Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
396
 

Tehdit değil, teşvik...

Ortaokul ikinci sınıfa geçtiğimde, aynı sınıfı tekrar okumak zorunda kalan yeni bir arkadaşım olmuştu. Hani eskilerin "ismiyle müsemmâ" diye bir deyimi vardır, (adının anlamına uygun hareket eden demektir), bu arkadaş da soyadıyla çok uyum içindeydi. "Becerikli" bir arkadaştı. Akşamları etütte biz ders çalışmaya uğraşırken o kendi yaptığı radyoyla müzik dinlerdi.

Henüz orta ikinci sınıfta, ilk kez fizikle tanışmış bir öğrenci için bence mükemmel bir hadiseydi. Şimdi sanıyorum bu konularla hiç ilgisi olmayan bir işte çalışıyor. Teknoloji aşkını da internetle gidermeye gayret ediyor. Bir ara birbirimize elektronik mektup gönderelim demiştik, benim posta kutusu dolup taşmaya başladı.

Bana gönderdiklerine cevap vermeye yetişmem mümkün değildi. Zaten bir müddet sonra da beklediği karşılığı bulamadığı için beni listesinden sildi.

****

Buna benzer küçük yaşlarda teknolojiye merak salan kimbilir kaç öğrenci var. Ama bunların elinden tutup onları yönlendirecek, yeni buluşlar yapmalarına imkân sağlayacak bir yöntem mevcut değil.

Zaman zaman resme ve müziğe kaabiliyetli öğrencilerin konservatuara veya akademiye gitmesi için öğretmenlerin biraz uğraştığını, ama ailelerini razı edemediği için sonunda pes ettiğini duyumuşsunuzdur.

Son zamanlarda yetkililerin bu tür olaylara daha duyarlı olduklarını, bu tip öğrencilere imkân sağlamak için uğraştıklarını zannediyordum. Bugün yemekte dinlediklerim beni hayal kırıklığına uğrattı.

Bir profesör arkadaşım, öğrenciler arasında yapılan bir yarışmada derece alanlar için düzenlenen bir ödül törenine davet edilmiş. Bir dalda birinci olan öğrenciye de armağanını o vermiş.

Bu genç, iki arkadaşıyla birlikte, yolun altına döşenen bir sistemle, geçen arabaların kendiliğinden enerji üretmesini sağlayan bir sistem icat etmiş. Törene İstanbul dışından çağırılan gence ödül olarak ne mi verilmiş? Bir plaket...

Gidiş geliş yol parasını bile bulmakta zorluk çeken bu genç mucide sadece bir plaket verilmiş.

İnsanları neye, nasıl teşvik edeceğimizi de bilmiyoruz. Bizde zaten sistem ceza üzerine kuruludur. Mükâfat hanesi her zaman, herkes için boştur. Çocukken babamın okumam için beni teşvik etmeye ilişkin tek cümlesi, "bak sınıfta kalırsan, seni bir daha okutmam haa" tehdidiydi.

Çocuk aklı, okumanın bu kadar önemli, güzel ve faydalı bir şey olduğunu nerden bilsin? Sokakta oynamak varken derslerle, kitaplarla uğraşmak öyle kolay ve çekici bir şey mi ki?.. "Okutmazsan okutma" diyebilir insan... Allah'tan böyle dememişim.

Sonuçta ben, ceza ile tehdit yerine, ödülle teşvik sisteminin, insanı daha çok gayrete getireceğini düşünüyorum. Bunu uygulamak o kadar zor mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Bu bence sorunların temeli. yani teşvik edilmemek. Eminim bu yüzden pek çok insanın yaratıcılığı ölmüş ve pek çok insan hayallerine küsmüştür. elinize, yüreğinize sağlık.

Fulya 
 18.07.2006 8:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster