Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '11

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
2407
 

Tatbiki Güzel Sanatlar..Ne güzel bir okuldun sen!

Tatbiki Güzel Sanatlar..Ne güzel bir okuldun sen!
 

Geçen sene yapılan etkinliğin ertesinde..


14 Mayıs 2011 günü, belki herkes için değil ama bir grup için çok önemli bir gündü.
Hangi grup diye merak ediyorsanız anlatayım.
Bilir misiniz; bir zamanlar Tatbiki Güzel Sanatlar diye bir okul vardı akaretlerin başında. Beşiktaş’ın merkezine yakın, Dolmabahçe sarayının ahırdan bozma binasını Tatbiki’lilere sanat öğrensinler diye vermişlerdi. Ve orada sanata gönül vermiş yetenekli gençler, nice sınavlardan geçerek adım adım sanatçılığın zorlu yollarını hep birlikte göğüslemeye azmetmişlerdi.

Onlar sanatı başka bir ekolden öğrenmeyi başında kabul etmişti.

Adı; Bauhaus Ekolü..

“Bauhaus mimaride olduğu kadar endüstriyel tasarım ve şehir planlama gibi konularda yenilikler getirmiş, yeni bir mimari akım yaratarak, sanatın tüm dallarını etkilemiştir.

Bauhaus’un kuruluşundaki ilk hedef kombine bir mimarlık okulu, zanaat okulu ve güzel sanatlar akademisi yaratmaktı. ” alıntı..

İşte böyle bir okuldu bizim okulumuz. Orada yalnızca sanat değil, sanatçılık değil aynı zamanda endüstriyel anlamda teknik bilgiler, zanaatçılık hatta işçiliğin inceliklerini ustalıkla öğrenmek yatıyordu. Biz tasarımcıydık ve mühendis sayılıyorduk, sanat öğreniyor ve sanatçı oluyorduk. Aynı zamanda işçiliğini kavradığımız çoğu faaliyetin zanaatçisiydik.

Yalnızca sanat galerileri değildi mekanımız! Nalburlar, camcılar, boyacılar, kırtasiyeler hatta tuhafiyeciler en sevdiğimiz mekanlardandı. Biz bir şeyi tasarlarken, yalnızca sanatsal açıdan düşünü kurarak yapmazdık. Dükkanları gezip, türlü alet adevatın normal işlevinden daha farklı ne gibi işlere yarayabileceğini düşünür ve ona göre, hem ucuz-hem kaliteli, işçiliği çok kuvvetli, işlevsel ürünler tasarlardık. Çivilerin, matkapların türlü çeşitlerini bilirdik. Bazen bu tür dükkanlarda saatlerimiz giderdi. Bazen, herhangi bir nalbur bize bir ürünün ne işe yaradığını anlatırdı, bazende biz ona aynı ürünün başka hangi amaçlarla kullanılabileceğini..

Sokaklarda yere düşmüş sonbahar yaprakları, kurutup evimizin rutubetli duvarını süsleyecek sanatsal bir dökümandı. Evimizde ninelerimizden kalma illa ki bir şey bulunur ve onu modernize ederek kullanırdık. Herhangi bir canlının fosilinden neler üretebileceğimizi, onun gibi bir makina tasarlayıp tasarlayamıyacağımızı bile düşlerdik.

Memurluğa ilk başladığım yıllarda; mezun olduğum bu okul sayesinde devletin nezdinde mühendis kapsamında olduğumu, herkesten daha fazla kıdem alırken ve bu durum maaşıma yansırken öğrenmiştim. Bu nasıl hoş bir gururdur bilir misiniz?

Ancak bu gururumuz kanadı kırık bir duygu olarak kaldı. Nedeni 12 Eylül sonrasında yatıyor.

Özerk olan, içinde ortak müzik yayınlanan atölyeleri olan okulumuzun önce dekanı, sonra havası değişti. YÖK’e bağlandık. Önce adımızı değiştirdiler. Bu ne kötü bir duygudur.

Sonra binamızı; (o odun sobaları ile ısınan) barakalarını atölye olarak kullandığımız güzelim okulumuzu elimizden aldılar.

Şimdi Mimar Sinan Üniversitesinin Konservatuarına ait olan binanın her bir taşı bizim emeğe saygı duyan gençliğimizin ruhunu taşıyor. Tek tesellimiz orda yine sanat öğrenimi verilmesidir.

Biz 14 Mayıs 2011 cumartesi günü oraya gittik. Kaybettiğimiz okulumuzu aramaya. İsmi gibi, cismide elimizden alınmış bu okul sonsuzca yeryüzünden kalksa dahi “biz burdayız” demeye. Yök sayesinde yok olan, ama yoksayılamayan bir okuldur TATBİKİ GÜZEL SANATLAR. Okulumuzun cismen yeni sahipleri sağolsunlar bu bir günü bize bağışladılar. Onlara ve bu günün düzenlenmesinde emeği geçen tüm arkadaşlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır.

Okulumuz, tıpkı bugün yaşatılmayan Bauhaus ekolü gibi Türkiye’nin kalbinde yaşayacaktır diye umuyorum.

Birşeyin adını değiştirmeye ne kadar hevesli insan varsa bu yazıyı okumaya davet ediyorum.

Bırakın herşey ismiyle yaşasın.


Sevgiyle kalın.

Berrin Aksu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanatı gereksiz ve dindışı olarak algılayan bir anlayış egemen uzun süredir. Aynı boyutta ama farklı dünyalarda yaşamak ne kadar ilginç ve bazen bir o kadar da üzücü. Çok şanslı ve güzel bir eğitim süreci geçirmişsiniz. Çok özendim ve keyif aldım. Sevgiler.

Güz Özlemi 
 16.12.2011 15:40
Cevap :
Aslında sanat ve islamiyet konulu bir yazı var kafamda tasarladığım. Yazabilirsem bu hafta yayınlamayı düşünüyorum. Gine bir sürü tepki alacağım biliyorum. Din düşmanı görmelerini kolaycılık olarak algılamaya başladım nasılsa. Anlaşılır olabilmeyi isterdim. Yazım hakkındaki sıcak ilgi ve yorumunuz ne güzel. bende az önce sizin Türkçe hakkındaki yazınıza yorum yapmıştım ve çok beğendim görüşlerinizi. Helal olsun sizin gibi insanlarımıza. Sevgilerimle  16.12.2011 15:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 262
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 466
Kayıt tarihi
: 18.12.10
 
 

Üniversite mezunuyum. Dekoratörüm. Yazmayı çok seviyorum. 200 kadar şiirim var. Sinema ve tiyatro..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster