Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '09

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
2965
 

Tehcir'de "Müezzin'in ezan sesi"

Tehcir'de "Müezzin'in ezan sesi"
 

r.alıntı


İzmir’de ezan sesine takanlardan biri de benim. Aydın Sevinç ve Ali Açıköz Beyler bu konuyu bloglarında işlediler. Ramazan ayının lâhuti havasını katmerlendiren ezanı, diğer günlerde de dinlemek bana huzur veriyor. Bu nedenle müezzinin sesindeki değişimi hemen fark edip, nedenini araştırıyorum. Zaman ve mekân dışına çıkaran bu ilahi sesi dinlerken, bulunduğum andan çok, geçmişe dalarım. İlk okunuşu, Ortadoğu’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Çin seddine kadar kimler sayesinde, nasıl yayıldığını düşünürüm.

Güzel bir ses ve makamına uygun okunduğunda, ruhtaki düğümleri nasıl çözdüğünü, gözyaşlarıyla nasıl arındırdığını bildiğimden okunmasını çok önemserim. İzmir’de merkezi sistemle okunmaya başlanınca, hemen yazı ve yorumlarla MB yazarları sahiplendik…

İki yıl önce İftara Doğru programında Bilkent Üniversitesinde öğretim üyesi olan bir İngiliz, nasıl Müslüman olduğunu anlatıyordu. Kocatepe Camii’nin yakınından geçerken, ezanı okuyan İsmail Coşar’ın sesi, O’nu yerinde durdurmuş… Ezan bittiğinde ruhundaki değişimi; yüzüne yansıyan bir aydınlıkla öylesine içten, öylesine güzel anlatıyordu ki, duygulanmamak elde değildi…

O’nu dinlerken daha önce “Hıncal’ın Yeri”nden kestiğim Ermeni şair <ı>Armen Dorian<ı>’a ait “Müezzin’in ezan sesi” şiirini hemen hatırlayıp, tekrar okudum ve yerine koydum. Bu yıl arkadaşımız Canmehmet Bey’in bir dizisini okurken, ((http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=202409) ezan ile ilgili bölüm bana bu şiiri hatırlattı.

*

MÜEZZİN’İN EZAN SESİ

Temmuz’un huzur ve sükun dolu akşamında,

iner bir karanlık her yana;

Ve hemen bir ses yükselir semaya:

İslâm alemini ibadete davet eden müezzinin sesidir o,

Ak bir minarenin tepesinden seslenir,

ilâhi bir aşk havasıyla dopdolu.

Kumsalın esintisine karışıp, birlikte yol alır,

Ve içe işleyen o ses,

yükselir yavaşça ve perde perde,

Çok geçmez

hafifler ve sonsuzluk aleminde kaybolup gider,

İnsanı tatlı tatlı okşayan

o Sabâ yelinin pek hoş esintisiyle.

Ah; o müezzinin sesi!

Kaybolmuş ta uzaklarda…

Gittikçe hafifleyen ve fakat,

insanın içine işleyen o duası,

Evet öyle bir dua ki,

hüzün ve esrar dolu her yanı,

Yükselir zaman zaman

ve sonra da, hüzünle dopdolu söner-gider…

Hüzünlü ve solgun bir kalbin itirafıdır bu dua,

Zaman zaman gözyaşı döken iç sesim gibi gelir bana,

Evet öyle bir ses ki, bırakmaktır emeli

bütün hüzünü o esen rüzgârın kucağına!...

Ve sonunda olan olur;

ve işte tam bu zamanda her şey yavaş yavaş gelişir,

Evet huzur ve sükun gelip kalbimde yerine oturur,

İçime bir ferahlık, bir sükun dolar ve kaplar bütün varlığımı,

Çünkü o, bu akşam gözyaşı döküp, ağladı,

benim hüznüm ve kederim için…(1)

ARMEN DORİAN KİMDİR?

1892 Sivas’ta doğdu. Şiirlerinde Armen Dorian mahlasını kullanan ve yapıtlarını Fransızca kaleme alan Şair Hraçya Surenyan, Sorbon Üniversitesi’ni 1914’te bitirip İstanbul’a döndü. Haftalık “Arene” dergisinin editörü olan şair; 1915 tehcirinde hayatını kaybetti.(2) Almanların tezgahladığı büyük felakette, 23 yaşında hayatının baharında ölen şair, bu şiiri tehcir sırasında yazmış olmalı.

Düşünüp dururum, acaba bu şiir yetkililerin eline geçseydi durum değişir miydi?.. Ne yazık ki, o felâket yılında, Osmanlı’nın Anadolu halkı Allahüekber Dağları, Süveyş Kanalı, Çanakkale Boğazı ve Arap çöllerinde Almanların yayılmacı çıkarları uğruna kırılırken, Ermeni halkı da tehcir yollarında tüketiliyordu.

*

Ezanın dini olduğu kadar kültürel bir boyutu da vardır. Her inançtan insanın Müslümanlarla birlikte dinlediği ezanın okunması özel yetenek ister. İstanbul müftüsü Mustafa Çağırıcı’nın anlattıkları bunun kanıtıdır. “Musevi cemaatinin ileri gelenlerinden birisi bana telefon etti. ‘Hocam, bizim bir müezzinimiz vardı. Her sabah takip ederdik, o ezan okuyacağı zaman balkona çıkardık, ezanımızı dinlerdik, bittikten sonra dinimize göre dua ederdik. Müezzinimizi aldınız, yerine birini verdiniz, bizi kurtarın’ dedi. Dolayısıyla bir Musevi dahi istiyor ki, İstanbul’da güzel ezan okunsun, İstanbul kültürü içinde ezanın çok önemi bir öge olduğunu biliyor ve o insanlar İstanbul kültürünü yaşatmak için bazı Müslümanlardan daha arzulu ve heyecanlıdır.”(3a) Bu duygu sadece İstanbul’a özgü değil, kozmopolit bir kent olan İzmir’de de geçerlidir.

Çocukluğum ve ilk gençliğimin geçtiği Mardin’de, özellikle Büyük Çarşıya yakın olan Şehidiye, Reyhani, Lâtifiye, Kasım Tuğmaner ve Ulu caminin birer gazelhan ve mevlidhan olan müezzinleri, çıktıkları minarelerden sanki yarışırlardı. Ezan saatlerinde sadece yoldan geçenler değil, ana caddenin paralelindeki iş yerlerinde tüm sesler kesilir, inanılmaz bir müzik şöleninin yankıları kalenin eteklerinden Mezopotamya’ya taşardı.

*

Sabah ezanı Sabâ, akşam namazı Segâh makamında okunur ve bunlar değişmez. Öğle ezanı uşşak, rast veya hüseyni, ikindi ezanı hicaz, yatsı ezanı uşşak makamında okunur. Salâlar genelde hüseyni makamı okunur. Bunda dini bir gereklilik yoktur, ama İstanbul ezan kültüründe bir gelenek… Yüzyıllardır uygulanan bu gelenek, diğer kentleri de etkilemiştir.(3b)

Sıkıntılı anlarımda ilaç yerine sığındığım bu lâhuti ses; ebediyete dek sürsün, yurdum ve diğer İslâm ülkelerinde huzur verecek nağmelerle okunsun…

*lâhuti: Tanrısal / İlâhi

*Kaynaklar

1-Hıncal’ın Yeri, 2007 (şiiri keserken tarihini kaydetmeyi unuttum!)

2-http://www.dizifilm.com/forum/archive/index.php/t-15338.html

http://www.evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=36957

3-http://www.haber34.com/istanbulda-ezan-sesi-baskadir-4495-haberi.html

papatya altı yüz elli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

(İkinci kez gönderilmektedir.) Mustafa Kemal Paşa ; “Millet, aynı kültürden insanların oluşturduğu toplumdur”. İfadesiyle; “milli kültürün, bir devleti ayakta tutan unsurların en önemlisi” olduğunu vurgulamaktadır. Peki, kültür nedir? TDK tanımıyla; 1)Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü. 2) Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. 3) Bireyin kazandığı bilgi. 4) Yiyecek, giyecek, barınak, korunak gibi temel gereksemelerin elde edilmesi için kullanılan araç gereç; uygulanan teknikler; düşünceler, beceriler, inançlar, geleneksel, dinsel, politik düzen ve kurumlar; düşünce, duyuş, davranış ve yaşama biçimlerinin topu.” Bunlardan anlaşılan kültür; inandıklarımız ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda yaşamımızı düzenlememiz, şekil vermemizdir. Kültürün Ezan'la İlişkişi;

Canmehmet 
 23.09.2009 9:17
Cevap :
Merhaba! Bayram yoğunluğundan iki yorum da bir arada geldi. Kültür toplumların birlik ve beraberliğini sağlamada en önemli unsurdur.Bu konuyu hatırlatan değerli yorumunuz için teşekkür eder, esenlikler dilerim.  25.09.2009 0:09
 

Kimilerimizce, din (veya inançsızlık) anlayışı ve gerekleri “kültür” tanımına alınmamasına rağmen etkileri, devletlerin yaşamlarında açıkça görülmektedir. Peki, Ezan insanlar üzerinde neden etkili olmaktadır? Dünyada genelde iki farklı inanç anlayışı vardır? a) kendisinin dışında ne varsa yok edilen, yok sayılan (komünizm vb); b) Kendisinin dışındakine de tanıyan (İslam vb) anlayışlar. Ezan da bu manada, bildirisinin kapsamına tüm insanlığı almaktadır. Ve bildiri, uyarı sadece yaratanın, Allah’ın adına Müslümanlara değil, onun yanında tüm insanlığa da yapılmaktadır. Belki de bu nedenle yüreğinde (az da olsa) Allah sevgisi bulunan her tefekkür (derin düşünce) sahibi, Hıristiyan, Musevi (hatta ikilemde kalan) kimi insanlar derinden etkilenmektedirler. Elinize ve yüreğinize sağlık. Tüm sevdikleriniz ve sevenlerinizle birlikte sizlere, nice sağlıklı ve huzurlu bayramlar diliyorum. Saygılarımla.

Canmehmet 
 18.09.2009 14:22
Cevap :
Düşünen her insanın etkileneceği bir durum var ki, okuyunca çok etkilendim. 1969'da Ay'a ilk inen Neil Armstrong, 1983 yılında, bir konferans vermek üzere Kahire’ye gelir. Konferans sırasında bir ezan sesi duyulur. Armstrong konferansı keser, ezanı sonuna kadar dinledikten sonra şöyle der: “Bu ses, Ay’da ilk adımı attığımda duyduğum ve ürpererek dinlediğim, kayıtlara “esrarengiz müzik yayını” olarak geçen sestir” der. Bu bilgi,“Answering Islam” isimli internet sitesinde (S4), geniş olarak yer almaktadır. http://blog.edebiyatdefteri.com/haci-ali/oku/1467/ay&-8217;daduyulan-ezan-sesi / Bu durum tüm İslam Dünyasında ezanın aynı dil ve makamla okunmasının önemini açıklar. Değerli katkınız için teşekkür eder; mutluluk, esenlik dolu nice bayramlara erişmenizi dilerim.  18.09.2009 17:40
 

Saygıdeğer Ayten Dirier, bilirsiniz, Ezan, “Namaza çağrıyla (kurtuluş bildirgesi olmakla) birlikte, Allah'ın büyüklüğünü, azametini ilan eder; Allah'ın varlığını, birliğini, Hz. Muhammed'in O'nun resulü olduğunu duyurur. Sabah ezanında ise diğer ezanlardan farklı olarak namazın, Allah'a kulluğun, uykudan hayırlı olduğu ikazı yapılır. Ve sonunda tekrar bütün insanlığa ve kâinâta, Allah'ın en büyük olduğunu, büyüklerin büyüğü olduğunu ve ondan başka tapacak, ibadet edilecek, kulluk yapılacak hiçbir şey bulunmadığını hatırlatır. Ezan aynı zamanda, Müslümanların o ülkede hür olarak yaşadıklarının bir sembolü olarak görülmüştür. Bu nedenle olsa gerek İstiklâl Marşı şâirimiz Mehmet Akif Ersoy da, İstiklâl Marşı'mızda ezana bu açıdan bakmış, onu hürriyetimizin, istiklâlimizin sembolü olarak görmüş ve hak, hürriyet, istiklâl, vatan, yurt sevgisi gibi mukaddes kavramlarla birlikte, mâbed ve ezanı da saymış, onu da bağımsız ve hür yaşamanın olmazsa olmaz şartlarından biri olarak görmüştür:"

Canmehmet 
 18.09.2009 10:40
Cevap :
Merhaba! Yazarken Akif'in dizeleri eşlik ediyordu. Çok uzamasın diye birçok bilgiyi eklemedim. Ayrıca yorumlarla katkıda bulunacak değerli kalemdaşlara güvendim... Eksikleri tamamlayan değerli yorumunuz için teşekkür eder, esenlikler dilerim.  18.09.2009 17:32
 

hocam yazan ellerinize sağlık. dert görmesinler. Ezân sesi gerçekten de insanın içini titreten bir ilahi çağrıdır ruhlara. Hangi dinden olursa olsun herkesin ruhunu arındıran bir ilahi ses. Ama bazen yollarda görüyorum ve üzülüyorum. Bazı vatandaşlarımız ezan okunurken arabalarının sesini son ses açarak camları açık halde geziyorlar ve zerre kadar sesi kısmadan rahatça dolaşıyorlar yollarda. Hiç saygıları yok ve bu benim canımı sıkıyor. sevgilerimi sunarım değerli şahsınıza. selamlar.

Sokrates 
 18.09.2009 8:30
Cevap :
Canın sıkılmasın evlad... Düşünemiyorlar demek ki... Daha beter durumları gördüm, görmezden geldim. Hoşgörü gerek bize, özellikle bu sıralarda... Sevgi yoldaşın olsun.  18.09.2009 17:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5185
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster