Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
390
 

Tavuk mu, yumurta mı

Tavuk mu, yumurta mı
 

Ülkemizde koalisyonsuz tek bir partinin TBMM'nde bariz bir çoğunlukla tek başına iktidar olması pek sık rastlanan bir olay değil sanırım.

İktidardaki partilere göre bu her zaman kendi partilerine mal edilebilecek bir başarıdır. Onlar süperdirler ve bu sebeple halk onları seçmiştir.

Ülkenin genel kuruluna göre ise (ki biz ona seçmen diyelim) bu durum halkın netlik isteğini gösteren bir neticedir.

Seçilemeyenlere göre ise her zaman bunun seçim yasasındaki boşluklardan, uyumsuzlardan ve fırsatların değerlendirilerek seçmenin gözünün boyanmasından ötürü vuku bulduğunu düşünülür.

Gördüğünüz gibi bir somut olay ve 3 değişik neden. 3 değişik algılama. 3 değişik paylaştırma, pay çıkarma.

Ben bir seçmenim. Benim doğrum tabi ki, seçmen sayesinde iktidara gelindiği yönünde olacak, benim için bundan daha doğal ve tabi bir netice olamaz. Doğal olan budur. Seçtiklerimin de bunu bilerek hareket etmesini isterim.

Karar aldıklarında, eylemlerinde, projelerinde, açıklamalarında beni temsil etmelerini isterim. Partilerini ve kendi egolarını değil. Kendi yandaşlarını değil.

Devletler kanla kurulur ve kanla korunurlarmış. Hayatın acı gerçeği bu. En canlı örneği sanırım bizim ülkemiz. Bunu bizden daha iyi kim bilebilir? Çünkü 83 yıllık genç bir ülkeyiz. Vatan topraklarına döktüğümüz kanlar daha kurumadı bile. Yani, bu iş esasında şaka götürmez ciddilikte bir iş.

Devletimizin hedefleri var, ülküleri var. Mesela, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak en önemli ülkülerinden birisi. Bugüne kadar yapılan devrimler, icraatlar hep bunun için yapıldı. Ancak bu konuda hedeflerin tutturulduğunu söylemek çok zor.

Çünkü bunun yeterli olarak anlaşılmadığını görüyoruz. Çünkü yakın tarihimiz Fransız, İngiliz, Alman, Amerikan, İtalyan medeniyetlerinin bulunduğu yerleri muasır medeniyet seviyesi olarak algıladığımız ve buna göre istikametimizi şekillendirdiğimiz hadiselerle dolu. Halbuki Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin muasır medeniyet seviyesi onların çok üzerinde.

Bu durumda, günümüzün en kapsamlı medeniyet projesi eğer AB ise -ki, buna verilebilecek başka somut bir örnek yoktur- dahil olmamız ile ilgili bugüne kadar sayısız fırsatları elimizin tersi ile reddetmiş olmamız, AB'yi 30 yılı aşkın bir süredir bizim anlayamamış, bugün geldiğimiz nokta da kendimizi anlatamamış olmamızın en açık ifadesidir. Zira böyle bir medeniyet topluluğu hedefinin bizler olmaksızın tutturulması mümkün değildir.

Bunun da tek bir görünen sebebi var. Lider!

Gazi Mustafa Kemal'i hatırlayalım. O, lazı, çerkezi, kürdü, rumu, arabı bir merkeze toparlamayı ve ayrılıkçı tüm görüşleri bertaraf ederek herkesi bir ülkü etrafında birleştirmeyi becermiştir. Üstelik yapmış, kurmuş, kontrol etmiş ve sisteme dökerek geleceği planlamıştır. Liderliği örnek teşkil etmektedir.

Böyle deyince sanki her şeyi bire bir o yapmış gibi algılanıyor. Oysa onun yaptığı en iyi şey, devletin tüm birimlerini sanki vücudun bir organı gibi çalıştırmayı başarmaktır. Nasıl ki, sayısız organımız var ve sayı çokluğu onların yaptıklarından habersiz olmamızı gerektirmiyor? Aynı hesap.

Bugünkü liderlerimizin bunlardan haberdar olmadıklarını söyleyip de çıkıntılık yapmak istemem. Ama bunları dile getirmenin önemine inanıyorum ben.

Demek ki, liderlerinin arkasında dimdik duran bir millet, kendisini milletinin ülküsünü gerçekleştirmeye adamış bir lider. Formül bu. Bu formül samanlığı seyran etmiş.

Geleceğimizi planlayabilmek için bizim de ihtiyacımız var.

Evvela bize de bir lider lazım. O günkü gibi bugün de liderimizin kalitesini toplumumuzun eğitim ve kültür seviyesi belirleyecektir. Adaletli olması, hakkaniyetli olması, herkese eşit mesafede olması, herkesi tek bir merkezde birleştirmesi, iç ve dış denge ne demek bilmesi ve hepsinden en mühimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ne için kurulduğunu ve hangi hedefe doğru gittiğini çok iyi görebilmesi tamamıyla bize bağlıdır.

Milletimizin devletimizi kurarken gösterdiği dik duruş nasıl ki o tarihte işlerin doğru akmasını sağlamışsa, aynı duruş bugün de sağlam bir lider çıkmasını ve ülkülerin gerçekleştirilmesini sağlayacaktır.

Oy mu iktidarı seçer, iktidar mı oyu alır, yasalar mı bunu belirler? Bunlar sadece gündemi kaosa sokup, bildiklerimizi uygulamamamıza ve unutmamıza yarıyor.

Medya sağ olsun, her üçüne uygun programlar yayınlayıp her üçünü de destekliyor. O her zaman hepsinden yanında.

İzlenilen TV kanalları, dinlenilen radyo programları, alınan gazete ve dergiler, kısaca reyting ve tirajlar gündemimizi belirliyor. Seçimlerimizden sorumluyuz. Seçimlerimizin devletimizin ülkülerini gerçekleştirme süresini etkileyeceğini bilenler, hangi taraftalarsa bizi o tarafa doğru çekiyorlar.

Bu açık. Tavuk mu yumurtadan çıkmış, yumurta mı tavuktan çıkmış? Bunu bilim adamları bulsun. Bizim işimiz bu değil. Oltaya gelmek bize yakışmıyor.

Ama, ülkemin her meselesesini de ben çözerdim diyen, işte ben çözdüm diyen başbakanlar, bakanlar, muhalefetler de bize yakışmıyor. Bizim için yol belli, hedef belli. Eksikleri tamamlayıp, çatlakları onarıp yolumuza devam etmemiz gerekirken bunlar çok sufli meseleler olarak görünüyor.

Bunlara prim vermeyelim!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1394
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Evli ve 2 çocuk babasıyım. Üniversite terkim. 17 yıldır tekstil sektöründeyim. Ama konuşmak ve yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster