Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

zirve özden özpınar

http://blog.milliyet.com.tr/fidanlar

15 Ağustos '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
385
 

Tatilde

Tatilde
 

Hiç bir şey aynı olmasa da beni çeken gizemli kuvvete engel olamıyorum. Birkaç günlüğüne de olsa mutlaka gitmeyi arzuladığım, huzur bulduğum memleketim... Atalarımı, çocukluk, gençlik yıllarımı, kayıplarımı, anılarımı memleketimin, rüzgarlarında, dağlarında, mehtabında her yerde izlerine basarak yaşamak bana huzur veriyor.

Şehirden çok yakın doğallığı bozulmamış yerlere gitmek, akşamdan sabaha açık denizde avlanmak müthiş keyif veriyor. Datça yolundan ayrılarak Hisarönü, Kızkumu, Bozburun yolu üzerindenden de Turgut Köyü’ne gidiyoruz. Yıllardır tanış olduğum köyün insanlarını , çocukların gençliğe geçişlerini görmek beni doygunlaştırıyor. Turgut Köyü yarım aya benzer , çam ağaçları ile bezeli dağı ile açık denize açılan, şirin içten insanları ile sadeliğini daha kaybetmemiş bir yer. Denize uzandığınızda kollarınızı açarsanız , ağustos böceklerinin keman sesi ile size yeşilin tüm tonlarını sunan dağları kucaklarsınız. Yoğutlama ve bazlamasını yemeden ayrılamazsınız. Burada kalınabilecek mutfağı içinde kırk milyona yerler var. Çok lüks aramayanlar için en güzel kafa dinleme yeri.

Marmaris yat limanı yanında helikopter pisti denilen yerde çocukluk arkadaşımla buluşuyoruz. Kaptan Hüseyin. Büyükbabamdan öğrendiği herşeyi uygulayan bir denizci. Çocukken İsin derdik. "Napubdurun isiiiiin!" benim nostaljik seslenişim, özlemle kucaklaşmadan sonra kumanyaları , balık yemlerini, gerekli ihtiyaç malzemelerini tekneye koyup teknenin motorunu çalıştırıyoruz. Sohbetle boğazı geçip açık denizde belirlediği yere demiri atıyoruz. Bir teknenin yakın geçmesinde biraz sallanıyor, birkaç tabak bardaktan oluyoruz. Umudumuz tekne içindeki havuzu balıkla doldurmak. Ay ışığının gitmesi işimizi biraz daha kolaylaştıracak. Denize vuran lambanın ışığına toplanan küçük balıklar büyüklerin habercisi. Rüzgar sertleşmeye başlayınca, paltolarımız, sıcak çay içimizi ısıtıyor. Sicimlerin titreşimi heyecanımızı arttırıyor. Sekiz mercan, bir istavrit, üç uskumru..

Deniz fenerine çok yakınız. Çocukluğumda merak ettiğim burada kimin ve nasıl yaşadığıydı. Konuyu açınca eskiler anılıyor. Arif Amca ve karısının yaşamı. Deniz fenerini her akşam yakmak için, orada yaşamak masalımsı geliyor bana. Boğazda dağın kayalık ucunda bir oda ve mutfağı bulunan bir ev. İhtiyaçlarını karşılamak için, kürek çekerek şehre gelmesi dönmesi büyük emek. Bir an zorlukları dışında mutlu bir ailesinin olduğundan söz ediyoruz. Arif Amca öldükten sonra kısa süreliğine başka birinin görev aldığını, sonra otomatik olarak yanmasının düzenlendiğinden söz edip kahvelerimizi fenerin iyice yakınından geçerek yudumluyoruz.

Dikkatimi fenere yuva yapan kırlangıç kuşları çekiyor.Salınmalar, ötüşmeler, fener evinin üzerinde sanki Arif Amca ve ailesinin izlerine basarak merhaba diyorlar............(sonradan öğrendim, kuşlar kırlangıç kuşunun daha büyüğü ebabil kuşuymuş.Özelliği:

Kırlangıçlara göre kanatları daha uzun ve kavislidir. Gece-gündüz havada kalır ve uçarken uyurlar. Yalnızca üreme dönemlerinde kayalıklardaki ve binalardaki yuvalarında uyurlar. Sürüler halinde, tiz çığlıklar atarak uçarlar. Ayaklarının üstünde diğer kuşlar gibi dik bir şekilde duramazlar.

Türkiye'de ilkbaharda görülmeye başlar, sonbaharda güneye göç eder.Ebabil kuşu Kur'ân-ı Kerîm'de adı geçen kuşlardan biridir. Ebrehe ordusunun üzerine gönderildikleri ve askerlerin üzerine bomba misali balçıktan pişirilmiş taşlar bırakarak ordunun helak olduğu anlatılmaktadır. (105-Fil Suresi 3-4-5. ayetler)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bülbülü altın kafese koymuşlar misali illa memleketim demiş rivateye göre, bence de çok doğru, kişi bir şekilde ayrı kaldığı doğduğu tpraklara ayak basında uzun saman sonrasonda huzur ve mutluluk bulur, çocuklaşır bir an, yaşamadığı cocukluğu ya da kimilerinin yaşadıkları çocukluk ve geçnlik yıllarını yadeder. N ekadar güzel bir duygu olsa gerek, ancak her insan bir başkası kadar şanslı dğildir, olamamıştır, olmaya çalışsa da olmamak alnına kazınmış kaderdir beter belki de, sürgünler yemiştir doğduğu topraktan ve bir daha ayak basmamacasına ayrılık göz yaşlarını saklamıştır çakıl taşına... sürgün dedim, yanlış anlaşılmasın, kişinin her ne şekilde olursa olsun doğduğu toprak değil de doymak zornda bırakıldığı yerde kalmaya zornlanması da bir nevi sürgündür, sosyal, ekonomik, politik ya da her hangi bir sebeple olursa olsun bunun adın yine de sürgündür, zira kişinin gerçek iradesini yansıtmadığı gerçeği saklıdır sinesinde... kendi memleketinizde doduğunuz, büyüdüğünüz topta mutlu olun...

KOÇAK 
 20.09.2008 4:41
 

Bozburunu bilirim. Çok güzel bir yer. Yazları bülent Ortaçgil oradadır hep konserler dışında. Ama Turgut'u bilmiyorum. Eskiden Datça'ya giderdim sabah kahvaltısına Reşadiye'ye. O zaman yolları yapılmamıştı. Şimdi otoban olmuş. Balık avlamayı, denizi, teknemi çok seviyorum. Ama güneş alerjim var. Ne kadar şansızım. Öyle İzmir'in Karşıyaka'sından dolaşıverdim yerimden kalkmadan Marmaris'i, Datça'yı, Bozburu'nu yazınız sayesinde. Anılar işte... Tam bir tatil yazısı. Tebrikler.

Ahmet KARAKAYAN 
 11.09.2008 12:27
Cevap :
Bozburan'a giderken sağa yol ayrımının hemen yakınında Turgut Köyü.Şimdi yollar harika.Sonbahar,kış mevsiminde daha harika olan yerler.Güneşten sakınmanıza da gerek kalmaz Ahmet Bey.Kaçırılmayacak güzellikleri yaşamanızı dilerim içtenlikle..  12.09.2008 11:42
 

Bazı yerler var ki: İnsanların hafızalarında çok tatlı izler bırakır. Bu izlerin; zaman törpüsünün serpelediği tozlardan arındırılıp yüzeye çıkarılması da ayrı bir lezzet verir insana. Sizin bu güzel anlatımınızla, tozları kaldırıp, bana o lezzeti tattırmış olduğunuz için teşekkürlerimi sunuyorum. Saygı ve sevgilerimle...

Hilmi Polat 
 18.08.2008 16:28
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ediyorum.Bu izlere zaman zaman basmak çok iyi geliyor insana.Saygılarımla Hilmi Bey.  18.08.2008 18:47
 

Çocukluk zamanlarına ve mekanlarına onu sarmalayanlarıyla beraber insanın içini burkan,didaktik bir dille inmişsin sevgili zirve.çok başarılı gezi-anı yazısı hatta öykü olmuş.sevgiyle yoğrulmuş bir yürekten ancak böyle güzel yansımalar olur.sevgiyle.

CAFER DEMİRTAŞ 
 17.08.2008 20:27
Cevap :
Yansımalara her zamanki gibi bu kadar içten değer katan değerli paydaşımın kalemini ve yüreğini saygı ve sevgi ile selamlıyorum.Teşekkür edrim.  18.08.2008 1:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 363
Toplam yorum
: 1384
Toplam mesaj
: 158
Ort. okunma sayısı
: 343
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Buca Eğitim Enstitüsü mezunuyum. Emekli öğretmenim. İzmir'de yaşıyorum. Adaletin, yalınlığın, sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster