Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
349
 

Tek yol eğitim!

Tek yol eğitim!
 

<ı>George Orwell <ı>‘1984’ adlı romanında, <ı>Thomas De Koninck’in de deyimiyle <ı>‘hayran olunacak’ şu tespitte bulunur:

<ı>‘Yönetmek ve yönetmeyi sürdürmek isteniyorsa, gerçekliğin anlamını dağıtacak yetenekte olunmalıdır.’

Ben, AKP’nin iktidarda kalabilme başarısını en çok bu cümlede anlamlandırırım.

İlk olarak bundan beş yıl önce 17 Aralık’ta bu ülkenin yurtseverleri ‘Türkiye’nin kaderi Avrupa’ya terkedilmiştir’ derken, ‘hadi ordan biz Avrupa Birliği’ne girdik, kutlu olsun!’ dercesine gündüz vakti Kızılay’da AKP’nin düzenlediği havai fişek gösterisini izlerken düşünmüştüm bu cümleyi...

O gün <ı>‘gerçekliğin anlamı’nın nasıl dağıtıldığını bugün –<ı>beş yıl sonra- AB ile ilişkilerimizden anlamak zor olmasa gerek...

Sonra?

Sonra, akıl ve bilimi hep ön planda tutmak üzere yola çıkmış bir ülke, iktidar eliyle günden güne gerici Arap kültürüne teslim edilirken; aynı iktidarın temsilcilerinin sabah akşam, <ı>‘biz Atatürk’ün muasır medeniyetlerin üzerine çıkma hedefini gerçekleştiriyoruz’ dediklerini duyduğumda...

Anayasa Mahkemesi tarafından, <ı>‘laiklik karşıtı odak’ olduğu tespit edilen bir partinin, kendini <ı>‘laikliğin teminatı’ olarak sunmaya kalkmasında...

Ekonomik krizin en çok etkilediği ülkelerden biri olan Türkiye’de, ülke Başbakan’ının çıkıp, <ı>‘kriz bizi teğet geçecek’ demesinde...

Cari açık artar, ithalat başını alıp giderken, iktidarın, ihracat rakamları üzerinden kendini nasıl akladığını izlediğimde...

(<ı>Tefe, tüfe hesaplarına hiç değinmiyorum...)

Sonra?

Ülkenin Atatürkçü aydınları, adı karanlık adamlarla yanyana getirilip hapse atılarak, muhalefet susturulup, baskı altına alınırken; birilerinin <ı>‘darbeye karşı mücadele eden demokratik iktidar’ pozları takınmasında..

Var gücüyle kadrolaşan bir hükümet, <ı>‘liyakat esası’ndan bahsettiğinde...

İmamdan öğretmen, vali, savcı yapmak için katsayılarla oynanırken, <ı>‘meslek liselerinin önünü açıyoruz’ dendiğinde... <ı>(ki Türkiye’de meslek liselerinin %82’sini İmam Hatip Liseleri oluşturur.)

Sonra?

Fakir fukara vatandaşın, bu halinden faydalanıp oyunu satın almak için bulgur, makarna, yer yer çekyat, buzdolabı dağıtıp, tüm bu sadaka kültürü <ı>‘sosyal devletin gereği’ymiş gibi sunulduğunda...

Her konuşması hamaset içeren bir Başbakan’ın, her konuşmasında <ı>‘bizim hamasetle işimiz olmaaaazz’ dediğini duyduğumda...

<ı>İnsanlığa karşı suç işlemekten ötürü tutuklanma korkusuyla ülkesini terkedemeyen El Beşir’le elele, kolkola olanlar, ona toz kondurmayanlar, Davos’ta İsrail’e <ı>insan hakları dersi vermeye kalktığında...

Örnekleri sabaha dek çoğaltabiliriz ama gelin son günlerin gümdem konusuyla bitirelim...

ABD’nin, Avrupa’nın yol göstericiliğinde teröre taviz verilir, terörist aklanır, ülke etnisitelerin tartışıldığı bir ırk sempozyumuna çevrilirken; AKP ve AKP şakşakçılarının süreci <ı>‘Demokratik Açılım’, <ı>‘Milli Birlik Projesi’, <ı>‘Kürt Açılımı’ gibi adlarla paketlemeye çalışmasında; <ı>‘Bu sorunu çözdüğümüzü bir düşünün’, <ı>‘Bu problemden kurtulursak uçarız!’ diye halka hayal satılmasında...

Hep ama hep, <ı>Orwell’in sözünü anımsarım: <ı>‘Yönetmek ve yönetmeyi sürdürmek isteniyorsa, gerçekliğin anlamını dağıtacak yetenekte olunmalıdır.’

Son yedi yıllık siyasi tarihimizin özeti sayılabilecek bir cümle değil mi?...

Ve düşünürüm: AKP, Türkiye’de değil de başka bir ülkede iktidara gelmiş olsa ‘gerçekliğin kontrolü’nü bu denli elinde tutabilir miydi? Olayları bu denli kendi çıkarınca yorumlayarak halka sunabilir miydi? Bunca yıl iktidarda kalabilir miydi?

Ben inanmıyorum.

Peki bunun sebebi ne?

Aslında sebep biraz önce değindiğimiz iki kelimede gizli: <ı>‘Gerçekliğin kontrolü’

Bireyin salt gerçek ile kendisine sunulan gerçek arasındaki farkı ayırdedebilme yetisi, o bireyin aldığı eğitimle doğru orantılıdır. Eğitim seviyesi <ı>(ki burda laik ve bilimsel bir eğitimden bahsediyorum şüphesiz) yüksek olan ülkelerde istediğiniz kadar uğraşın gerçek en yalın haliyle ortaya çıkar, kişi özgür aklı ile olayları tartar, değerlendirir, yorumlar ve o olaylara dair bir fikir geliştirir. Bizimki gibi, dünyanın en kısa eğitim süresine sahip ülkelerinde ise gerçekler, iktidarların elindeki bir oyun hamurundan farksızdır. Nasıl isterlerse öyle sunacaklardır halka. Ve bir kez gerçeklik kontrol altına alındıktan sonra, en çok sesi çıkanın, popülizmi en iyi kullananın, maneviyata en çok dokunanın, en çok sadaka dağıtanın egemen olduğu bir siyasal iklim ortaya çıkar.

Demokrasinin maymuna çevrilmesidir bu. Ve tam da Türkiye’de olan bitene karşılık gelir bu tanım.

İşte, böylelikle iktidardadır AKP yedi yıldır.

Onun yaşam alanıdır bu iklim.

Bu yüzden yıllardır zaten geri olan eğitim sistemimiz daha da geri götürülmekte, bilimden, akılcı düşünceden uzaklaştırılmaktadır.

Halk aydınlanmasın, iktidarı sorgulayacak bilinç düzeyine ulaşmasın diye…

<ı>‘Gerçekliğin kontrolü’ hep onlarda kalsın diye…

Bu yüzden, Tübitak’ın Darwin sayısı sansürlenir, Latife Hanım çarşafa girer ders kitaplarında...

Bu yüzden, abdest suyunun kansızlığa iyi geldiği yazar ilköğretim çağındaki çocuklara önerilen okumalarda; din kitaplarında <ı>‘tarikat’ tanımı baştan yapılır, inkılap tarihi kitabında <ı>‘irtica’.

Ve bu yüzden, ülkenin aydınlık öğretmenleri isyan edecek noktaya getirildi, <ı>‘AKP iktidarı süresince ders kitaplarında ne kadar bilimsel bilgi varsa günden güne değiştirildi, makaslandı’ diye.

Ve işte bu yüzden, Kadiri şeyhinin cenaze töreninde AKP’li Belediye Başkanları’nı, Bakanları görebilirsiniz; İsmailağa cemaatinin imamının cenazesinde AKP’li Belediye Başkanı görebilirsiniz; Zaman gazetesinde, Samanyolu televizyonunda, Faisal Finans’ta yöneticilik yapmış Sabahattin Zaim’in cenazesinde Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı’nı görebilirsiniz...

Ama ülkenin yoksul çocuklarının laik ve bilimsel bir eğitim alabilmesi için ömrünü harcamış Türkan Saylan’ın cenazesinde bir tane AKP’li göremezsiniz...

Cehaleti sömürerek varolanlar, en çok eğitimden, özgür akıldan korkar, nefret ederler çünkü...

Çünkü o zaman <ı>‘gerçekliğin anlamı’ dağılmaz olur...

Halk <ı>‘sunulan’la yetinmez <ı>‘olan’ın farkına varır.

Uyanır...

...

Kimin işine gelir ki bu?

AKP’nin işine gelir mi?...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1780
Kayıt tarihi
: 06.05.07
 
 

Zonguldak’ta doğdu. On altı yaşından beri çeşitli yerel, bölgesel ve ulusal gazete-dergilerde, ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster