Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
9873
 

Tasavvufi Batıni Ezoterik Öğretilere Göre Kuran-ı Kerim'in Gizli Öğretisi

Tasavvufi Batıni Ezoterik Öğretilere Göre Kuran-ı Kerim'in Gizli Öğretisi
 

Kuran-ı Kerim'in Gizli Öğretisi


Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap okumamıştım. Öyle bir kitap ki, hakkında yapılan yorumların tümünü hakediyor olabilir. Kitabın yazarı Ergun Candan'ı; uçuk, kafadan çatlak, dinsiz hatta densiz bulanlar olabileceği gibi, okuyunca çocukluğundan beri aklında olan sorulara ilk defa mantıklı cevaplar bulduğunu, Kuran-ı Kerim’i daha iyi anlamaya başladığını iddia edenler de olabilir. Bendeniz, naçizane kendimi ikinci gruba koyuyorum. Zihnimdeki birçok sorunun cevabını kendimce verebildim ama aklıma başka sorular geldi bu sefer de ! Bu da, daha önceki bilgilerimin üzerine bir tuğla daha koyabildiğimi gösteriyor ki, bu kadar çok tuğlayı aynı anda koyabildiğim anların sayısı çok fazla değildir. 

Yazar, Kuran-ı Kerim’in çevirisini Diyanet İşleri Başkanlığının web sitesinden aldığını belirtmiş. Bu çeviriyi zaman zaman; Elmalılı Hamdi Yazır, Süleyman Ateş, Yaşar Nuri Öztürk gibi alimlerinin çevirileri ile karşılaştırmış. Bu karşılaştırmalardan ortaya çıkan anlam farklılıkları, aynen mezheplerin ortaya çıkışını andırıyor. Her alim tarafından farklı şekilde çevrilen ayetler sözkonusu. Bu da, doğal olarak yanlış anlamalara – yorumlamalara sebebiyet veriyor. Yazarın, Diyanet İşleri Başkanlığının Kuran-ı Kerim çevirisinde bulunan hatalar (karşılaştırma yapıldığında hatalı olduğu anlaşılıyor) çok vahim. Umarım dikkate alır ve biran önce düzeltirler. 

Kitabın yayınevinin adı: “Sınır Ötesi Yayınları”. Tam da yayınevinin ismine yakışacak şekilde, sınırları zorlayan bir kitap. İlk 100 sayfada yazılanlar çok garip gelebilir ama ileriki sayfalarda yazara güvenmeye başlıyorsunuz. Yazar, Habertürk’te canlı olarak yayınlanan bir programda, “bu kitabı uzun zamandır yazmak istediğinden ve elindeki başka bir kitabı yarım bırakıp, bu kitabı yazdığından” sözetmişti. Okuyunca, yazarın gerçekten bu kitabı yazmaktan zevk aldığını hissedebiliyorsunuz. 

Lütfen, kitabı sadece bu yazıyla değerlendirme hatası yapmayın. Aşağıda belirteceklerim, dikkatimi çeken ve bana çarpıcı gelen bölümlerdir sadece. Kitabın okuyacakların heyecanını kaçırmamak için, sadece bazı konulardan bahsetmeye çalışacağım. 

Yazar, Al-i İmran Suresi ile de iddiasını destekleyerek, Kuran-ı Kerim’deki ayetleri iki gruba ayırmış: 

  1. Toplum içinde düzenin sağlanmasına yönelik ahlaki ve idari yönetime dayalı kuralları içeren ve çeşitli nasihatlardan oluşan, aynı zamanda dini kuralların anlatıldığı sembolik olmayan “açık” ayetler
  2. Ruhsal, kozmik ve varoluşla ilgili ezoterik – batıni bilgiler içeren sembolik “kapalı” ayetler. Kitapta, özellikle ikinci gruba giren “kapalı” yani sembollere büründürülerek verilmiş bilgileri, “ezoterik bilgilerle” karşılaştırmış ve kendince açıklamıştır.

Kitapta özellikle 2. gruba giren ayetler ezoterik olarak açıklanmaya çalışılmış. Açıklanan ezoterizm sembollerinin neler olduğunu tam olarak anlaşılabilmesi için şu örnekler verilebilir: sağ, sol, daire geometrik şekli, kıyamet sarsıntısı, yerin ve dağların sarsılması, dağların akıp giden kum yığını olması, dağların yürütülmesi, yeryüzü ile gökyüzünün ayrılması, cehennem ateşi, çocukların ak sakallı ihtiyarlara çevrilmesi, Allah’ın Arş’a kurulması... vs. 

Kuran-ı Kerim'de "sembolik" anlatımlar konusunda din alimleri kendince yorumlar yapmışlardır. Bu kitaptaki yorumlar, diğerlerine göre kendime en yakın hissettiğim yorumlar oldu. Belki bunda yazarın "din alimi" olmaması ve böyle bir iddiasının da olmaması etkili olmuş olabilir. Ayrıca konuları karşılaştırmalı örneklerle anlatması, okuyucunun yazara güvenmesine yardımcı oluyor. 

Ön yargılı yaklaşmazsanız, kitabın her satırında yeni bir şey öğrenmeniz mümkün. Örneğin; Hz.İsa'nın ve Hz.Musa'nın vefat etmeden önceki son sözlerini biliyor muydunuz ? İnternette istediğiniz kadar araştırın, bulamazsınız ama bu kitapta var. Özellikle Hz.Musa'nın son sözlerini öğrenmek beni şok etti ! 

Yazarın en uçuk anlatımlarından birini aynen ve yorum yapmadan aktararak konuya girelim yavaş yavaş: 

İnsanlığın aşağıya iniş sürecinin sonlarına doğru yani halen içinde yaşamakta olduğumuz dönemde (Demir Çağ’da) ilahi bilgilerin sembollerle insanlara aktarılacağı bir döneme girilmişti. Ve bu dönem içinde daha sonraları kitabi dinler olarak adlandırılacak dinlerin yeryüzüne indirilmesine başlanmıştı... Bu Hz.Musa ile başlamış ve Hz.İsa ile devam etmişti... Sıra artık bu sürecin tamamlanmasına gelmişti... 

Tüm bu süreç Alemlerin Rabbi’nin tasarrufu dahilinde Kürsi ya da Melekut Alemi olarak tanımlanan Evrensel İdare Mekanizması’nın hiyerarşik yapısı içindeki plan tarafından yürütülmekteydi. Bu son görev de yine bu işleyiş içinde tamamlanacaktı. 

Daha önce olduğu gibi bu işleyişin içinde Siriusyen Kültür temsilcileri de aktif bir vazife alacaktı. 

Hz.Muhammed adıyla tanıdığımız büyük vazifelinin Dünyamız’daki görevine hazırlığı iki safhada olmuştur demiştim. Birinci safhası bu vazifeye Melekut Alemi’nin yönlendirmesi doğrultusunda görevlendirilmesiyle başlamış ve ilk hazırlıklarını Sirius’ta yapmıştır. 

İlk planlarını, ilk projelerini Sirius’tayken hazırlamış ve Dünya’ya geldikten sonra oluşturulacak sistemle ilgili çalışmalarda bulunmuştur... Hazırlamış olduğu bu dosyaları daha sonra dünyayı yakından takip eden ve Dünya’nın içinde bulunduğu şartları yakından inceleyen “Satürn Bilgileri” ile tetkik etmiş, gözden geçirmiştir. Dünya’nın yaklaşık 28.000 yıllık bir dönemini içeren akaşik kayıtlar, “Satürn Bilgileri” ile birlikte gözden geçirilmiş ve Dünya üzerinde yaşayan varlıkları o güne kadar geçirmiş oldukları enkarnasyonlar büyük bir titizlikle incelenmiştir... Bu da ikinci safhasıdır... (s.87) 

 

Böyle bir kitabı yazan, bu tür ifadeler kullanan kişi, inançlı biri olabilir mi, sorusunun cevabını yine kitapta yazılanlarda aradım. Aşağıdaki ifadelerden belki bu konuda fikir verebilir: 

  • Kuran-ı Kerim’in birçok ayetinde belirtildiği gibi, bu zanlardan kurtulup, dinin gerçeklerine apaçık bir şekilde ulaşabilmek herhalde kıyamet günlerinde ancak nasip olabilecektir... (s.84)
  • Evet, o vaadedilmiş bir gündür... Ve insanlık olarak o gün ve günleri mutlaka hep birlikte yaşayacağız... (s.218)
  • Hatta kıyamet’in şuurlandırıcı tesirlerini şimdiden fark etmeye başlayanlar, bu mücadeleye çoktan girmeye başladılar bile... Bunu fark edemeyenlerin ise, “genel kıyameti” beklemekten başka çareleri yok gibi görünüyor... (s.243)
  • Yani bu sarsıntıdan herkes payını alacaktır... Güneş doğacak ve herkesin gözünü kamaştıracaktır. Kimini az kimini çok ama herkesi... Bunu lütfen unutmayın... (s.513)

Hala okumaya devam ediyorsanız, alın size birkaç çarpıcı örnek daha: 

  • Hep insanın “yaratıldığı” söylenir ama yaratılan ilk insanın neye benzediği söylenmez. Ayrıca “su” olmayan yerde, yaşamın olmayacağı söylenir. Yazar, “suyun, dünyaya nereden getirildiği” veya insanın nasıl üretildiğini de açıklamış kendi bilgileri doğrultusunda. “Yeryüzündeki ilk insanın, bir zamanlar iddia edildiği gibi tek hücreli canlılardan gelişe gelişe ortaya çıkmadığı artık bilimsel olarak anlaşılmış durumdadır...İnsanın vücudu organik bir yapı olarak, özel bir tarzda meydana getirilmiştir; yani yapılmıştır.” (s.98) Bu konuyu aynı zamanda Enbiya Suresi’ndeki “İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi?” (s.401) ayeti ile desteklemiş.
  • İnsan Suresi’ndeki “İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinde uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.” (s.500) ayeti ile söylenmek istenenleri, ezotetik olarak açıklamış. Aslında herhangi açıklamaya bile ihtiyaç olmadan, birçok sorunun cevabını veren bir ayet değil mi ?
  • Kutsal Kitaplarda bahsi geçen Adem’in meydana getirilişinin yeryüzünde mi, yoksa başka bir mekanda mı olduğu konusu açıklanmış. (s.99)
  • Kuran-ı Kerim’de “Mahşer Günü” insanların nasıl tekrar dünyaya dönecekleri tam olarak anlaşılır ifadelerle açıklanmamıştır. Yazar, neden açıklanmadığını ve aslında neler olabileceğini anlatmış ! (s.110)
  • Kaf Suresi’nde geçen ifadelere dayanarak, Mu ve Atlantis Uygarlıkları’nın kıtalarının batmadan önce çevre kıtalara yaptıkları göçleri açıklanmış. (s.112)
  • Ne demek yani Allah’ın gücü yetmiyor mu da bu işleri ‘Ruhsal İdare Mekanizması’ adını verdiğiniz görevlilere yaptırılıyor?”... sorusunun cevabını vermiş (s.116)
  • Kuran-ı Kerim’de karşılaşılan sembolik anlatım, diğer kutsal kitaplar ve mitolojilerle karşılaştırmış. (s.126)
  • “Adem’le sembolize edilen başlangıç, hangi devrin başlangıcıydı ?” sorusuna cevap aranmış ve Grek, Mısır, Hint, Musevi, Hristiyan, Roma ve İslami geleneklere göre “altın devrin” yeniden yaşanacağına yapılan atıflardan bahsedilmiş. (s.129)
  • Bazı ayetlerin başında, İslam alimlerinin üzerinde hemfikir olamadığı “mukattaa harfler” mevcuttur. Yazar, bu harflerin Mu dilindeki karşılıklarına bakarak, şifrelerini çözdüğünü iddia etmiş ve ortaya müthiş bir sonuç çıkarmış. (s.162)
  • Kuran-ı Kerim’in indirilişinin, neden 20 yılı aşkın bir zaman aldığı konusuna değinilmiş. (s.178)
  • Türk ve İtalyan Mitolojilerindeki kurt sembolünün ne anlama geldiği açıklanmış, Kuran-ı Kerim ve Tevrat’ın ilgili ayetlerinden örnekler verilmiş. (s.333)
  • Hz.İsa’nın çarmıhtayken söylediği son sözler belirtilmiş. (s.392)
  • Yazar, Kuran-ı Kerim’in sembolik anlatım üslubunun çözülmesi durumunda, hiçbir tutarsızlığı olmayacağını iddia ediyor. (s.438)
  • Kurbanın ezoterik kökeninden ve Pigmelerin, Eski Amerikaların, Eski Yunanlıların, Eski Romalıların, Cermenlerin, İskandinavların, Slavların, Fenikelilerin, Eski Türklerin, Moğolların, Hititlerin, Babillerin, Asurluların, Sümerlerin, Eski Mısırlıların, Eski İranlıların, Harran Sabiilerinin, Brahmanların, Hinduizmin, Çinlilerin, Japonların, Orta ve Batı Afrikalıların, Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların kurban ritüellerinden bahsedilmiş. (s.521) Bu kadar birbirinden bağımsız topluluğun, tamamında kurban ritüelinin neden olduğu açıklanmış.

Yazar, sureleri indiriliş sırasında ve tek tek anlatmaya çalışmış. Böyle bir yöntem izlemesi bazen anlatılmak istenen konuların dağınık bir halde anlatılması yol açmış: 

  • Tufan öncesi uygarlıkların yokoluşlarını ileriki surelerde ele alacağım için şimdilik bu konuya girmiyorum... (s.94)
  • Bunlar Tufan öncesi devre ait uygarlıklardır. Bu ayetlere yeri gelince değineceğiz. (s.100)
  • Hz.Musa kendisine verilen iki taş levhayla dağdan inmiştir. Bu konuya tekrar döneceğiz... (s.97)
  • Önceki nesillerin yokolması konusuna, Nuh Tufanı’nı anlatan sureye gelince ayrıntılı bir şekilde yer vereceğiz... (s.183)
  • Bu konuya Hz.Musa ile Hızır konusunu ele alacağımız Kehf Suresi’nde yeniden döneceğiz... (s.235)
  • Örneğin Kehf (Mağara) Suresinde bir grup gencin mağarada uyutulduklarından bahsedilir. Bu konuyu Kehf Suresi’ni incelerken ele alacağız... (s.246)
  • Kabirlerden çıkış teması başka surelerde de işlenmiştir; yeri gelince tekrar bu konuya geri döneceğiz... (s.266)

Kitapta rastladığım tek tutarsızlık;“Domuz eti ve Yahudiler’e haram kılınan hayvanlar” (s.322) başlığı atılmasına rağmen, başlığın altında farklı bir konu anlatılmış olması. Umarım, hatayı farkeder ve ileri baskılarda bu hatayı düzeltirler. 

Dini konularda "serbestçe" yorum yapanlardan haz etmezseniz ve aykırı görüşlere tahammülünüz yoksa, bu kitabı okumayabilirsiniz. Aksi halde okumazsanız, çok şey kaçırırsınız.. Lütfen okuyun ve yorumlarımızı benimle paylaşın. Kitabın tamamını okuyanlarla konuşmak ve izlenminlerini öğrenmek benim için çok ilginç bir tecrübe olacak. 

 

Tasavvufi Batıni Ezoterik Öğretilere Göre Kuran-ı Kerim'in Gizli Öğretisi, 1.baskı, 2010  

Yazar: Ergun Candan  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 1253
Kayıt tarihi
: 28.12.08
 
 

1992 yılından beri yurtdışında yaşıyorum. Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü mezunuyum. Mosk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster