Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
192
 

Tek tiplilik(!)

İnsanların insanlara yaptığını, başka hiçbir canlı kendisine yapmamıştır. İnsanların; yine hemcinsleri üzerinden nemalanmak istemesi, onları birtakım sıfatlara tâbi tutmasında hasisçe yeşeren kötü hisler olsa gerek.

Karalamak ve üstünü çizmek, en kolay yoldur. Anlama ve konuşma ise, hiçbir zaman tercih edilmez. Varsa yoksa, en kolay yoldan birbirinin üzerine çamur atmak yeğlenir.

*  *  *  *  *

Konuşmak ve diyalog kurmanın esasında varolan problemin çözüm aşamasında, çözüme götürecek emareleri de kapsadığı görülmek istenmez.

İnsanlar arasındaki ihtilaflar, her toplumda ve coğrafyada vardır. Ve bunlar, farklı saik ve gereçeklerle, farklı yüzleri ile toplumları test ederler. 20.yy. ve 21.yy. bilgi ve bilgi teknolojilerine dayalı iletişim araçlarının tavan yaptığı bir dönem olsa da, her zaman diyalog ya da orta yol aranması gözardı edilir.

*  *  *  *  *

Daima bir kesim doğruyu biliyordur. Ve ortada bir sorun varsa, onu da en iyi egemen olan siyasî iktidar çözebilir. Hâlbuki, bu durum, demokrasi ile yönetildiklerini iddia eden toplumlarda da, kendini gösterir. Güya çokseslilik ve katılımcılık vardır.

Görünürde, parlamento ve parlamenterler halkın görüş ve taleplerini, en azından demokratik ahlâk ve kültür çerçevesinde anlatmaya çalışırlar.

*  *  *  *  *

Sivil diktatörlüğü, militarist diktatörlükten ayıran yanı, görünürde, siyasi partilerin, işleyen bir meclisin ve aktif olarak varolan siyasal aktör ve sivil toplum kuruluşlarının mevcudiyetidir.

Ama, burada da, başka sakil bir durum ortaya çıkar: O da, siyasi partilerin, liderlerinin sultası altında, biat kültürünü pekiştirmeleridir.

Bugün hangi alanda olursa olsun; her ne kadar geçmiş toplumlara göre, daha gelişmiş bir toplumsal düzende yaşıyor isek de, hâlâ geleneksel toplumun özelliklerini üzerimizden atamamaktayız.

*  *  *  *  *

Her şeyde olduğu gibi, kolaycılık yaşamın en vazgeçilmezidir. Siyasi bir konu gündeme gelsin, neyin ne olduğu belli olmadan etraflıca her şey ortaya çıkarılmadan, yaftalama işlemine başlarız.

Her şeyden önce, ne kendimize, ne de karşımızdakine saygımız vardır. Diğerlerinin fikirleri ya da yaratıları, bizim için sadece teferruattan başka bir şey değildir.

*  *  *  *  *

Sözde, demokrasiye inanırız. Yine, katılımcı ve çoğulcu demokrasiden dem vururuz. Ama gel gör ki, iş fiilî alana geldiğinde, bencillik ve hırsımızın tutsağı olarak tek taraflı düşünür ve davranırız.

Modern toplumları, ilkel toplumlardan ayıran en önemli özellikler arasında; iktisadi ve siyasi alanın yaratılmış olmasıdır. Bu iki alanın bir bilim olarak ele alınması ve elde edilen ampirik sonuçların kanun olarak addedilmesidir. Modern toplumlarda, belirli bir disiplin ve süreklilik vardır.

*  *  *  *  *

Üretilen değer ve fazlasının stoklanması ya da salt tüketilmesinden ziyade, paylaşılması, dağıtılması, yaygınlaştırılması, daha fazla üzerinde çalışılarak yenilenmesi, modern toplumun evrim süreçlerinin motor güçleridir.

Hiçbir zaman, tekyanlılık, tekseslilik, her şeyi ben bilirim ukalalığı, diyalog ve müzakere yollarının kapatılması, çözümün tek seçenek hâlinde insanlara dayatılması, yine hiçbir zaman insanlığa, mutluluk ya da saadet getirmemiştir.

*  *  *  *  *

Bu meyanda, sivil diktatörler bile, iktidarı ele geçirinceye kadar olan slogan ve propagandalarında çokseslilik kisvesi altında, biat etmeyi aşılayan bir düstur izlemişlerdir. Ama, tarih, bu durumları hep not etmiştir: Diktatörün hem kendisinin hem de dünyanın felaketi olduğunu… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 689
Toplam yorum
: 134
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 81
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster