Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mustafa Nevruz SINACI

http://blog.milliyet.com.tr/mns

16 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
729
 

T.C. Diyanet İşleri hakkında

T.C. Diyanet İşleri hakkında
 

O, Din-Ayet İşleri'ni bir BAKANLIK olarak kurmuştu!....


 

T.C. DİYANET İŞLERİ HAKKINDA

Mustafa Nevruz SINACI

            Süratle paralize olan, İnsan Hakları, Adalet Ahlâkı ve Hukuk yönünden sürekli değer kaybeden bir toplum için; En önemli ve en stratejik kurum şüphesiz (din öğreticisi anlamına gelen diyanet değil) DİNAYET; Din ve Âyet İşleri Başkanlığı’dır..

            OLANIN ÖZÜNE VE TARİHİNE BİR BAKALIM:

Osmanlı Devleti’nde “Din ve Ayet İşleri” bütün İslâm ülkeleri ile bünyede mukim Yahudi ve Hıristiyan mezheplerinin tamamını kapsayacak biçimde; “Din İşleri Meşihat Makamlığı'nca”, Devlet Başkanı olan Halife adına Şeyhülislam eliyle yürütülürdü.

1920 yılında Ankara'da kurulan Meclis Hükümetinde Meşihat, "Şer'iye ve Evkaf Vekâleti" adıyla “müstakil bir bakanlık" olarak yapılandırıldı. Henüz Halifelik Kurumu devam etmekte idi. Lozan sonuçlanıncaya (1924) kadar bu statü aynen devam ettirildi.

            24 Temmuz 1923’de Lozan Antlaşmasının tamamlanıp, imzalanmasından sonra; İlgili karar ve hükümler istikametinde, azınlıklar dâhil bütün din teşkilâtı yeniden yapılandırıldı ve “Din hizmetlerinin politikanın dışında ve üstünde tutulması gerçeğinden hareketle” 03 Mart 1924 tarihinde, müstakil Şer'iye ve Evkaf Vekâleti (Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı) ilga edilerek yerine; 429 sayılı Kanunla, Başbakanlık bütçesine dahil ve doğrudan Başbakanlığa bağlı “Dinayet İşleri Reisliği”, bugünkü adıyla “Diyanet İşleri Başkanlığı” kuruldu. 

Ayrıca, velev ki saltanat ve halifelik iddiasında bulunmasından diye; Aynı kanunla hem Halifelik, “TBMM Şahsiyeti Maneviyesinde Mündemiç Olmak Kaydı Şartı” ile Hanedan elinde alındı. 5 Mart 1924 sabahı ise son Halife Abdülmecit Efendi ve ailesi; Bütün malları müsadere edilerek, yurt dışına sürgün edildiler….    

            İLK DİNAYET İŞLERİ BAŞKANI

Millî Mücadele yıllarında büyük hizmetler vermiş, idarî tecrübesi olan ve uzun zaman Ankara Müftülüğü görevinde bulunan Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 günü Dinayet İşleri Reisliğine getirildi. Kendisine en yüksek devlet memuru maaşı bağlandı. Diğer bakanlara verilen “kırmızı plakalı bir makam aracı” tahsis edildi ve protokoldeki yeri bu usul, esas ve sıraya göre belirlendi.

GÜÇLÜ YAPILANMA, ETKİN KARAR MERCİİ

Dinayet İşleri’nin merkez teşkilatı, kuruluşunun ilk yıllarında Heyeti Müşavere (Danışma Kurulu), Memurin ve Sicil Müdüriyeti, Müessesatı Diniye Müdüriyeti, Evrak Müdüriyeti ve Levazım Müdüriyeti birimlerinden oluşturulmuştur. 1927 yılında Tetkiki Mesahif Reisliği (Mushafları İnceleme Kurulu) ile Teberrukât Heyeti Reisliği (Teberruları, bağışları Denetleme Kurulu) birimleri kurulmuştur.  

Mustafa Kemal Atatürk’ün öldürülmesinden sonra; 5 Temmuz 1939 tarihinde kabul edilen 3665 sayılı kanunla bir Reis Muavini kadrosu ihdas edildi. 4 Haziran 1935’de kabul edilerek 22 Haziran 1935 'de yürürlüğe giren 2800 Sayılı "Diyanet (!) İşleri Reisliği Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun", Başkanlığın ilk teşkilat kanunu olmuştur.

ATATÜRK’DEN, MENDERES’E…

2800 sayılı kanunla teşkilat yapısı, kadro oluşumu, merkez ve taşra görevlilerinin nitelik ve tayin usulleri gösterilmiş; Teşkilatın görevleri ise bahusus kanunun 2. maddesi gereğince düzenlenen ve 11 Kasım 1937 tarih ve 7647 sayılı kararname ile yürürlüğe konan "Diyanet İşleri Reisliği Teşkilatı'nın Vazifelerini Gösterir Nizamname’de belirtilmiştir.

1939-1950 döneminde yaşanan elim vukuatlar, men ve müdahaleler hariç olmak üzere, 1927 yılında oluşturulan yapı, 1950 yılına kadar değiştirilmemiştir denilebilir. 20 Nisan 1950 tarihinde; DP’nin ısrarlı talepleri karşısında iktidarca yürürlüğe konulan 5634 sayılı Kanunla Diyanet İşleri Başkanlığı günün şartlarına göre yeniden düzenlenmiştir. Buna göre: 2. başkan yardımcılığı ihdas edilmiş, ‘hayrat hademesi’ ve ‘yayın müdürlükleri’ adı ile 2 yeni müdürlük daha kurulmuş; İlk kez "Gezici Vaizlik" ihdas edilerek vaizler kadroya alınmıştır.

Son olarak: 1951’de, ‘Dini Yayınlar Döner Sermaye Saymanlığı’ kurulmuştur. (1)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bildiğim kadarıyla "Dinâyet" kelimesi, Diyanet'i söylemekte zorluk çeken bazı cahil kişilerce kullanılan galat bir kelimedir. Sizin yakıştırdığınız gibi Din ve Âyet kelimelerinden oluşan bir bileşik isim olamaz. Çünkü Din ve Âyet birbiriyle irtibat kurulabilecekk şekilde birleştirilmeye müsait kelimeler değildir. Siyasetle bu kadar yakından ilgilenmiş bir kişi olarak bunu bilmeniz gerekir. Eğer bir art niyet söz konusuysa, yani aklınızca dalga geçmek, alay etmek gibi bir niyetiniz varsa, bu her şeyden önce kişiliğinize de, yaşınıza başınıza da yakışmaz diye düşünüyorum. İnsanlara Diyanet'in ilk kuruluşunun sanki "Din-ayet" miş gibi anlatmaya çalışmanız, yanlış bilgiyle onları donatmaya çalışmanız anlamına gelir ki, buna da doğrusu bir anlam veremiyorum. Ciddi olarak eğer böyle bir oluşumun varlığını savunuyorsanız, lütfen bu konudaki bilgi ve belgeleri bir kere daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim. En doğrusu bu bilgileri tavzih ederek, yazınızdaki yanlışlığı bir an evvel düzeltmeniz

Ahmet YILMAZ 
 20.08.2012 1:07
Cevap :
Sayın Ahmet YILMAZ Öncelikle "ifade ettiği anlam ve kapsadığı alan itibarıyla" kurumun "DİNAYET İŞLERİ BAŞKANLIĞI" biçiminde adlandırılması gerek. Doğrusu budur. İlk kullamınına gelince: Bu hususta maalesef bir kaynak kargaşası var. Fakat, bütün bu kargaşaya rağmen, pek çok metin içinde kurum için "Dinayet" ve şeriat için "Şerait" kelimelerinin "DOĞRU OLARAK" kullanıldığını gördüm. Türk Dil Kurumu ile de bir zamanlar böyle mutabık kalmıştık. Fakat topu Diyanet'e atınca sonuç alınamadı. Lütfen "olayı" bir de böyle düşünün. İlginize teşekkür edeim. Selâm ve sağlık dileklerimle....   22.08.2012 14:11
 

Sayın Sınacı zengin içerikli yazılarınızı okumaya çalışıyorum.Umarım belirli odaklar bu yazılardan gerekli dersleri çıkartarak yollarına devam etmeye çalışıyorlardır.Gazi M.K.Atatürk sizin de sık sık vurguladığınız gibi hak, hukuk, ahlak ve milli birlikten yana ayrımcılık yapmadan yaşamaya çalışmıştı bildiğimiz kadarı ile.Onun Cuma Hutbeleri yanında İstiklal Marşımız, KUR'AN'ın Türkçeleştirilmesi çabası ile Diyanet İşleri Bşk. kurmuş olması çok önemli siyasi adımlardır.Ne ki O'nun kimi odaklarca başta 'laiklik' olmak üzere ısrarla 'din düşmanı' ve Rahmetli Mehmet Akif'e hasım gibi gösterilmeye çalışılması türünden yaygın bir propaganda olarak dayatılıyor.Ayrıca giderek okuma ve araştırma eğilimlerinden kopartılan gençler de kimi partilerin oy deposu olmaya devam ediyor.Oysa durum ortada: Atatürk İslam karşıtı değildi.Ona karşı içten kırgınlıkları olabileceğini sandığım Rahmetli Akif bu konudaki suskunluğunu Mısır'dan dönüşünde bozarak Onu övmüş.Düşmanlıkla ne kazanılır ki?Esen kalınız.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 17.08.2012 0:16
Cevap :
Özellikle teşekkür eder; Değerli ilgilerinizin artarak devamını dilerim. Sağlıcakla kalın. Allah (CC)'a emanet olun. MNS  29.08.2012 16:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 323
Kayıt tarihi
: 02.03.11
 
 

Siyaset Bilimci- Hukukçu, Araştırmacı- Yazar. 7. ve 9. dönem Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster