Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
138
 

Tek Tip İnsan Projesinde Sona Doğru; Türkiye'den Manzaralar

Tek Tip İnsan Projesinde Sona Doğru; Türkiye'den Manzaralar
 

Toplumsal değişimlerde bir anda sert dönüşler sağlanması öyle kolayca yapılabilecek bir şey değildir. Değişimler ya sert dönüşümlerle yapılan değişiklikler hatta devrim niteliğinde de olsa halkın bir anda davranışlarını değiştirmesi beklenemez. Hak peygamberler bile insanların geçmişten getirmiş oldukları birçok alışkanlıklarını değiştirmekte zorlanmışlardır. Hatta binlerce yıl sonra dinin içine ilave ettikleri geçmişten getirdikleri inanışlarını dinlerinin içine katmış, hatta çoğu zaman geçmişin alışkanlıkları dinin dahi önüne geçmiştir. Bu paragrafı okuyan, dikkatle okuyan birçok kişi olursa şayet toplumumuzun geçmişten gelen bir sürü batıl inançla birlikte yaşadığı ve bu inanışlarını bir şekilde hayatlarına monte ettikleri ve İslami bir kimliğe büründürdükleri geçmişten gelen alışkanlıklarını İslami bir inanç şekli olduğuna inanmakta ve taviz vermeye yanaşmamaktadırlar. “Ölü yemeği” buna örnek olarak verilebilir ve Anadolu’da Şaman geleneğinden gelen daha birçok alışkanlık ve adetler pekâlâ toplumda yaşatılmaktadır.

Bazı toplumbilimciler toplum yaşayan değişen ve evirilen, sürekli değişim geçiren bir organizmadır derken, değişimi sağlamak üzere bir düşünsel alt yapı monte etme adına bu fikri ortaya atarlar yoksa gerçekten mi öyledir bilinmez. Toplumlarda eskiden değişiklik yapmak şimdiye nazaran oldukça zordu, Hz. Musa Peygamber olarak geldiği toplumda bir süre önce kendine inanan,  iman eden kişilerin çok kısa bir zaman sonra bir altın buzağı yapıp ona tapmaları, Ortadoğu’da var olan ancak günümüzde ne kadar da saçmaymış gibi gelen köle ve cariye anlayışının yapısını bir anda değiştirmediğini, yumuşattığını ve azad edilme şartlarını kolaylaştırdığı, cariye ve kölelere umut olurken, bir anda kaldırıp yasaklamamış olması hakkında söylenecek çok şeyler elbette vardır ki; yazılanlar pekâlâ muhalefetle karşılaşabilir ki; Türklerin yüzyıllarca Araplara köle olması hatta söz konusu kölelerin zamanla organize olarak yönetimi ele geçirmeleri duyulmamış hadiselerden değildir ki; Memluküler kölemenleri temsil etmesi bakımından iyi bir örnek teşkil eder. Hani şu, Yavuz Sultan Selim Han’ın Ridaniye Savaşında mağlup ederek varlığına son verdiği devlet var ya söz konusu devlet Türk kölelerin kurmuş olduğu bir devlet olarak tarihteki en net örnekti. Türk erkekleri köle asker olarak orduda görev yapar, cepheden cepheye savaşırken Türk genç kadınları ne yapıyordu diye düşünenler elbette vardır. Cevabı o kadar da zor olmamalıdır.

Dinimizin de kabul ettiği gibi savaşların en çetininin daima insanın kendi nefsi ile yaptığı savaş olduğu kabul edilmiş ve söz konusu savaş günümüzün dahi en çetin savaşıdır ve bizler söz konusu savaşı kazanmadan kazandığımız hemen hiçbir şeyin baki olmadığını biliriz ve inanırız ama hemen her zaman da yine yeniden nefsimize mağlup oluruz. Allah insanlarımıza, toplumumuzun her bireyine önce kendi nefsini yenme gücü versin. Şüphesiz nefsine galip gelenlere hiçbir düşman galip gelemez.

Günümüzde onlarca teknolojinin şüphesiz insanlara yaptığı değişimi şu ana kadar hemen hiçbir güç yapmayı başaramamıştır. Televizyon ve internetin başardığı tek dünya tüketimi anlamında bu kadar kısa sürede insanları aynı şeyleri içen, aynı şeyleri yiyen, aynı şeyleri giyen insanlara dönüştürse de yapılan dönüşümlerin dönüştürücüler tarafından tesadüfen yapıldığı söylenmez. Afrika’daki bir çölde içilen kola ile Kuzey Kutbuna yakın İskandinav ülkesinde içilen kola aynıdır ve çocukların hemen hepsi Cristiano Ronaldo hayranıdırlar. Kızlar bir zamanlar Brad Pitt seviyor, daha da önceleri Türkiye’de erkeklerin hayalini Hülya Avşar, Kadınların hayallerini belki de Cüneyt Arkın veya Kadir İnanır ya da Tarık Akan süslüyordu.

1950’lerden sonra dünyadaki hızlı değişimler 1980’li yıllardan sonra hız kazandı, televizyonun etkisi ile zirveye ulaşırken, internet ile tamamen zirveye ulaştı ve dünya dili, dini farklı insanları aynı şekilde yediren, aynı şekilde içiren,  aynı çamaşırları giyen (en azından iç çamaşırlar) aynı tüketimin parçası olan insanlara dönüştürdü ki Almanya’daki aynı yaştaki bir çocukla Türkiye’deki çocuğa aynı oyunları,  kaliteleri farklı dahi olsa aynı oyuncaklarla oynatıyor…

1923 yılında Cumhuriyetin ilan edilmesi ile söz konusu devrimlere direnç gösteren kişilerin torunları tüketim anlamında aynı marka son model arabalarla sokaklarda boy gösterirken, birisi ısrarla Köy Enstitüleri, diğeri Menderes, bir diğeri Çanakkale ruhundan bahsederken Çanakkale’de on beşlilere kan kusan İngiliz ve Fransız zırhlılarının adlarını taşıyan Irresistable, Bouvet, Elizabeth, Golva, Suffen, Bouvet, Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, İnflexible, Triumph, Albion, Vengeance, Swiftsure, Majestic, Price George, Ocean, Cornwallis,  Gaulois, Souffren, Charlemagne, Canopus, HMS Infleible, Swiftsure otellerden birinde farkında olmadan tatil bile yapabiliriz. Savaşın anısını İngiliz ve Fransızlar saygı ifadesi olarak gemilerle yaşatan ve söz konusu gemileri sırf daha fazla turist gelsin diye otellerine isim olarak seçtiklerinden bihaber yapılan tatillerin selfilerini gururla sunarız, eşimize dostumuza…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1121
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 206
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster