Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
678
 

Tehcir

Tehcir
 

<ı>Tehcir Olayı, Çarlık Ordularıyla işbirliği yapan İngiltere ve Fransa ile birlikte ABD tarafından da bağımsız bir devlet kuracakları konusunda cesaretlendirilen Ermenilerin Osmanlı Ülkesi içinde karışıklık çıkarmamaları, cephede savaşan orduların daha gerilerine, özellikle İmparatorluğun güney yörelerine gönderilme yani göçe mecbur tutulma kararıdır. Bu karar Osmanlı Hükümeti tarafından alınmış ve uygulama sorumluluğu o dönemde Dahiliye Nazırı olan Talât Bey’e bırakılmıştı. Talat Bey, bu kararın alınması gerçeklerini anılarında bütün açıklığı ile anlatmıştır. Bu bir yerde genel anlamda savunma belgesidir. Bizde Talât beyin anılarındaki en önemli bölümleri aynen aktaracağız.

<ı>17 Ağustos 1914’te yani seferberlikten birkaç gün önce Enderunlu Müslümanlar taarruza uğramış, paraları çalınmış ve içlerinden bir çoğu da öldürülmüştür. Aynı gün istimval yapmakta olan bazı jandarma subayları üzerine ateş edilmiş ve Maraş yolu üzerinde Beşanlı köyünden bir çok Müslüman öldürülmüştür. Günlerce süren takipten sonra bu haydutlardan altmış beşi, üzerlerinde bir çok bomba, dinamit martin ve gıras tüfekleri olduğu halde yakalanabilmiştir.

<ı>Bir müddet için sükûnet teessüs ettikten sonra müteakip senenin kanunusani ayında isyan harekatı yeniden canlanmıştır. Bu sefer ki taarruzlar doğrudan doğruya Osmanlı memurlarının ikametgâhlarına ve jandarma kıtalarına karşı yapılmıştır.

<ı>Zeytun’da Hınçak komitesi reisi Çakıroğlu Patos’un reisliği altında yapılan toplantıda hükümet konağına hücum edilerek cephanenin ele geçirilmesine, bütün memurların aile efradıyla birlikte öldürülmesine ve telgraf hatlarının tahribine karar verilmiştir. Tahrikçiler başka başka evlerde oturduklarından ve işarette vaktinde verilmediğinden bu korkunç komplo icra edilmeden önce öğrenilmiştir. 1915’te Zeytun Ermenileri, Maraş’tan Zeytun’daki jandarmalara cephane gönderildiği haber almışlar; cephane nakliyatını soymak üzere yollara gizlenmişler, fakat nakliyat başka yoldan yapıldığı için bu niyetlerini tatbik edememişlerdir. Bunun üzerine on yedi kişiden ibaret bir jandarma koluna hücumla altısını öldürüp ikisini yaralamışlardır. Bundan başka Zeytun ile Maraş arasındaki telgraf hatlarını tahrip ederek bu suretle bu yollarda hakimiyeti ele geçirmişlerdir.

<ı>27 Şubat 1915’te Maraş vali muavini sükuneti iade için Zeytun’a gelmiştir. Gece devriye ile birlikte şehirde dolaşırken asiler tarafından öldürülmüştür. Ertesi gün askerlik şubesine giden Bir Müslüman öldürülmüştür…

<ı>…Bitlis, Erzurum, Mamuretülaziz (Elazığ), Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Ankara ve Van vilayetlerinde komite kezalik merkezler teşkil etmişti. Bunlar daha harp başlamadan önce teşkilatlarını kurmuş ve komitenin emirleri dahilinde harekete geçmeye hazırlanmışlardı.

<ı>Van: Harp ilanı müteakip Rus orduları Ermeni gönüllülerle birlikte hücuma geçtikleri zaman Van’daki Ermeni halkının durumu değişti….

<ı>….Kendilerini müdafaa maksadıyla, iki Müslüman köyü arasında bulunan köydeki Ermeniler, Ermenilere meskun yerlere taşınmış ve ihtilale hazırlanmaya başlamıştır. Genç Ermeniler esaslı işgal ederken komitenin diğer azaları silah altına davet ediliyordu. Bitlis, Van ve Çatak arasındaki telgraf hatları tahrip edilmiş, hükümet merkezleri taarruza uğramış ve iki kişi öldürülmüştü. Köylerde ise Müslüman halkı öldürmeye teşebbüs ediliyordu.

<ı>Yalnız Van şehrinde isyan eden Ermenilerin sayısı beş bini geçiyordu ve hepsi de en yeni silahlarla techiz edilmişti. Bunlar mevkilerini son hadde kadar müdafaa ediyorlardı. Şehirdeki hükümet konağını, askeri müeseseleri Düyun-u Umumiye binasını, Osmanlı Bankası şubesini ve diğer binaları tahrip edip Müslüman mahallelerini ateşe verdiler. Yedi yüz kadar asi Van müstahkem mevkiini el bombalarıyla havaya uçurmuştur. Bu isyan hareketleri Nisan ayına kadar devam etmiştir. Nisan ortalarına doğru asgari dörder yüz kişilik Ermeni çeteleri Rus zabitlerinin kumandasında hududu geçmeye başlamıştır. Yapılan çarpışmalar neticesinde “Müstakil Ermenistan” ibarelerini taşıyan bayraklar ve “İntikam” kelimelerini havi levhalar ele geçirilmiştir.

<ı>İzmit ve Adapazarı: Rusların Hareklea’yı bombaladıkları anda Ermeniler birdenbire hattı hareketlerini değiştirmiş ve düşman lehine casusluk yapmaya başlamışlardır. Ermeniler tarafından hükümet merkezi civarında bu gibi hareketler etmeyen hükümet tahkikat yaptırmaya mecbur kalmıştır. Bu esnada Adapazarı’nda binlerce bomba, mavzer ve gıras tüfekleri, jandarma üniformaları ve bomba imaline mahsus makine ve aletler bulunmuştur. Araştırmalar İzmit’e kadar teşmil etmiş ve burada da yüzlerce silah ele geçirilmiştir. Tevkif olunan komite reisleri bu silahların Rus askerleri Sakarya mansabına varır varmaz Türkiye genelinde kargaşalık çıkarmak ve Osmanlı ordusunun mukavemetini kırmak maksadıyla toplanmış olduklarını söylemişlerdir. Bu plan meşrutiyetin ilanını müteakip çizilmiştir. Bursa gibi İzmit ve civarı ve bilhassa Bahçeçik civarı isyan hareketlerinin merkezi olarak seçilmiştir.

<ı>Asilerin reisleri planlarının keşfedilmiş olduğunu öğrenir öğrenmez çetelere teşkil etmiş ve bunları Yalova’ya göndermiştir. Daha sonra İzmit’te ki işçi grupları bu çetelerle birleşmiş ve bir çok Müslüman öldürülmüştür.

<ı>Bursa Vilayeti: İzmit hareketlerinden sonra Bursa isyana başlamış ve Müslümanlara karşı taarruz edilmiştir. Bu yüzden Osmanlı ordu idaresi kuvvetlerinin mühim bir kısmını burada tutmaya mecbur kalmıştır.

<ı>Adana Vilayeti: Bu vilayetteki teşkilat en ince teferruatına kadar işlenmişti. Harp ile birlikte burada da isyan hareketleri başlamıştır. Bu vilayet Suriye ve Irak hattı üzerinde bulunduğundan Ermeniler itilaf devletleri lehine casusu olarak ehemmiyetli rol oynamışlardır. Bunlar itilaf devletleri donanması lehine casusluk yapmış ve lüzumunda düşmanlarla birleşmişlerdir

<ı>Samsun ve İzmir Vilayetleri: İzmir’de pek çok dinamit bulunmuştur. Samsun’daki isyan hareketi doğrudan İzmir murahhası olarak tarafından idare edilmiştir. Bir Ermeni kilisesinde pek çok silah ve fıçılar dolusu dinamit bulunmuştur.

<ı>Urfa Hareketi: Diğer yerlerde olduğu gibi burada da plan Rus taarruzu halinde Türk ordusunun ricatını önlemek ve Osmanlı orduları ilerlediği takdirde memlekette isyan çıkartmaktan ibaretti. Komiteci Ermeniler buraya kadar gelmiş ve diğer Ermenileri isyana teşvik etmişlerdi…. Ermeni mahallesi beş yüz evden ibarettir. Bütün bu evler taştan yapılmış, kuyu ve yer altı mahzenlerine sahiptir.Komite isyandan evvel herkesin vazifesini tayin etmiş ve kendisine bildirmişti……

<ı>….Urfa isyanı iyice tetkik edilecek olursa, bilhassa bu şehrin Ermeniler tarafından en mühim merkez olarak seçilmiş olduğu görülür. Fakat bu işte İngiliz, Fransız ve Ruslarında büyük yardımları olmuştur. Bodrumlar vesair yerler cephane ve silahlarla doldurulmuş, dokuz on hafta idare edecek kadar gıda maddeleri stok edilmiştir. ….

<ı>Şarki Hisar Hareketi: Trabzon, Erzurum vilayetleriyle hem hudut olan Karahisar sancağı Sivas vilayeti Ermeni komiteleri için ehemmiyetli bir üs rolü oynuyordu. Seferberlikten sonra Seponil namı altında bir ruhani bütün vilayeti dolaşarak halkı silahlı isyana teşvik ediyordu. 2-15 Haziran arası Ermeni mahallesinde silah araması yapan polisler öldürüldü. Aynı zamanda telgraf telleri kesilmek suretiyle Karahisar’ın diğer yerlerle olan muhaberesi kesildi. Müslüman ahali bir gün ve bir gece kurşun ve bomba taarruzlarına maruz kaldıktan sonra Ermeniler reisleriyle birlikte geniş mikyasta müdafaa hazırlıkları yapmış olan Karahisar kalesine çekildiler. Burada pek çok cephane ve gıda maddeleri stok edilmişti. Buradan bütün şehir ateşe verildi. Yalnız yüz ev kadar kurtulabildi…. Bu isyan hareketi sırasında ikisi subay olmak üzere seksen dört asker öldürüldü. Sivil ahaliden otuz kişi ölmüş, yirmi kişi yaralanmıştır.

<ı>Yozgat (Boğazlıyan) Hadiseleri: Takriben altmış silahlı Ermeni Boğazlıyan mıntıkasındaki Çakmak köyüne taarruz etmiştir. Bir çok Ermeni çetesi Ankara civarındaki Yekna ormanlarında gizlenmiş ve takriben üç yüz kişilik Ermeni Çetesi isyan hareketlerini Çolak ali köyüne kadar getirmiştir. Yozgat’ın Kumkuyu köyünden üç yüz veya ziyade haydut civardaki Müslüman köylerimizi yakmışlar ve 15 Eylül 1915’te asker jandarma ve polis kıtalarımıza hücum etmişlerdir.

<ı>Memleket dahilinde umumi isyan üzerine ordu idaresi tehciri her yerde tatbike başlamıştır. Bunun üzerine her iki kuvvet arasında hakiki bir dahili harp şeklini alan şiddetli çarpışma ve döğüşler başlamıştır….

<ı>…..Gerek tehcirler gerek isyanlar yüzünden Ermeniler çok zarar vermiştir. Bunu itiraf etmek lazımdır, fakat şark vilayetlerindeki Müslümanların da Ermeni vatandaşlarımızın yüzünden aynı miktarda zayiata uğradıkları bir vakadır.

<ı>Rusların Van’ı, Bitlis’i Muş’u Ve Erzurum’u işgali sırasında yapılan ve bizzat Ruslar tarafından itiraf olunan zulüm ve cinayetler o derece vahşicesine yapılmıştır ki Müslüman halk artık ikametgahlarında kalmaya cesaret edemeyerek aç ve çıplak olarak hicrete başlamıştır. Bu suretle hicret eden Müslümanlardan altı yüz bin kişi ölmüştür. Ermeni meselesi izah ettiğim şekilde cereyan etmiştir “(*)

Yukarıda yazılanlar Talat Paşanın anılarından alınmıştır. Elimizi vicdanımıza koyup yeniden düşünürsek gerçek özür dileyecek olanlar kimlerdir.

Tehcir sonuçtur. Ama tehcir öncesine baktığımızda kimin daha çok zayiat verdiği de açıkça belli olmaktadır.

Bazılarımız özür dileyebilir ya da Eurovision yarışmasına katılacak Ermeni müzik grubunun söyleyecekleri “soykırımı ağıtı"nı ayakta ve göz yaşlarıyla alkışlayabilirler. Karar kendilerine kalmıştır Ama gerçek ve doğrular da her zaman gün ışığına çıkmaya hazır bekler. Umarım bugün alkış tutup özür dileyenler bu gerçeği de göz ardı etmezler.


(*) Talât Paşa - Bir Örgüt Ustasının Yaşam Öyküsü - Tevfik Çavdar

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Balkan savaşlarında erkekler perişan oldu. 7 yıl 14 yıl savaşıp evini göremeyenler oldu. Köylerde şehirlerde İstanbul haricinde müslüman köylerde erkek yoktu kalmamıştı. Bunları da kendi kaynaklarımızdan okuyoruz, propoganda için ısmarlama yazdırılan kitaplarından değil. Erkeksiz müslüman köylere kimlerin saldırdığı kadınların nasıl deşildiğini yeni nesiller bilmez. o zamanlar ülkede azınlıklar askere alınmıyordu. savaşa giden müslüman erlerdi. Bizim millet olarak hatamız bu yapılan kırımları bir çeşit ketumlukla ve acı ile saklamamız olmuştur. Konu buraya gelince anlatmaz insanlar, anlatmayı da hiç sevmediler, ama bir beyefendi size yabancı kaynakları önermiş. Ben de yavaş yavaş yayımlanmaya başlayan Türkçe diliyle yazılmış kitaplar olduğunu buradan bir kere daha konunun altına eklemek istedim...Ayrıca bu kitabı paylaştığınız için teşekkür ederim.

Ezgi Umut 
 05.02.2009 14:35
Cevap :
Gerçekten geçmişte neler olup bittiğini anlamak isteyenler için okunacak bir çok belge ve kitap bulunmakta. Her şeyi geçtim sadece TBMM kütüphanesindeki arşivler yeter. Yeter ki bizler doğruyu öğrenmek isteyelim.Sizinde belirttiğiniz gibi bana yorum yazan beyefendi beni Ermeni düşmanı olarak görmüş. Oysa konunun düşmanlıkla hiçbir alakası yok. Sadece yanlış anlaşılmayla ve gerçeklerle ilgisi var. Ayrıca propaganda amaçlı yazılan kitaplar ne denli objektif ve tarafsız olabilir ki. Daha yenilerde bir Fransız Ermeni Soykırımıyla ilgili bildirinin altına imza attığı için pişmanlık duyduğunu belirtti. Bize soykırım yaptığımız iddia eden ülkeler Örn; Fransa, ABD vbleri önce kendi tarihlerine baksınlar.Fransa’nın Cezayir de yaptıkları daha unutulmadı. ABD’nin Kızılderililiere , siyah ırka yaptıklarıda unutulmadı. Galiba bizim en büyük hatamız bazı konuları kol kırılır yen içinde kalır misali anlatmak istememizden kaynaklanmakta.. Katkılarınız için teşekkür ederim. Sevgi ve Saygılarımla  08.02.2009 15:29
 

Merhaba hanimefendi, yazinizi okuyunca bir turkun ilk aklina gelecek olan bu ermenilerin ne kadar hain ve gaddar oldugudur.Kronoliji ve tarif vermiyorsunuz.Ayrica siyasi bakis ikinci planda veya tamamen onemsiz gibi.Ortada gozuken sadece "hain ermenierin" yaptiklari.Hanimefendi, lutfen dunyanin ermeni ve turk olarak bolunmedigini gormenizi isterim.Olaylar irk savasi degildir.Hatta toprak savasi dahi degildir.Yabanci dil biliyorsunuz, lutfen daha ayrintili arastirin demekten baska birsey gelmiyor elimden.1853 ten 1908 e kadar olan donemi cok iyi arastirin lutfen.Goreceksiniz ki ermeniler Osmanliyi kendi ulkesi olarak goruyor ve turkler ile birlikte istibdata karsi mucadele ediyor.Ihaneti ne turkler ne de ermeniler yapmistir.Unclu cetenin osmanliyi sadece turklere ait gormesidir konu.1909 Adana katliami ise Mesrutiyete ve Osmanliya butun inanci ile bagli ermenilerin, seriatcilar tarafindan hazmedilememesi ve demokratik osmanli ulkesine hazimsizliktir.Ayrica ben ne Tasnak nede Hincagim.Sa

David Auget 
 24.12.2008 11:41
Cevap :
Beni ve yazdıklarımın ne demek istediğini size anlatamadığım çok açık.O nedenle yorumunuzun orta yerinden başlama gereği duydum.”lutfen dunyanin ermeni ve turk olarak bolunmedigini gormenizi isterim” Yıllar önce ninemin Kadıköy Elmalı Çeşme sokakta ki evlerinin bir tarafında oturan komşuları Ermeni diğer tarafında oturan komşularıda Rum’du. Ne mahalledeki komşular için ne de benim ailem için bu iç içelik sorun değildi. Kaldı ki onların ve onlar gibi olan diğer komşuların mahalledeki diğer Müslüman komşulardan hiçbir farkları yoktu. Kaynaşma aynı, sevecenlik aynı dostluk aynıydı. Selamlarımla  24.12.2008 17:16
 

gün alkış tutanlar, yarın şehit cenazelerinde hasmgi elleriyle tabutları taşıyacaklar? Çok ama derinden bir kaygı taşıyor ve de hayıflanıyorum. Cumhuriyet dinamiklerinin bu gidişata dur diyeceğini sanıyorum, selam duyarlılığınıza...

Yalnıztürk 
 19.12.2008 13:45
Cevap :
Kime hizmet ettiklerinin ayırdına bir varabilseler Emperyalist güçlerin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunun kuklası ve sözcüsü olduklarını bir anlayabilseler. Tek kişi kalsak bile oynanan bu oyunları açığa çıkartabilmek ve doğruları söylemek için var gücümüzle haykırmaya devam edeceğiz. Selam ve Saygılarımla  20.12.2008 11:01
 

Tarihimizi çok iyi bilmemiz ve doğru duruş sergilememiz gerektiğini düşünüyorum. Dilenecek "özrün" ise", talep edilecek pek çok tavizin "başlangıcı olduğundan" hiç kuşkum yok. Yazınızı öneriyorum. Esenkalın:))

maveran 
 17.12.2008 16:02
Cevap :
Özür bir anlamda olgunluktur. Ama yeri ve zamanı geldiğinde. Olmayan bir şey için özür dilemekse “evet ben suçluyum “demekle aynı anlama gelir.Yakın tarihi, geçmişte yaşanılanları tam olarak bilmeyip gerçek amaçları ortalığı karıştıımak olanlarla AB ve ABD yandaş ve işbirlikçileri yine kazan kaynatmaya başladılar. Asıl gözden kaçırılan ise sonunda kaybedeceklerimiz. Bugün olmayan bir şey için özür dileyenler yarın öbür gün işbirliği içinde oldukları güçler tarafından oturdukları sandalye altlarından alındığından ses çıkarmaya hakları olmayacak bunun farkında değiller. Artık onursuzlukta globalleşti.ne yazık ki. Sevgilerimle  18.12.2008 21:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1328
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster