Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '07

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
907
 

Taşrada yaşamak zor…

Taşrada yaşamak zor…
 

Doğup büyüdüğümüz ve hayatımızdan sahneler oynadığımız bu şehri ne kadar tanıyorduk. Hiç düşündük mü?

Sokaklarında çocukluğumuzu ve ilk gençlik yıllarımızı tükettiğimiz, yaşananlara tarih ve yer düştüğümüz bu şehir…

Gazetede okuduğum bir yazıda Paris “ aşırı süslü bir kadına” benzetilmişti. Biz yaşadığımız bu şehri bir kadına benzetsek nasıl bir kadına benzerdi acaba? Uysal, bir o kadar ürkek, evlendiği adama çocukları için boyun eğen, yılların yorgunluğu yüzüne vurmuş, yaşadığı evin sınırı dünyanın sınırı olan bir kadın mıydı? Yoksa hoppa, yaşadığı şehre sığmayan, hep yanlış anlaşılan bir kadın mıydı?

Yaşadığım şehir bana hep mahalle kadınlarını hatırlatırdı. Akşam saatlerinde kapı önlerinde oturarak dedikodu yapan, kocasının eve geliş saatinin yaklaşmasıyla sokaktan çocuklarını da toplayarak evine giren bir kadın. Yoksulluğu gözlerinden okunan, ama onurlu, namuslu ve gururlu bir ev kadınına…

Bu şehir taşraya özgü özelliklerin tümünü bünyesinde barındırıyordu. Bu şehirde sıra dışı davranışlara, üretime, çalışan insana yer yoktu. Burada hep uyumlu olmak, ihtiyatlı hareket etmek zorundaydınız. Her yerde davranışlarınızı sınırlandırmak ve hiçbir yerde dilediğince hareket edememek bu şehre özgüydü sanki. Bu özeni göstermediğiniz takdirde “Fısıltı” gazetelerine sürmanşet oluyordunuz. Fısıltı gazeteleri bu şehirde süresiz çalışıyor ve insanlar kendi üstlerine vazife olmayan kişileri ve onların haberlerini çabucak tüketiyordu. Fısıltı, taşrada en çok okunan kitapcasına rağbet görüyor ve çok tutuluyordu.

Bu şehirde halkın üzerine sanki ölü toprağı serpilmişti. Herkeste yılgınlık, sinmişlik ve inançsızlık hâkimdi. İnsanlar konuşması gereken şeyleri konuşmuyor, fakat kişiler hakkında bol bol konuşup dedikodu üretiyordu. Dedikodu iyi prim yapıyordu taşrada…

Evet, taşrada yaşamak zordu ve gün geçtikçe seni kendisine benzetiyordu. Sen benzemek istemesen de…

********

Bu yazıyı öğretmenliğe ilk adım attığım yıllarda yazmıştım. Yıllar sonra bu yazıyı tekrar hatırlamama sebep Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat ödülünü aldığı törende “Babamın Bavulu” adlı edebi yönden oldukça güzel kurgulanmış yazısında değindiği “taşrada olmak ve merkezden uzak olmak” duygusu. Yazar İstanbul’da yaşıyor olmasına rağmen kendisini batıya göre “taşrada” nitelendiriyor ve büyük bir açlıkla kitaplara, sahaflara saldırıyor. Yaşamının büyük bir bölümünde “ merkezde olamamak” duygusunu yaşıyor.

M.YÜCEL ÖZMEN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 2043
Kayıt tarihi
: 01.07.07
 
 

Edebiyat ilgi alanım... Şiir, kitaplar, denemeler ve lezzet durakları hakkında benim de bir çift ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster