Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
866
 

Tek tip olsun, yönetmesi kolay olsun!

Tek tip olsun, yönetmesi kolay olsun!
 

gazetelerden


Mevsim yaz, aylardan Ramazan. Köy imamı, ikindi namazı öncesi cemaate va’z ediyor:

“<ı>Bugünkü va’zımızın mevzuu: Bir kuyuya sıçan düşerse, o kuyudan kaç kova su çekmek lazım gelir? Önce sıçanın vaziyetine bakmak gerekir; ölmüş mü, şişmiş mi, tüyleri dağılmış mı?”

Sonra bu sorulara, saatler süren açıklamalar getiriyor. Sıçan şişmiş ve tüyleri dağılmışsa şu kadar kova, şişmemiş ve tüyleri dağılmamışsa şu kadar kova su çekmek lâzım gelir... diye.

Vaazdan sonra cemaatten biri:
“İmam Efendi! Senin bu dediklerin eskidenmiş.” Diye laf atıp geçer.

Ertesi günkü va’zında İmam; “<ı>Boy Abdesti nasıl alınır? Zeker temizlerken nelere dikkat edilmesi lâzım gelir?” konusunu işler. Arada bir, imamlığın önemine vurgu yapar. Söz arasında; dediklerinin İslâm ahkâmı olduğu, bu hükümlerin, kâinatın sonuna kadar geçerli kalacağını ve “<ı>Ahkâmın eskisi, yenisi olmaz; ahkâm, ahkâmdır!” demeyi de ihmal etmez.

Va’z biter, aynı şahıs yine laf atar:
“<ı>İmam efendi! Senin bu dediklerin eskidenmiş.”

Üçüncüsünde, adamı kolundan tutup çevirir İmam:
“<ı>Doğru söylüyorsun; ne bu zaman o zaman, ne de bu cemaat o eski cemaat... Emin ol, bu imam da o eski imam değil. Ne yapalım ki;altmış küsur senedir hep sen konuştun, ben sustum. Şimdi... sadece, kaldığım yerden devam ediyorum.” Der.

Şunu demek istiyoruz...

Osmanlı yönetimine ve kurumlarına olan nefretimiz, Osmanlının yıkılması ve Cumhuriyetin kurulması ile sükûn bulmadı... Milleti Osmanlı’dan soğutalım derken eski-yeni ayrımında eskiye ait ne varsa; tarihimizi, tarihi şahsiyetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi, inanç sistemimizi, değerler sistemimizi... Milletin gözünün içine baka-baka hep karaladık ve aşağıladık.

Millete ait olanı aşağılarken Milleti de aşağıladığımızı, ya düşünmedik ya da kendimizi bu aşağılanmalardan soyutlama telaşında daha aşağılık bir yönteme; kendimizi inkâra yöneldik.

İyi-Kötü ayrımı yapmadan; ...eskiye ait ne varsa kötü, yeniye ait ne varsa iyi... anlayışını içselleştirdik. Bunun adına; icabında medenileşme-modernleşme, gerektiğinde demokrasi, işimize geldiği zaman da özgürlük dedik. Geçmişimizi inkar ederken, değerler sistemimizi, dolayısıyla kendimizi inkâr eder duruma geldik.

Oysa;

Türk’ün, tarih boyunca hep Cihanı yönetmeye talip olduğunu ve yönettiğini kimse idrak edemiyor. Çünkü buna, mangal gibi yürek ister.
Bakın tarihimize göreceksiniz; nice yürekli liderler yetiştirmiş bu Millet...

İslamiyet’in, kâinatı tümüyle ve ezelden ebede kadar kavrayan din olduğunu da kimse idrak edemiyor.
Bakın tarihimize göreceksiniz; Allah’tan ve kul hakkından korkan, insanları seven, onları Allah’ın birer emaneti olarak kabul eden, adaletten ödün vermeyen nice liderler yetiştirmiş bu Millet...

İnkârlar ve aşağılamalar sonucu ortaya çıkan boşlukta, şaşkın ve şuursuz... kim ve ne olduğumuz arayışında sendelerken, dalga, dalga üstümüze gelen kimlik telkin ve dayatmalarında boğulma noktasına geldik:

<ı>“Sen Türksün, Müslüman olman gerekmez!”
“<ı>Sen Müslümansın, Türk olman gerekmez!”
“<ı>Ben Türküm, sen de Türk olmalısın!”
“<ı>Ben Müslüman’ım sen de Müslüman olmalısın!”
“<ı>Ben Türküm ve Müslüman’ım. Sen de Türk ve Müslüman olmalısın!”

Elbette dayatmalar sonuç verecekti...

“<ı>Ben Türküm, Müslüman değil!”
“<ı>Ben Müslüman’ım, Türk değil!”
“<ı>Ben Türk de değilim, Müslüman da!”

Ne yazıktır ki;

<ı>Önce İnsan Olmak... hiç aklımıza gelmiyor.

Sonra da...

Tek tip insan yaratmaya yönelik telkin ve dayatmalarımızın bir başka ürünü... itilmiş ve kakılmış; canı, ciğeri yanmış şu zavallı kadıncağızın sözlerine şaşırmış gibi yapıyoruz...

O kadıncağızın tarih, millet, insanlık ve kadınlık şuuru yetersizliklerindeki sorumluluğumuzu inkâr telaşında; O’na reva gördüklerimizin sıkılmazlığında halâ O’nu aşağılama kıytırık lığına giriyoruz.

Bu gibi hicap ve ızdırap verici yaklaşımlardan vazgeçmeliyiz.

Özellikle;

Kendine ve Millete güvensizliğin, adaletten yoksunluğun, cesaretsizliğin, beceriksizliğin... kısaca liyakatsizliğin;

Tek tip (!) olsun; yönetmesi kolay olsun... tercihinden artık vazgeçmeliyiz.

Bekir Ali

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaç gündür, vicdanımı sürekli rahatsız eden bir konuda özür dilemek istiyorum... Sayın Ali Kaya’nın yorumuna verdiğim cevap; fevri, duygusal ve çok yanlıştı. Fevkalâde üzgünüm. Bu gibi fevri cevap, bir daha asla tekrarlanmayacaktır. Başta Sayın Ali Kaya kardeşim olmak üzere, tüm okuyucularımızdan ve Milletimizden özürlerimin kabulünü arz ederim. Bekir Ali.

Kaliteli Yaşam 
 18.06.2008 12:33
 

Değerli Kardeşim, hem dünyada hem de bizde insanları tek tipleştirmek, çağımızın bir hastalığıdır. Bu hastalığın sebebi de; yöneten erkin, yönettiği toplumu sürüleştirmek istemesidir. Osmanlı padişahlarının, “Reaya bir sürüdür; biz de, onların çobanıyız” demelerinden daha katmerlidir, bu yanlış. Ne var ki yanlış, başarısızlığını ne geçmişe ne de geleceğe yüklememelidir. Gelecek sadece başarısızları eler, yenilere yol açar. Beşeri sistemlerin kalıcılığı; gerek bireyler arasında, gerekse birey ile devlet arasında ortaya koyacağı adalet, özgürlük ve hakkaniyet değerleri ile mümkündür. Bu da yetmez, bazen bu güzel değerleri ortadan kaldırarak, toplumları sömürmek isteyenlere karşı da; onlardan daha güçlü, kuvvetli ve basiretli olmak gerekecektir. Bu konuda, devletlerin ve toplumların zamana yenik düştüklerini, tarihin ortak aklı bize göstermektedir. Özetle; tek tipleştirme yanlışını düzeltmenin yolu, bireyin kendini özgürleştirmesinden geçer. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 18.06.2008 2:31
Cevap :
Konuya yaptığınız açıklıyacı katkınızdan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum, Değerli Hocam. Baki selam ve saygılarımla.  18.06.2008 12:42
 

Değerli Kaliteli yaşam, bilinmesine rağmen bazı konuların tekrar açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Bu konuda yorum yazacakların; temel bir insan hakkı olan ifade özgürlüğünün ne olduğunu öğrenmesinde fayda vardır. /Özellikle de ülkemizde ne anlama geldiğini/ “MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz." /Ancak devam eden maddeler ve ekleride dokunmalıdır/ “İfade özgürlüğü'ne bağlı olarak basın özgürlüğü'nde Türkiye; Reporters Without Borders'ın raporuna göre; Dünya'da basın özgürlüğü'ünde 168 ülke arasında Nikaragua, Katar, Tanzanya, ve Zambiya gibi ülkelerin ardında 98'inciliği Fildişi Sahili ve Butan ile paylaşmaktadır. Vikipedi” Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 14.06.2008 9:16
Cevap :
Özellikle, 26’ıncı Maddeye 3.10.2001 tarihinde ilave edilen fevkalade esnek “Ek İbare”; Avukatlığın ekmek kapısı... Değerli katkın için çok teşekkürler, Değerli Dostum.  14.06.2008 22:23
 

Yazınızı okurken ,ayetlerin nedenlerini bir kez daha anladım .Kuranda bir çok yerde ,"Onlara gelin iman edin (adem olun insan olarak tekamül edin ve kul hakkı yemeyin ,birbirinizi aldatacak yerde ,inanın ve güvenin vb olarak algıladığımda)dendiğinde ,onlar bunlar Esatir-üş evveliyn dediler.(bunlar eskilerin masalları)Ve devamla başka bir ayet de ise bu kez "Onlara gelin iman edin dendiğinde,"hayır biz atalarımızı bu yol üzre bulduk dediler.Atalarınız ,sapkın olsa da mı .....diye devam eder .Buna göre geçmişe bakmak hem iyi hem kötü oluyor.İki sunumda da bir bakışta ,geçmişten ibret alarak geleceğe iyi yansıtabilmek ,diğerinde ise körü körüne değerlendirmeden bağlı kalmak.Şartlar gelecek geçmiş olduğunda olımlu ise sürdürülmeli bence ,tek tip olarak evet Tek olan Allahın yarattığı insanı naslardan kemalata götürebilmek ve erdemli olabilmek ve bireysellikten bu şekilde topluma ulaşabilmek ve aynı bir elin parmakları gibi farklı ama tek koldan çıkabilmek .Bana böyle yansıdınız.Teşekkürle

ütopik 
 14.06.2008 6:18
Cevap :
Hoş geldin Değerli ütopik. Nezih ve nayif üslûbun ile sesini tekrar duymak ve işitmek çok güzel.  15.06.2008 11:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 893
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster