Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '19

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
75
 

Tatlı Dilin Gücü

Dil, iletişim aracıdır. İletişimin insan ilişkilerindeki önemini, Yunus Emre, şu dizelerde dile getirir:

Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Balıla yağ ede bir söz

İnsanlar vardır; konuşmaları, ilgiyle dinlenir. Ağızlarından bal akar Bu insanların çevrelerinde toplananlar eksik olmaz; arkalarından giden de çok olur. Tatlı dilleriyle toplulukları arkalarından sürüklerler. Atalarımız ,“Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.” Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.” sözlerini,  boşa söylememişler.

Tatlı dil, güçlüdür, demir çelikten,
Yılan bile duymuş, çıkmış delikten,(
canımın şiirleri)

Tatlı dil, her sorunu çözer, tatlıya bağlar. Oysa acı dil, kalp kırar; can yakar. Acı dilin açtığı yara kolay kolay iyileşmez. Çünkü ,”Dil yarası, yaraların en derinidir.”derler. Dilimizde bu tip insanlar için söylenmiş özlü sözler vardır. “Boş boğaz, dili uzun, diliyle belaya uğramak, dili zifir, dilini eşek arısı soksun...”gibi. Bunlar ne konuştuklarını bilmezler ; “pot kırar”,”çam devirirler.” İnsanları arı gibi sokar, acıtırlar. Ne var ki gün olur, gereksiz ve ölçüsüz konuşmalarının cezasını çekerler.

Bizi diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliğimiz, dil gücümüzdür. Çünkü düşünme, tasarlama, düş kurma, akıl yürütme gibi tüm insancıl özelliklerimizi, dil aracılığıyla dışa aktarabiliriz. Uygarlığın doğması, gelişmesi, bilginin üretilmesi, yaygınlaştırılası da dil aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Dil olmasaydı, insanlar birbirleriyle düşünce alışverişinde bulunamayacak; duygular, düşünceler, izlenimler, görüşler… yayılamayacak. Böylece bir birikim olmayınca da uygarlık doğup gelişemeyecekti.

Özellikle, tatlı dil, tüm kapıları açan sihirli bir anahtardır. Başarıda’ huzurda, mutlulukta, dostlukta, sevgide, barışta tatlı dil vardır. Tatlı dil, insanları birbirine yaklaştırır; kitleler oluşturur. İnsanı, başarıya tatlı dil, güler yüz götürür. Huzurun anahtarı tatlı dil, güler yüzdür. Sevgi, mutluluğa giden yol, tatlı dilden geçer. Ne derler, ağzından bal akıyor. İnsanlar, sözleriyle insanları üzen, kıran insanlardan uzaklaşır; güzel, anlamlı, esprili dillilerin çevresinde toplanır. Tatlı dil olmadan; dostluk, sevgi olur mu? Barışın kapısını da tatlı dil açar. Sorunlar, tatlı dille çözülür. Öyle ki “tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.”Yılan tatlı dilden anlamaz mı? Tüm hayvanlar, sevgiyle eğitilirler. Ya insanların eğitiminde, tatlı dilin gücü yadsınır mı? Tatlı dilli öğretmeni,öğrenciler dört gözle bekler. Oysa dersinde öğrenciyi kıran, üzen, somurtan öğretmenin dersini dinlemek bile istemezler.

Güler yüzlü, tatlı dilli insanların çalıştığı yerde; üretim vardır. Canım, işler yolunda gitmiyorsa, insanlar sıkıntıdaysalar, nasıl güler yüzlü olsunlar? Olamazlar da acı konuşarak, can yakarak, kırarak, üzerek neyi değiştirebilirler? Sorunlar, gönül alıcı, etkileyici, içtenlikli, inandırıcı; inanların hoşuna giden konuşmalarla çözülür.

Mağaza vitrinlerindeki mankenleri bilirsiniz. Hepsi güler yüzlüdür, hepsi de güzel tasarlanmıştır ama dilleri olmadıkları için soğukturlar. İnsanı insan yapan da onun tatlı dilidir. Güler bir yüz, tatlı bir dille tamamlandığı zaman insana bütün kapılar açılır. Gönülleri fetheden tatlı dil, bütün gücünü gönülden ve içtenlikten alır. İnsan dilinin tatlı olması için gönlünün iyi olması gereklidir. Yüreği merhametle, sevgiyle, şefkatle dolu insanın dili de kendiliğinden tatlılaşır.

Dil yarası yaraların en acısıdır.” derler. Doğru sözdür. Bıçağın açtığı yara zamanla kapanır ama dil yarası, ruhun en gizli tarafına doğru işler ve bir türlü kapanmak bilmez. Üstelik acı dilin zararı yalnız karşısındakine değildir; kendi sahibini de, dünya güzeli de olsa çirkinleştirir. Nice güzel insanlar vardır ki, dilleri sirke satar ve o yüzden sevilmezler.

Türkülerimizde, şiirlerimizde, atasözlerimizde, deyimlerimizde, masallarımızda tatlı dil. Neşet Ertaş’ ın türküsünde,”tatlı dil”:

Tatlı dile güler yüze
Doyulur mu doyulur mu?

Ne güzel demiş,Neşet Ertaş.Tatlı dile güler yüze, doyulmaz.

Atasözlerimizde, yaralayıcı, kırıcı, üzücü dilin etkisinin yıllarca geçmeyeceği şu sözle vurgulanıyor:

Bıçak yarası geçer  (onulur), dil yarası geçmez (onulmaz).

Bıçak ya da herhangi bir silâhın açtığı yara bir süre sonra iyileşir, vücutça onulur. Kötü, acı, gönül kırıcı sözlerin gönülde açtığı yara, bıraktığı iz kolay kolay kapanmaz; her anımsamada, yeniden açılır, insana üzüntü verir.

 Ezop söze girmiş:

“Dünyada en güzel, en tatlı şey dildir; ama yine de en kötü, en acı şey de dildir. Neden derseniz, insanları birbirine katan dildir; sövüp saydıran, işi dövüşe kadar götüren, çatışmaları doğuran hep bu dildir. İnsanlar ne çekerse dilleri belasına çekerler. Doğru mu eğri mi bu sözüm?”

Düşünmüşler: Ezop haklı, demişler.

Diline sahip olmak da bir marifettir insan için. Dil, yeri geldi mi keskin, vurucu bir silahtan beter olur.Ezop (Masallar)(Çeviren:  Tarık Dursun Kakınç)

Tatlı dille ilgili deyimlerin birçoğunu günlük yaşantımızda kullanmaktayız.Tatlı dilli,  tatlı dil güler yüz,tatlıya bağlamak, tatlı ye tatlı konuş, ağız dil vermemek,dillere destan olmak, “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” (A. Kutlu),dilinde tüy bitmek “Hep de aynı tipler, laftan da anlamıyorlar. Dilimde tüy bitti.” (E. Şafak),dili açılmak,dili bir karış…

Güler yüzlü ve tatlı dilli olan insanlar, çevresine adeta ışık ve güzellik yayarlar. Güneşin o sıcağı, nasıl ki sert buzları bile yumuşatıp eritiyorsa, güler yüz ve tatlı dil de, katı kalpleri ve gönülleri yumuşatır ve eritir.

 Özellikle bir ailede eşler arasındaki ilişkilerin sağlıklı olmasında, tatlı dil ve güler yüzün oldukça önemli bir yeri vardır. Eğer eşler birbirine karşı tatlı dil, hoşgörü ve güler yüzü eksik etmez iseler, onların bu güzel davranışları, çocuklarına da yansır ve ailede daha sıcak ve göz attığımızda, insana hiçbir zahmeti olmayan, güler yüz, hoşgörü ve tatlı dilin önemi daha da anlaşılmaktadır.

Ustalıkla kullanılan dil, çevreyle sağlıklı ilişkiler kurmaya yardımcı olur. Bizi toplumlaştırır. Giderek saygınlığımızı artırır. İş, özel yaşamımızın renklenmesine neden olur. Bu bakımdan iletişimin yaşantımızdaki yeri ve önemi günden güne artmaktadır. Her çağda insanlar, iletişim gereksinmesi duymuşlar, bu alanda değişik araçlar geliştirmiş; kullanmışlar. Birbirlerinin dillerini bilmeyen insanlar bile anlaşmak için değişik iletişim yolları denemişlerdir.

Son söz: Kırıcı, yaralayıcı, aşağılayıcı dil,kişiyi toplumdan uzaklaştırır,başarısızlığa sürükler; sevgi,hoşgörü,dostluk,barış dili,toplumu birleştirir,kaynaştırır; kişiyi başarıya ulaştırır.Tatlı dil gibisi var mı?..

 

Hüseyin Başdoğan, 27.6.2019

 

Şahin ÖZŞAHİN, NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli arkadaşım, çok anlamlı bir yazı. Tatlı dil kadar güzel bir iletişim herkesi mutlu eder. Sevgiler.

Şahin ÖZŞAHİN 
 27.06.2019 22:27
Cevap :
Şahin Bey,başta politikacılar,yazılı ve sözlü başın; başka bir deyişle toplumun her kesimi iletişimde tatlı dili kullanırsa toplum huzur bulur.İlgine teşekkür ederim.Selam ve saygılar.  01.07.2019 13:54
 

Sayın Başdoğan güzel bir paylaşım sağ olunuz.Tatlı dilin çözmeyeceği bir şey yoktur.Selam sevgi ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 27.06.2019 17:38
Cevap :
Evet,Nahide Hanım,sorunlar "tatlı dille"çözülür.Saygılarımla.Esen kalın.  27.06.2019 21:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 330
Toplam yorum
: 1185
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1869
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster