Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1324
 

Tek Gözlü Kral

Tek Gözlü Kral
 

Google'dan...


Demokrasiyi tepeden inme bir anlayış olarak görmeksizin bu uğurda öğrenmeli, büyümeli ve değişmeliyiz... Neden mi?..

İngiliz donanması Falkland Adaları’nı işgal eden Arjantin askerleriyle savaşmak ve adayı geri almak için Atlantik okyanusuna açılmış, hızla yol almaktadır. (Yıl 1982)
.
En geç üç gün sonra başlayacak olası bir savaşın tamtam sesleri duyuluyor BBC’de. Barıştan yana halk, demokratik kitle örgütleri ve aydınlar ise savaşı protesto yürüyüşü düzenleyerek, ünlü Oxford Caddesi’nden geçip Parlamento binasına kadar yürümek üzere Hyde-Park’tan yola çıkmışlar.
.
Ben de ulaşım araçlarındaki izdiham yüzünden otobüsten erken inip hızlı adımlarla yürüyorum toplantı yeri olan “Speakers’ Corner” denen yere doğru.
.
Kol kola girmiş yirmişer kişilik sıralardan oluşan yüz binlerce katılımcının bana doğru geldiklerini gördüm. Askeri bir sıra disiplini içinde ve “Savaşa hayır, barışa evet!” sloganları ile yürüyen 300 bin kişinin iki yanına da binlerce polis yerleştirilmiş, araya sağdan soldan kimsenin girmesine olanak tanınmamıştı.
.
Konvoya katılmak isteyen binlerce kişi ise, bir türlü bitmeyen kafilenin sonunu beklemek için kaldırımlarda sabırsızlıkla bekliyorlardı. Ben de durup bekledim ve geçenlerin sloganlarına alkışla karşılık vermeye başladım diğer herkes gibi.
.
Çok büyük iki pankart taşıyan kortejin son grupları göründüğünde iki yandaki dükkânların camlarını titreten yüksek tempolu iki slogan işitmeye başladık. Herkes bir ağızdan “Yaşasın Arjantin, Kahrolsun İngiltere” anlamına gelen “Long live Argentina, Down with England!” diye bağırıyordu.
.
Bu, cesur ve dinamik grup önümüzden geçerken baktım hepsi Arjantinli ve Hispanik kökenli çocuklar, gençler, yaşlılar... Belki bazıları Britanya pasaportuna sahipti; ama belli ki İspanya’dan ve Güney Amerika’dan turist olarak gelmiş olanlar çoğunluktaydı.
.
Beni bu slogandan çok daha fazla hayrete düşüren şeyse; bir kavga çıkacak endişesine kapılmak üzereyken, sağımdaki solumdaki yüzlerce İngiliz’in onları alkışlaması idi! Hayalini bile hiç kuramamış olduğum bu sahne karşısında tüylerim diken diken olmuş, hayretten bilincim kararacak noktaya gelmişti!.. Kocaman kocaman damla damla yaşlar yüzüme-genzime boşalmaya başladı! Böğür böğür ağlıyor, avuç içlerim alkıştan sızlıyordu. Yanımdaki bayan hâlime şaşmış olacak ki, “İyi misin? = Are you all right?” diye sormak zorunda kaldı.
.
O anda bir şey diyemedim kadına; çünkü gözümün önüne başkent Ankara gelmiş, 1980 darbesini yapan Kenan Evren “Kızlarla erkeklerin el ele dolaşmaları yasağı”nı ilan etmişti. Ona, “Bizde bu demokrasi anlayışının yarısının olması için canımı seve seve verirdim!” diyemedim, nutkum tutulmuştu.
.
Bu sahneden öyle etkilenmiştim ki konvoya katılmaktan vazgeçip arka sokaklardan birine daldım, oturup düşünecek bir yer aradım. Bir sandviç dükkânında oturacak bir tabure bulduğumda gözümün önüne ilk gelen yer Ankara Kızılay Meydanı oldu.
.
Baktım Türk savaş gemileri Ege’ye açılmış, Yunanistan’a doğru ilerliyorlar. Türkiye’deki savaş karşıtı tüm Yunanlılar da Kızılay Meydanı’nda toplanmış, ellerinde “Kahrolsun Türkiye, Yaşasın Yunanistan” yazılı devasa pankartlar taşıyor ve bu sloganı bağıra bağıra Meclis’e doğru yürüyorlar! (???)
.
Arife tarif gerekmez; Ankara'daki halkın olası tepkisinin şiddetini bugünkü Türk demokrasisinin içinde bulunduğu acınası duruma bakarak siz düşleyin artık!
.
.
.
.
.
.
.
Günün Sözü: Körler ülkesinde tek gözlü adam kral olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Darısı başımıza" diyelim mi? Belki bir gün bizde de benzer manzaralar yaşanır, alkışlar gözyaşlarıyla taçlandırılır. Sevgilerimle

Nilgün Akad 
 08.03.2010 0:58
Cevap :
Darısı başımıza... İşte bu atasözü dahi bizi hep bizdeki gücü başkalarından beklemeyi öğretmiş... Hep bir "baba", bir lider, bir üstün/aşkın güç arayışı içinde olmuşuz (söz meclisten dışarı). Kendi gücümüze inanmamız ve onu kullanmayı öğrenmemiz dileğimle, teşekkürle... MS  08.03.2010 16:57
 

Yıllardır geriye dönüp baktığımda değil bir arpa boyu yol almak hızla geriye doğru bir gidiş var ve kel başa şimşir tarak sevgiler

Şennur Köseli 
 07.03.2010 18:32
Cevap :
Teşekkür ederim katkınız için Şennur Hanım, selamla, sevgiyle... Ayrıca, sizin gibi erdemleri ve duyarlı yürekleri ile tanıdığım kadınlar başta olmak üzere, dünyadaki tüm kadınların her yerde kutlanan bu özel gününü tebrik ediyor, sosyal ve hukuksal eşitlik çabalarını destekliyorum...  08.03.2010 16:43
 

Sevgili,saygıdeğer dost;son yazdığınız söz bir başyapıt,her şeyin özeti. Batıya körükörüne özenen insanlarımız, biraz olsun onların demorasi anlayışını ve sistemlerini örnek alabilseydi bugün hiç olmazsa D harfinde olabilirlerdi. Akan yaşlarınızda içimizde sel olmazdı. En kötüsüde yıllar yılı ümitlerin giderek ters yöne gitmesi. Sağolun,varolun

Cansın erol 
 04.03.2010 18:21
Cevap :
Kurtuluş Savaşı verdik; ama demokrasimiz için bir savaş vermedik ki değerini bilelim, ne olduğunu anlayıp onu koruyup geliştirelim Cansın Hanım, değil mi? Galiba 20. yy başında ödememiz gereken bedelleri, 21. yy başında ödemek üzereyiz. Ve daha birkaç kuşak bu bedelleri ödeyecek mutlaka... O zaman demokrasi gelir; ama bu kez de dünyadaki geçerli sistem bambaşka bir kimliğe bürünmüş olur diye korkuyorum. Yani 22. yüzyıla kalabilir bizim demokratik bir toplum olabilmemiz. Esin ve güç verdiniz. Selamla, sevgiyle, derin saygıyla...  04.03.2010 21:13
 

"Speakers Corner" de sizi gözyaşlarına boğan, utkunuzun tutulmasına sebep olan ve Ankara Kızılay Meydan'ına götüren manzara, içimizdeki demokrasi özlemini açığa çıkaran vurucu bir yaşantı örneği. Savaşların yıkıcılığına karşı milliyetler, ırklar, dinler ve siyaset v.s ötesi, düşünmeyi, insan odaklı hissetmeyi, barıştan yana olmayı öğrenmeye çok ihtiyacımız var gerçekten de. Değerli bir eylemin değerli olmadığı sanıldığında sürekli bir değersizleşme, insanlıktan uzaklaşma ve haksızlık etme yaşantısı hüküm sürüyor toplumlarda. "Körler ülkesinde tek gözlüler kral mı oluyor; yoksa gören gözlere mil mi çekiliyor?"diye de bir ikileme düştüm doğrusu o cümleyi sizin kastetdiğiniz anlamdan soyutladığımda. Çünkü kişiler arası ilişkilerden toplumsal paradigmalarımıza dek, farklı olanı ille de kendimize benzemeye zorlamaya öyle yatkınız ki... (ötekileştirmeden söz ediyorum.) Bu da ayrı bir demokrasi sorunu tabi... Teşekkür ediyorum, insan odaklı düşünen ve hisseden duyarlı kaleminize. Saygılar,

Yaz Hamra Aydemir 
 03.03.2010 15:23
Cevap :
Ben de çok teşekkür ederim Sayın Okutgen. Evet haklısınız; gözlerimize mil çelilmesidir bizi körelten ve tekgözlüleri kral yaptıran, değil mi?! Derin saygıyla, selamla...  04.03.2010 12:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 3492
Toplam mesaj
: 296
Ort. okunma sayısı
: 2795
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster