Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '11

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
1672
 

Tavuktan arkadaşlık dersi - LaZfontain’den Hikâyeler -3

Tavuktan arkadaşlık dersi - LaZfontain’den Hikâyeler -3
 

Arkadaşın Cinsi Değil Yüreği Gerek


Aslında başlık “Piliçten Arkadaşlık Dersi” olacaktı ama teşbihi yanlış anlayıp “Piliç dediğin bu muymuş!” yakınmalarının peşinen önüne geçmek istedim… 

Kümesimizdeki tavukların tamamına yakını eceliyle ölünce Silivri pazarından iki tane iki aylık civciv almıştım. Ardından iki tane de Beykoz pazarından edindim. 

Bu tavuklar tavukken, insandan daha insandır, şaşarsınız. 

Bunlar hep ikili takılmaya başladılar. Silivrili civcivler ayrı, Beykoz civcivleri ayrı… Sanki Metris cezaevinde havalandırmaya çıkmış gibi bahçede volta atıyorlar. Bir tek tespihleri eksik… Kümeste ikili, bahçede ikili, yemekte ikililer... Horoza işve yaparken bile ikili... 

Aradan bir ay kadar zaman geçti, Beykozlu ikiliden biri hastalandı, hareketleri yavaşladı, bir gözü toprağa bakmaya başladı. O hasta, arkadaşı perişan, yanından hiç ayrılmıyor. O aksak, arkadaşı da... O az yiyor, arkadaşı da öyle. O kümesten çıkmıyor, arkadaşı da yanında... 

Birkaç gün geçti aradan. Bahçeye çıktım, hasta piliç yerde yatıyor. Kümes hayvanları öyle kafayı yastığa koyarak ya da uzanarak uyumaz, anladım ki ölmüş... 

Diğeri de başında. Hiç ayrılmıyor. Uzaktan seyrediyorum. Bir sağına gidiyor, gagasıyla yokluyor, bir soluna geçiyor, ayağıyla dokunuyor, “Kalk be arkadaşım, daha görecek çok günümüz var, ” diye fısıldıyor sanki. 

Ölüyü gömmeye kıyamadım. Hava kararana dek bekledim. Diğer tavuklar, ördekler, kazlar kümeslerine çekildi, o piliç arkadaşının başından ayrılmadı. Hani törelerinde ağıt yakmak ya da gözyaşı dökmek olsa, geri kalmayacak… 

Hava iyice kararınca el feneriyle yanına gittim, hiç kaçmadı. “Hadi ama arkadaşım, ölenle ölünmüyor, ” der gibi sırtından tuttum, kümese kapattım. 

Sonraki günlerde hep yalnız takıldı, diğer tavuklarla kaynaşamadı, acısını tek başına yaşadı... 

Demem o ki... Ben ne tavuklar bilirim, bekler arkadaşının başında, ölüsüne bile sahip çıkar... Ne insanlar bilirim, bekler arkadaşının düşmesini, bir tekme de o sallasın diye… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir zamanlar çok güzel bir akvaryumumuz vardı. Bir gün melek balıklarımızdan biri öldü. Ertesi gün diğer melek balığının da öldüğünü görünce şaşırdım. Hastalık olsaydı diğer balıklar da ölürdü. Balıkları aldığım yere uğrayıp sorduğumda, melek balıklarının yanındaki arkadaşları ölünce yaşamadığını söylediler. O zaman şaka mı yaptılar acaba demiştim. Belki de doğruydu. Yazınızı okuyunca şaşırmadım bu yüzden:) Dostlukla...

Tülin Aksoy 
 15.04.2011 13:43
Cevap :
Hafızası balık olsa da yüreği değil. Ölüm sebebi yürek demektir...  16.04.2011 12:09
 

Çok duygulu bir hikâye. Doğrusu örnek olmalı bize. Biz de yaşarken tekmelediğimiz arkadaşımızın cenazesine koşa koşa gidiyoruz.

Muharrem Soyek 
 13.04.2011 17:51
Cevap :
En iyisi hayvanları örnek almak. Onlar bizi örnek alacağına... Sevgiler, teşekkürler.  13.04.2011 20:32
 

Atalarımız boşuna mı demiş ... Neyse konuya söylencek fazla birşey bırakmamışın zaten .... Yaz abim yaz sen, boş durma az yazma hikayelerinin HASTASIYIZ DEDEEEEE ..... :) :) (İzmir Çetesi dizisinde söylenen yeni trend laflar kaçırmamak lazım :) )

Mustafa Tunç 
 13.04.2011 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2139
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958 Trabzon doğumlu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi mezunu. Yazdığı kitapla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster