĞAN’a milletvekili olma yolu açıldığından bu yana, yani siyasi yasaklılığı CHP’nin de katkısıyla kaldırıldığından bu yana, yasal olarak Cumhurbaşkanı olmasına en ufak bir sakınca yok…

Geçmişte ne söylediği, ne yaptığı hiç önemli değil. Önemli olan, adaylığını koyduğunda, seçilmesine mani yasal bir halin olmadığıdır.

Olaya bu açıdan baktığımız zaman, Anayasa’nın kuralları içinde seçim yapılacak ve eğer adaylığını koyarsa ki öyle görünüyor, Recep Tayyip ERDOĞAN, on birinci Cumhurbaşkanı olarak “Köşk”e çıkacaktır.

Peki, tartışılan ne?

Tartışılan, Anayasanın 96. maddesi…

MADDE 96. – Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.

Anayasada “Başka” bir hüküm var mı?...

Bir de tartışılan 102. madde var. O da şöyle:

MADDE 102. – Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır.

Maddenin devamında “En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir” deniliyor.

Yani, ilk iki turda üçte iki oy, seçilmek için yeterli. Genel kanı, toplanmak için gerekli sayı üçte iki değil. Diğer bir kanı ise, üçte iki, ilk toplantı için de olmazsa olmaz sayı…

Bu maddeye bakarak anayasadaki “Başka” hükümden söz etmek mümkün mü?

O kadarını bilemiyorum. Bazıları “Mümkün” bir diğerleri de “Mümkün değil” diyorlar. Eğer AKP, seçim günü aday Recep Tayyip ERDOĞAN olursa, tek başına da seçimi gerçekleştirse, CHP muhtemelen Anaysa mahkemesine gidecektir. Böyle açıkladı.

Anayasa mahkemesi de yukarıdaki iki maddeye göre karar vereceğini düşünürsek, üyeler de bu maddeleri “Yorum”a tabi tutacaklar ve bir karara varacaklar. Kararları oybirliği ile olmayacak. Oy çokluğu ile olacak. Ve eğer “İptal” çıkarsa muhtemelen ya “Uzlaşma” aranacak veya “Seçim” takvimi öne alınarak yeni meclisin seçmesi sağlanacak. Ama kavga da giderek yoğunlaşacak.

Niye böyle oluyor?

Olan bana göre şu; bizim emeklemekte olan ve korumaya çalıştığımız demokrasimizde “Uzlaşma” ve “Görüşme”” kültürü henüz yerleşmedi.

Siyasi istikrarın oluşması amacı ile konulan “Baraj” sistemi sonucunda böyle bir tablonun çıkacağını nasıl tahmin edemedik de seçimin nasıl yapılması gerektiğini “Net” ve “Açık” olarak yasaya koyamadıksa, çözümü de “Uzlaşma”da aramıyoruz.

Bir tarafta “Oy” gücü eksik bir muhalefet, öteki tarafta ise “Oy” gücü olan ve fakat “Halk desteği” tam olmayan bir iktidar var.

İstikrar olsun diye hazırladığımız yasalar da bu düğümü çözmeye ne yazık ki yetmiyor.

Kendi partisi ve seçmen tabanının dışında hiç kimsenin olumlu gözle bakmadığı Cumhurbaşkanlığı makamına soyunan Recep Tayyip ERDOĞAN, aslında o tepede rahat edemeyecek. Her gün Turgut ÖZAL gibi tartışılacak. Bu gün başbakan olarak tartışılan, o makama gelince değişmeyeceğine göre, daha çok tartışmaların odağı olacak.

Ama seçilmesine de yasal bir engel olmadığına göre, bu sorunu çözecek olan tek makam “Halk” makamıdır.

Peki, “Halk” çözer mi dersiniz?

Ne desem ki…

Bu soruya “Evet çözer” desem bir türlü “Hayır çözemez” desem daha kötü. Sorunu çözemeyen bir “Halk”ın varlığından söz etmek kadar zafiyet olur mu?

Ben, ülkemin böyle bir zafiyet içinde olduğunu düşünmek bile istemiyorum.

Bakalım, göreceğiz bu sorunu “Ülke” olarak nasıl çözeceğiz.

Evet… Aslında mesele kimin Cumhurbaşkanı olacağında kilitlenip kalıyor. Nasıl seçileceğinde değil. Bu da, aday olması muhtemel kişinin Recep Tayyip ERDOĞAN olmasından kaynaklanıyor.

Oysa yazımın başında da belirttiğim gibi, seçilmesine mani “Yasal” bir engel yok. Ama seçilirse, milletin genel iradesi dışında seçilmiş olacak.

Bu da benim ve benim gibi düşünenlerin fikri tabi ki…

11 NİSAN 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cevabınız için teşekkür ederim. Aslında sizin ne demek istediğinizi anladım da, bir başbakanın bizleri böyle bilmece çözmeye zorlaması zoruma gidiyor. Öfkem biraz da ondan. Sizin yorumunuza daha nazik cevap verebilirdim. Ayrıca size ismen hitabedemememin sebebi sadece cevap yazmaya başladıktan sonra yorum yazdığınız sayfayı aşağı çekemememden kaynaklanıyor. Kusura bakmayın. Genelkurmay Başkanımız sayın Eşref Büyükanıt bugün düşüncelerini açıkladı. Başbakan herşeye rağmen Cumhurbaşkanlığına aday olursa ayıp eder doğrusu. Kendi şahsi egomuzu asla ülkemizin çıkarları üzerinde tutmamalıyız, diye düşünüyorum. Çoğunluğun mutabık olduğu bir aday gerek. Sizinle düşüncelerimizin çelişmediğimin farkındayım. Bundan dolayı da memnunum. Saygılarımla. Mustafa Mumcu

Mustafa Mumcu 
 12.04.2007 17:58
Cevap :
Sayın Mustafa MUMCU... Teşekkür ederim. Bu gün yazdığım "Tek delikanlı kim miş?" başlıklı bir yazım var.Daha onadan geçemedi. Şayet geçerse takip ederseniz sevinirim. Saygılarımla İBRAHİM PEKBAY  12.04.2007 18:04
 

''Cumhurbaşkanlığına aday olan kişinin geçmişte ne söylediği, ne yaptığı hiç önemli değil'' şeklindeki düşünceleriniz beni şaşırttı. O zaman cezasını çekip hapishaneden tahliye olan kimsenin sabıka kaydına da gerek yok. Üniversite imtihanlarına girecek adayın Lise Diploması'na, geçmişteki eğitim durumu ile ilgili bilgilere de gerek yok. Aynı şekilde düşünürsek bir iş yerine müracaat eden kişinin ''Özgeçmiş''ini yazılı olarak sunmasına da gerek yok. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bence bir insanın, hele Cumhurbaşkanlığına aday olacak bir insanın geçmişi en az şimdiki zamanı kadar önemlidir. Zira geleceğini belirleyen temel taşlar bu geçmişte saklıdır. Anayasanın 96. Maddesi açık, Meclis'in toplanması için 1/3 çoğunluk yani 184 kişi gerekli. Ama Cumhurbaşkanı seçilmesi için oylamanın yapılabilmesine gereken çoğunluk oranı 2/3 yani 367 Milletvekili. Meclisi 184 kişiyle açtıktan sonra Cumhurbaşkanı seçimi oylaması için gerekli sayıyı nereden bulacaklar? Bu da benim fikrim.

Mustafa Mumcu 
 12.04.2007 0:52
Cevap :
Sayın Mustafa MUMCU... Sanırım ben "Geçmişi" konusunu tam anlatamamışım. elbette ki "Geçmişi" önemli. Ama, Anayasa karşısında aday olabilmesi için Recep Tayyip ERDOĞAN'ın geçmişte şu veya bu söylemleri, seçilmesine engel mi? Yasal olarak değil. Benim ifade etmek istediğim bu. Bir de bu gün bir blog yazdım, eğer "Denetim"den geçer de yayınlanırsa, aynı fikrde olduğumuzu göreceksiniz. İkincisi, ilk iki turda 367 gerek, ondan sonra 276 sayısı seçilmek için yeterli... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  12.04.2007 16:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 912
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster