Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
411
 

TBMM ve başörtüsü

TBMM ve başörtüsü
 

2014 yılı bütçe görüşmesine AK Parti Bursa Milletvekili Canan Candemir Çelik’in Baş Örtüsü damga vurdu.

Basın Candemir Çelik’i Meclis kürsüsünde konuşan ilk başörtülü milletvekili diye tanımladı.

Ak Partililer TBMM’sine başörtülü milletvekili sokmayı, TBMM kürsüsünden konuşturmayı cumhuriyete karşı kazanılmış bir zafer olarak görüyor, yapılanları bir ilk olarak sunuyor.

Sorarım size, basının manşetinde düşen TBMM kürsüsündeki başörtüsü Türk kadınını mı temsil ediyor?

21. yy da, teknoloji çağında, hatta teknoloji çağının Akıl çağı olarak kendini yenilediği günümüzde Türk Milleti kadınların başörtüsünü konuşmalı?

Türkler Orta Asya’daki varlığından itibaren, Türk kadını toplumsal konum bakımından büyük ölçüde erkekle eşit gördü ve saydı. 

Hun hâkimiyetinin hüküm sürdüğü devirlerde, devletin başı hakan ve eşi hatun; devleti birlikte temsil etti ve yönetti.

Türklerin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Kitabelerinde Türk kadınından saygı ile bahsediliyor.

Devlet ve milletle ilgili, önemli kararların alındığı kurultaylara, hatunların da katıldığı ve etkili olduğu yazılı.

Ayrıca, Türk Kadını, erkek gibi çok iyi ata biner, kılıç kuşanır ve kullanmasını bilirdi.

Yine bu dönemde kadın kutsal sayılır, ona hakaret edenler şiddetle cezalandırılırdı. Türklerin bilinen tarihinde, gelenek ve göreneklerinde kadın her yönüyle erkeklerle denk sayılmıştır.

İstiklal Savaşına katılan kadınlarımız için M. Kemal Atatürk, 1923’de Konya’da yapmış olduğu konuşmasında;

“Onlar kendi fedakârlıkları ile ilahileşmiş, Anadolu kadını, ellerinde süt çocuklarıyla bu büyük mücadelede bize yardım etmişlerdir. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını söylemek mümkün değildir. Ve dünyada hiçbir milletin kadını: “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek gösterdim diyemez.”

Sözleriyle, kadınlarımızın cesaret ve hizmetlerini takdir etmiştir.

Ayrıca Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Atatürk, “ kadının erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmak mecburiyetinde” olduğuna işaret ederek, kadının toplumdaki yerini yükseltmiş ve yüceltmiş.

Tarih boyunca yücelttiğimiz, anamız, bacımız, eşimiz, kızımız ve kadınımızı şimdi neden farklı yere koyuyor, neden üstündeki örtüyle değerlendiriyoruz?

Bu cehalet niye?

Türkçe sözlük cehaleti, “bilgisizlik, bilmezlik, cehil” kelimeleri tanımlarken, Osmanlıca Türkçe lügat, “bilmezlik, nâdanlık, ilimden ve her nevi müspet malumattan habersiz olma” diye tarif ediyor.

Bir başka kaynakta ise cehalet, “İnsan kafasının zulmetidir, İlim nursa, o bir karanlıktır” diye yer bulmuş.

Velhasıl nerden bakarsak bakalım, günümüzde tartıştığımız kadınla ilgili ne varsa hepsi “Cahiliye Dönemi” özentisi ve bakış açısıdır.

Türk kadınına cahiliye devri gözüyle bakmak, Cumhuriyete isyan, Türk kadınına ihanettir.

Daha da önemlisi Cahiliye devri Arap Erkeklerinin Arap kadınına bakış ve görüşünü benimseme anlamına da gelir.

Kadını eşya değerinde görme ve bu günkü toplumdaki yerine laik görmemektir.

Kim ne söylerse, söylesin, biz tarihimizi bildiğimiz sürece, “Türk”ü ve Türk kadınını asimile etme gayretleri boşa gidecek, kadılarımız kimliğini ve tarihteki saygın yerini ilelebet koruyacaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 380
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 428
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Güneş Işı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster