Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
298
 

Tehlikeli bağımlılık

Tehlikeli bağımlılık
 

YENİ BAĞIMLILIK: BİLGİSAYARDA ONLİNE OYUNLAR

Her yeni buluş gibi İnternet te çok yararlı ama fazlası çok zararlı olabilecek bir teknoloji yöntemi. Bence internet geçen yüzyılın en önemli ilk üç buluşundan birisidir . Hayatı süper kolaylaştıran, bilginin anında yayılmasını sağlayan, insanlar arasındaki iletişimi inanılmaz ölçüde " birebir"e yaklaştıran sihirli bir makine. Oysa ne yazık ki, bu olumlu katkılar - tabii ki biz insanların umursamazlığımız ve kolayı her zaman tercih etmemiz yüzünden- artık giderek, zihinleri, özellikle de gençlerimizin zihinlerini geri dönüşü çok zor mecralara sürükleyen bir karabasana dönüşmek üzere.

Japonya'da hastalık halini alan bilgisayar oyunları salgınının vahim sonuçları çoktan görünmeye başladı bile.

Geçenlerde okuduğum bir habere göre, Japonya'da "Hikikomori" hastalığı giderek yayılmaya ve toplumu kara kara düşündürmeye başlamış.Çünkü sayıları 300.000 e yakın bu gençler toplum için kayıp ve asalak durumuna gelmeye başlamış.

Çünkü bu ad verilen hastalık ya da yaşam biçimi , genellikle gençlerin, odasına kapanıp günler geçirmesi, tuvalet ihtiyacı dışında odalarından dışarı bile çıkmadan, annelerinin getirdiği yemeği yiyip, odasında ağırlıklı olarak bilgisayar oyunları oynaması, düşüncelere dalması ama giderek artan biçimde hayattan elini eteğini çekmesi anlamına geliyor. Japonya'da insanlar, tam da en verimli yaşlarında olan bu gençler için ne tür bir tavır alacağını şaşırmış durumda. Hiçbir şey üretmeden kendilerini toplumdan soyutlayarak, tamamen anne baba desteğiyle yaşayan bu gençlere yönelik tedbirlerin ne olacağı da hararetle tartışılmaktaymış son dönemde.

Aslında ne yazık ki ülkemizde de son dönemde kendisini odasına kapatıp sadece internet ve online oyunlardan ibaret bir dünya kurmuş çok sayıda genç var . Bu gençler artık toplumsal davranış biçimimiz ve geleneksel insani aile bağlarımız konusunda çok çok geri kalıyorlar.Hayatın geri kalanından soyutlanmış bir halde sanal rakiplerini ya arkadaşlarını komşu ya da okul arkadaşlarından daha çok tanıyor ve önemsiyorlar.Girdikleri sitelerde hiçbir şeye inanmamayı telkin eden, kötülüğü heyecan gibi görmelerine yol açan, gayrı ahlaki ve gayrı insani, şiddeti hoş gösteren sitelerin tehlikesi de cabası.

Bu tehlikeyi hemen farkedip çözüm arayışına girilmezse, bence gençlerimizi dünyanın en zararlı bağımlılığının pençesine atmış olacağız.Ve korkarım şu anda bile iş işten geçmek üzere. Onlara yeniden ve derhal aile ortamlarının, birlikte gezmenin alışverişin, sinemaya, tiyatroya, pikniğe gitmenin, spor yapmanın hatta en basitinden güzel bir yürüyüşün bile insan ruhuna hoşluklar katabileceğini ve hayatın sadece ve sadece " her istediğimizi yapmak" üzerine kurulmadığını hatırlatmak zorundayız.

Zor bir iş ama bence imkansız değil....

Güzel günler dilerim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 397
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster