Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
140
 

Tartmak, Kıyaslamak Ve Düşünmek İçin Oku!

Tartmak, Kıyaslamak Ve Düşünmek İçin Oku!
 

"Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!"
Francis Bacon

Okumak bizim toplumumuza uzak bir durum. Bizim milletimiz okumak yerine okuyanların kendilerine aktardığı kadarı ile yetinen ve buna razı olan bir yapıya sahip. Dolayısı ile güdülmeyi baştan kabul etmiş olan bir topluma oku demenin pek bir anlam ifade etmeyeceğini de okuyan kesimin artık kabul etmesi gerekiyor. Geleneklerimizdeki okuma aslında karşılıklı yapılan bir eylemdir. Şarkı, türkü okumak, canın okumak, meydan okumak gibi eylemler de bile genel kabul gören YAZILMIŞ OLAN bir şeyi kendi KENDİNE OKUMAK algısının aksine hep karşıda biri var ve münazara içeriyor.

Türkiye 65 ülke arasında, 44. Olabildi. Fen, matematik ve OKUDUĞUNU ANLAYABİLME açısından. Sanırım bu istatistik her şeyi anlatıyor. Başka söze gerek var mı?

Bu biraz da, insanların okumaya ve hayal kurmaya üşenmesinden. Kolay tüketmek her yerde. Hazır bilgiler sunulurken, insanlar NLP teknikleri ile ayrılıyorlar. Görsel, işitsel, dokunsal vs. Görsellikle duygusunu pekiştiriyor. Amaç daha çok dikkat çekmek olabilir, daha çok anlaşılmak olabilir, bu yolla daha çok 'farkındalık üretmek' olabilir. Başka başka yollar, hepsi aynı yere çıkıyor, anlatmak ve anlaşılmak.

Çözüm üretebilmek için sorunu doğru tanımlamak gerekiyor. Bir görüşe göre bilgiye kolay ulaşılabildiği için aydınlananların sayısı hızla artmakta. Aynı görüşe göre toplumların da 100 hatta 50 yıl öncesine göre ciddi gelişmişlik farkları var. Özgürlükler, ilişkiler, güvenceler, kültürel gelişim önceki yıllara kıyasla çok ileri seviyede.

Görmek ile bakmak arasındaki fark gibi, okuyan ve anlayan ayırımı yapıldığında suskun kalanların okuduğunu düşünenler olacaktır. Her insan kendi genetik mirasını aktarmak istediği gibi, zihinsel mirasını da aktarmak ister. Öğrendiklerini aktarmak ve ileridekilere bırakmak. Bilgi çoğaldıkça, bilgi kirliliği de olacaktır. Daha iyi bilenlere de düşen görev bunu önlemeye çalışmaktır.

Farkındalık beraberinde farklılığı da getirir. Hem kendimiz hem de çevremiz için dikkat odağını değiştirir. Bu itekleyici bir güçtür. Çünkü hem bireysel hem toplumsal gelişim ilk önce farkındalıkla başlar. İşin içine çıkar çatışmaları girdiğinde farkındalık hiç istenmez. Gürültü içinde dikkat çekmeye çalışmak ve farkındalık yaratmaya çalışmak zor bir iştir. Ama kişiyi kişi yapar ve diğerlerinden ayırır. Bu nedenle oldukça değerlidir. Bilgi önemlidir ancak entelektüel olma çabası bazen bir savunma mekanizmasına dönüşür. Halbuki hayat çok büyük ölçü de yaşanılıp her yönüyle tecrübe edilerek öğrenilen bir olgudur. Kişisel gelişim büyük ölçü de yaşamın içinde bizzat yer alarak elde edilir.

İnsan kendi üstüne kurdeleden fiyonk bağlayacağına kendi olmayı becerecek kadar kendiyle barıştığı zaman sorun azalacaktır. O zaman kendisine de oyun oynayan aklından destek alacağından daha selim hale gelecektir.

HÜLYA ÇAKICI

 

Abbas Oğuz, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okumak,düşünmeyi öğrenmek ve sorgulamayla elde edilen bilgileri hayata geçirmek ve yeniden yeniden kendimizi yaratmak.Ancak öylece çağları ve onlarda yaşayanları tanımış oluruz.Evrim süreci içinde olduğumuzu nasıl anlayabiliriz ki yoksa?..Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 17.07.2018 16:20
Cevap :
Teşekkür ederim, saygılar...  24.07.2018 3:27
 

Bizde okumak hiçte sanıldığı kadar önemsenmeyen bir eylem değildir aksine okumuş olmak adam olmakla eşdeğer tutulmaktadır. Zaten "oku da adam ol" söylemi boşa söylenen bir laf değildir. Okumak aslında hiçte sanıldığı kadar faydalı ve geliştirici bir eylem de değildir. Avrupa 1500'lü yılların sonrasında okuduğu için değil aksine körü körüne ezberlenenleri sorguladığı ve özellikle şüphe alışkanlığını geliştirdiği için aydınlandı. Bizde ise ezberlemek için okunur ve şüphe duygusu suç ve günahmış gibi kabul edilir. Ama anahtar sözcük okumak değil şüphe duymak ve sorgulamaktır. Selamlar

Matilla 
 15.07.2018 22:31
Cevap :
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılar.   16.07.2018 17:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 628
Toplam yorum
: 226
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 486
Kayıt tarihi
: 19.12.15
 
 

Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Akdeniz Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster