Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '18

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
132
 

Tek Bir Biliş Kör Bir Bakıştır

Tek Bir Biliş Kör Bir Bakıştır
 

Geçen yıl Nobel Ekonomi Ödülü; Chicago Üniversitesi İşletme Fakültesi Davranış Bilimi ve Ekonomi Profesörü Richard H. Thaler’ e verilmişti. Davranışsal iktisat konusunda çalışmalar yapan Thaler; aynı konuda çalışan ve 2002 yılında Nobel Ekonomi ödülünü alan Vernon L. Smith ve Daniel Kahneman’dan sonra bu ödülü alan bir diğer kişi oldu.
 
Thaler Nobel alan çalışmasında; sınırlı rasyonelliğin, sosyal tercihlerin ve özdenetim yoksunluğunun sonuçlarını incelemiş, bu tip insani faktörlerin kişisel kararları ve piyasa işleyişini nasıl etkilediğini ortaya koymuştu. Son yıllarda ekonominin bir alt disiplini şeklinde ortaya çıkan davranışsal ekonomi alanında önemli çalışmalara imza atmış olan Richard H. Thaler, yaptığı çalışmalarla hem ekonomi bilimi hem de psikoloji bilimi arasında köprü kurmayı başarmıştır.
 
Bireylerin ekonomik faaliyetlerini incelerken, sadece ekonomik değişkenleri içeren modellerin yeterli olmayacağını savunan davranışsal yaklaşım; çok sayıda gözleme dayanan, ekonomik aktörlerin davranışlarını inceleyerek teknolojik, sosyolojik ve psikolojik unsurları da ele alarak teori oluşturmanın gerekliliği ortaya koymaktadır.
 
Son yıllarda bu alanda yapılan araştırmalarda bireylerin ekonomik kararlarında, çeşitli güdülerin karmaşık etkileşiminin söz konusu olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
Günümüzde, Neoklasik iktisadın tanımladığı fayda temelli davranan, ekonomik çıkarlarını ençoklamak düşüncesi ile tercih yapan, akılcı birey olarak kabul edilen insan tipi yani “homo economicus” (ekonomik insan), disiplinler arası çalışmaların bir sonucu olarak sorgulanmaya başlamıştır. 
 
Avusturyalı Ekonomist ve Filozof Friedrich A.Von Hayek,  “Sadece iktisat bilen bir kimse iyi bir iktisatçı olamaz” derken; problem çözme ve araştırma sürecinde farklı disiplinlerle işbirliği yapmanın önemini vurgulamaktadır.
 
İktisat özelinde vurgu yaptığımız disiplinler arası çalışmanın önemi, günümüzde tüm bilim dalları bağlamında geçerliliğini ortaya koymaktadır.
İnterdisiplinerlik, multidisiplinerlik (çok disiplinlilik) ve transdisiplinerlik (disiplinler ötesi) kavramlarıyla dile getirilen bu ihtiyaç; günümüzün karmaşık sorularının yanıtlanması ve çözümü noktasında oldukça yarar sağlamaktadır.
 
Yukarıda söz edilen kavramlar arasında anlam yönünden ayrıntılar olsa da, disiplinler arası çalışmayla; hedefleri farklı olan iki ya da daha fazla disiplinlinin sahip oldukları birikimlerin bir arada kullanılması, deneyimlerin harmanlanması, ortak paydalarda birleşmeleri suretiyle daha geniş bakış açısı yaratarak, tek başına bir bilim dalının çözüm getiremediği karmaşık problemlere daha etkili ve anlamlı çözüm getirebilmeleri mümkün olabilmektedir.
Örneğin tüketici davranışlarını inceleyen bir bilim insanının; çok iyi ekonomi bilgisine sahip olması tek başına yeterli olmamaktadır. Bunun yanı sıra psikoloji, nöroloji, coğrafya, sosyoloji, antropoloji, istatistik ve daha birçok farklı disiplinde uzmanlaşmış kişiyle işbirliği yapılarak, çok daha sağlam veriler elde edilebileceği, bu verileri farklı açılardan yorumlanabileceği ve çok daha sağlam sonuçlara varılabileceği, artık ispatlanmış durumdadır.
 
Tarihte yaşamış pek çok önemli kişiliğin, belli bir bilim dalıyla sınırlı kalmayıp matematik, geometri, mantık, astronomi, felsefe, fizik, tıp gibi birden fazla alanda birikim sahibi olduğunu ve evreni bütün olarak kavramaya çalıştığını biliyoruz.
 
Bugün, her ne kadar teknolojik gelişmişlik düzeyimiz, uzmanlaşmayı zorunlu kılsa da; insana ve evrene geniş açıdan bakabilmek, bütünü kavrayabilmek, yaratıcı ve eleştirel düşünceyi geliştirmek adına disiplinler arası işbirliğinin önemi açıktır.  Böylece hem günümüzün en karmaşık sorunlarına daha sağlıklı yanıtlar bulabilmek kolaylaşacak, hem de yaşam pratiğine dönük somut çözümler elde edebilmek mümkün hale gelecektir.
 
Günümüzde, akademik olarak belirlenmiş sınırların dışına çıkabilmeyi başarabilenlerin, farklı alanlarla işbirliği yaparak insanlığa daha net çözümler sunabildiği ortadadır.
Disiplinler arası çalışmakla, sınırların dışına çıkıp, belki de hiçbir disiplinin kafa yormadığı, o güne dek fark edilememiş karanlık alanların aydınlatılması mümkün olabilecek, böylece yaratıcı düşüncenin önündeki engellerden biri aşılmış olacaktır.
 
Bugün konunun önemini fark eden eğitim kurumları, bünyelerinde disiplinler arası eğitimi teşvik eden programlara yer vermeye başlamış, böylece ağacı öğretirken ormanın varlığından kopmayan öğrenciler yetiştirilmesine olanak sağlayacak alanlar yaratmaya başlamışlardır.
 
Çizili olarak verilen bir şeklin sadece içini boyayarak yetişen yaratıcılığı sınırlandırılmış bir neslin, şekilleri ve nesneleri hayal gücünü kullanarak çizebilen kuşaklarla bir olması beklenemez. Sınırların dışına çıkabilen, verilenin ötesini sorgulayan, herkesin gördüğünün dışındakileri görebilen, yaratıcı nesilleri yetiştirebilmenin arka planında da, bu işbirliğiyle hazırlanacak eğitim programlarının yattığı kanısındayım.
 
Sözümü, tam da demek istediğimi özetlemesi adına,  Mesnevi’den bir hikâyeyle bağlayayım.
“Karanlık bir ahıra bir fil getirirler. Halk, filin neye benzediğini bilmemektedir. Hayvanı görmek için o kapkaranlık yere bir hayli insan toplanır. Ama ahır o kadar karanlıktır ki gözle görmek mümkün değildir. Herkes file dokunarak, neye benzediğini anlamaya çalışır. Birisi kulağını tutar, “ Fil bir oluğa benzer” der. Başka birisinin eline ayağı geçmiştir ki: “Fil bir direğe benzer” der. Sırtını elleyen bir başka kişi de, “ Fil bir taht gibidir” der. Herkes neresini elledi, nasıl sandıysa fili ona göre anlatmaya koyulur. Onların sözleri, görüşleri yüzünden birbirine aykırı oldu. Birisi dal dedi, öbürü elif. Herkesin elinde bir mum olsaydı sözlerindeki aykırılık kalmazdı.”
 
Bu bağlamda, bizce bugün aydınlığı sağlayacak o mum; bütünü kavrayabilmek adına yapılacak disiplinler arası işbirliği ve o doğrultuda hazırlanan eğitim programları olsa gerek.
 
Not: “Gönül Titredi Kalem Yazdı” adlı ilk kitabımı kitapçılardan sorabilir, internet sitelerinden alabilirsiniz. Sevgiyle.
Filiz Alev, ETEM SEVİK, Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir bilimsel disiplini diğer disiplinlerden soyutlayarak anlamaya çalışmak bence de beyhude bir çabadır. Buna inandığım için de bu blogunuzu çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ancak bence bütün bilimlerin çıkış noktası sadece insanın değil bütün canlıların davranış biçimlerini açıklamaya çalışan psikoloji bilimidir. Ancak ne var insanın davranışlarını açıklama noktasında psikoloji bilimin insanın davranış sistematiğini henüz anlayamadığını, kavrayamadığını düşünüyorum. An itibariyle insan aşırı derecede idealize edilmiş ve kendi gerçekliğindben kopuk bir şekilde kendi doğasına yabancılaştırılmıştır. Bu nedenle de psikoloji uğraşının henüz bir bilim dalı olamadığını düşünüyorum. Hal böyle olduğu içinde insanın gerçek davranışını anlayamayan bir dünyada eşitlik, adalet ve barış gibi idealler henüz hiçbir toplumda gerçekleşememiştir. Aslında konu çok karmaşık bir konudur ama bu kadar dar bir platformda ancak bu kadar yazabiliyorum. Umarım biraz olsun anlatabilmişimdir. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 26.10.2018 7:39
Cevap :
Öncelikle değerli yorumlarınızla katkı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yaşamda her şeyin, birbirini tamamlayan, kocaman bir bütünün parçaları olduğunu düşünüyorum.Bu bağlamda bu bütünü inceleyen her bilim dalı, çok değerli olmakla beraber, tek başına yetersiz kalmakta. Psikolojinin insanın davranış sistematiğini henüz kavrayamamış olmasında, onun da farklı disiplinlerle birlikte insanı ele almasının gerekliligi önem kazanıyor olmali. Sozunuzun altına ben de imzamı atarım; insan kendi gerçekliğinden kopuk bir şekilde kendi doğasına yabancılaştırılmıştır.Zaten herkesin en büyük ödevi, bu konuya kafa yormak olmalı bence. Dediğiniz gibi söz konusu insan olunca konu çok karmaşık. Bu yüzden bilim dalları; insanı daha iyi anlamak, ihtiyaçlarına ve doğasına uygun çözümler üretebilmek ve yaşadığımız dünyayı ideale bir adım daha yaklaştırabilmek için, birlikte çalışmak zorundalar.ideal dunyaya ulasma beklentisi hayal olsa da ugrunda caba sarfetmek serefli bir is olsa gerek. :) sevgiyle  26.10.2018 22:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 256
Kayıt tarihi
: 11.11.14
 
 

1968 İstanbul doğumluyum. İÜ.İkt.Fak.’den mezun oldum. Bir holding bünyesinde; bütçe, finans ve p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster