Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
52
 

Tehditle barış gelmez

Tehditle barış gelmez
 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin faşizan yönetimi Türkiye'de yaşayan Kürt halkını isyan ettirmiş, devlet zulmüne karşı bir kısım Kürtler dağa çıkıp örgütlenmiş ve devlete karşı direnişe geçmiştir.
PKK, devlete karşı direnen en büyük örgüttür.
 
Kürt sorunu üzerine hiçbir bilgisi olmayan birçok Türk milliyetçisi, PKK'yı durduk yerde isyan eden, keyfi olarak dağa çıkan, dış güçlerin bir piyonu sanır, öylesine devlete kurşun sıktığını düşünür.
 
Halbuki öyle değildir. 
 
PKK, devletin demir yumruğuna karşı oluşan bir çığlıktır. Devletin etkisine karşı oluşan bir tepkidir.
 
PKK'nın devletle mücadelesi yaklaşık 30 yıl sürmüştür. 50 bin insanın hayatına mâl olmuş, kanlı bir mücadeledir. PKK'nın mücadelesi devleti aşırı bir şekilde yıpratsa da, birçok demokratik kazanımları sağlamıştır.
 
Kürt sorunun reddinin daha büyük sorunlara gebe olduğunu ve inkarcılığının anlamsız olduğu gibi zararlı olduğunu anlayan devlet, Kürt sorununun çözümü için adımlar atmaya başladı.
Kürt siyasi hareketini siyasette tanımak, seslerine kulak vermek, geçmişte yapılan yanlışlardan dolayı özür dilemek, halen devam eden yanlışları ortadan kaldırmak, kaldırmaya çalışmak, Kürtçe televizyon gibi yadsınamaz birçok adımlar attı devlet. (Tabii bunların yeterli olduğu söylediğim sanılmasın.)
 
Bu mücadelenin sonlandırılması için, devlet, Kürt siyaseti ve Abdullah Öcalan görüşüp 'Çözüm Süreci' adı altında bir sürece girdi.
 
Hükümetin, Kürt siyasetinin ve Abdullah Öcalan'ın çözüm için gösterdiği samimiyete karşın, PKK'nın karargâhı olan Kandil sanki çözümü istemiyor, sanki umursamıyor, sanki naza çekiyor. İki de bir tehdit ediyor, 'Çözüm için adımlar atılmazsa savaşırız' diyor.
 
Allah'ım Allah'ım!
 
Adamlar resmen haklıyken haksız konumuna düşmek istiyor.
 
Ben bir şey demeyeceğim Kandil'e. Sözü Hintli filozof Krishnamurti'ye bırakacağım:
 
"Öldüreni öldürürseniz onun gibi olursunuz; siz de suçlu olursunuz. Yanlışı yanlışla düzeltemezsiniz; doğru bir sonuca, ancak doğru bir yolla ulaşılabilir. Barış istiyorsanız, barışçıl yollar bulmak zorundasınız; kitle kıyımı, savaş yalnızca daha çok kıyıma, daha çok acıya sebep olur. Kan dökülen yerde sevgi olmaz; ordu barış aracı değildir. Dünyaya barışı yalnızca şefkat ve iyi niyet getirebilir; güç, kurnazlık ya da yasalar değil."
 
*
 
Kandil'in bu savaş merakı olduğu müddetçe, devletin askeri yatırımlarını eleştirmenin anlamı yoktur.
 
Kürt sorunundaki şimdiki iş demokrasinindir, silahın değil. Kürt sorununu siyaset çözecektir, gerillanın mücadelesi değil.
 
Ekrem Dumanlı geçenlerde 'Demokrasiden geriye dönüş yoktur' demişti. Evet, demokrasiden geriye dönüş yoktur; demokrasi hep ilerleme üzerinedir. Onun için, Kürt sorununun çözümü için atılan adımlar geriye doğru gitmeyecektir.
 
*
 
Kandil'in savaş tehditleri, Kürt sorunu üzerine hiçbir bilgisi olmayan Türk halkının üzerine adeta nefret tohumları ekiyor, bu çok yanlış.
 
Kandil'in bu savaş merakı, Kürt gençlerinin kindar bir şekilde yetişmesini sağlıyor.
 
Çözüm demokrasi iledir, kalaşnikofla değil.
 
-Mustafa Yıldırım - 27.12.2014

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster