Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
164
 

Tek kanatlı “aydın”lar

Tek kanatlı “aydın”lar
 

Aydın kelimesi, daima sıcak gelmiştir bana. İçinde aydınlığı barındırdığı için; okumayı, yazmayı, eğitimi hatırlattığı için olsa gerek!  Ne var ki; günümüzde bu kelimenin içi fazlasıyla boş! Kendisini “aydın” olarak tanımladığımız, o sıfatı yakıştırdığımız kişilerin, bu kavramın içini dolduramadıklarını görmek, üzüyor beni...

Kimi en temel varlık değerlerine sırtını dönmüş, “öz”ünden kopuk, neyi reddettiğini bile bilmeyen sözde aydınlar kadar; bilime sırtını dönmüş, neye inandığının farkında olmayan, kendi algıları ile yarattığı “put”larının kölesi olmuş, onlarca sözde “aydın” var ortalıkta. Aralarında hiç fark göremiyorum!

Gazete ya da dergi köşelerinde yazılarını okuduğumuz, sayfalar dolusu kitaplar yazan, adına “aydın” denen kişilerin iyilik, güzellik ve sevgi adına fikirler üretmesi beklenirken; önyargılarının, kin ve nefretlerinin ürünü olan “fikirleri” ile toplumu zehirlediğine, hatta kışkırttığına şahit oluyoruz.

İnsanlara ışık olması  beklenen “aydın” yapımız böyle olunca; hangisinin “temiz” ışık yaydığını anlayabilmek de güçleşiyor haliyle…

Fazla uzağa gitmeye gerek yok! Günümüzde daha da keskinleşen ayrımlar, bölünmeler, dini hassasiyetlerin siyasi çıkar aracı yapılıp değersizleştirilmeye çalışılması, insan hak ve hukukunun hiçe sayılması… daha neler, neler! Ülkemiz, bu durumun en çarpıcı örnekleriyle dolu.

Tüm bu olumsuzluklar; işin içinde, farkında olalım ya da olmayalım, aklımızı ve irademizi teslim ettiğimiz “birileri” olmadan hayat bulamaz. Aksi halde kitleleri, aklın ve vicdanın kabul etmediği yönde ikna etmek, nasıl mümkün olabilir ki?

İrademizi bir yerlere teslim edeceksek eğer o teslimiyet, önce kendi akıl ve vicdanımıza olmalı… Sonuçta önce herkes kendi iradesinden sorumludur.

Bugün en çok istismar edilen, bazılarının siyasi rant aracı olarak yıllardır kullandığı İslam; DNA’ sı çıkartılmış bir organizma gibi, tüm sevgi unsurlarıdan arındırılarak, korku ve şiddet dini haline dönüştürülmeye, daha doğrusu öyleymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ortaya çıkan, “uydurulan din" ise; akın ve bilimin verileri ile yargılanıyor... Yaratılışının mayasında sevgi olan, akıl sahibi insanoğlu,  oluşturulan bu "dinin" aslını gerçek kaynağından, yani Kur'an'dan öğrenme derdine düşmediği için de, ya korku ile kabule, ya da sorgusuz sualsiz reddetme noktasına geliyor. İşte insanlığa verilen en büyük zarar da bu noktada başlıyor kanaatimce. Bu zarar da en çok, “aydın”larımız eli ile veriliyor ne yazik ki!

Aydın denen kişinin,  aklını herkesten daha fazla işletebilmesi beklenir. Herkesin düştüğü tuzaklara  düşen kişinin, sıradan insanlardan ne farkı kalır?

Ne yazık ki bugün “aydın”larımız; içindeki sevgi unsurları yok edilmiş;  gelenekler ve kulaktan dolma bilgilerle yeniden yapılandırılmış "gdo’ lu dine" gerçek İslam muamelesi yapmakta ve tümden uzak durmaktalar... Her türlü dini unsuru ve  kavramı, “entellektüel aydın” kimliklerine zarar verecek birer tehdit olarak algıladıkları için, gerçeğini sahtesinden ayırt edebilecek çabayı da göstermeyip, başta zararın büyüğünü kendilerine vermekteler.

Tek kanatlı kuş, uçamaz! Tıpkı, tek gözü kapalı bir kişinin, iki gözü de açık olan kişiyle bir olmayacağı gibi… O yüzden; sürekli şikayet edip durduğumuz, İslam’ı kullanıp siyasi ya da maddi çıkar elde etmeye çalışan “güçlerle”, İslam’dan uzak durarak mücadele etme şansımız yok!

Dini inanç, muhakkak ki kişisel özgürlük sınırları içindeki bir konudur. Neye inanıp neye inanmayacağına, kişi kendi özgür iradesiyle karar verir. Ama unutulmaması gereken nokta şu ki; inancınız ne olursa olsun, birilerinin insanları aldatma aracı olarak kullandıkları İslam’ı doğru kaynağından öğrenmeden, bu tezgahı bozma şansımız da yok!

Savaşımızı ne ile verdiğimizi iyi bilmeli, ona göre safımızı belirlemeliyiz.

Şunu unutmamak lazım; inancım o ki, ortada bir sıkıntı varsa, bir yerlerde hata yapıyoruz demektir! O hata da; tabi ki sadece aydınlarımızın değil… Ancak; aklını işletebilen, farkındalığı yüksek, eğitimden nasiplenmiş bireylerin, bu işteki çabasının daha farklı olması gerektiğini düşünüyorum.

İnsanlar sadece ve sadece, uyarıcı olabilirler!

Aklını işletebilen, etiketli ya da etiketsiz gerçek aydınlara, bu da benim uyarım olsun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 253
Kayıt tarihi
: 11.11.14
 
 

1968 İstanbul doğumluyum. İÜ.İkt.Fak.’den mezun oldum. Bir holding bünyesinde; bütçe, finans ve p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster