Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '07

 
Kategori
Teknoloji
Okunma Sayısı
433
 

Teknoloji ile gelen

Teknoloji ile gelen
 

Teknoloji ile Gelen Uygarlık; Teknoloji ile Giden Mutluluk.....

Bugünkü Hürriyet in ekinde okudum. 3G dönemi (mobil iletişim teknolojisinde 3.nesil) başlayacakmış .Batıda 5 –6 yıldır kullanılıyormuş. Artık cep telefonundan şöyle yararlanacakmışız.: Trafik berbat, cep telefonuyla belediye kameralarına bağlanıp en uygun yol alternatifini araştıracaksın. Ambulanstasınız hastanedeki prof. Siz yoldayken tedaviniz için gerekenleri (yapılabilecek) uygulatacak. Maç izleyemiyorsunuz, dışarıdasınız, her gol sonrası anında bağlanıp golü izleyebileceksiniz. Bunlar çok güzel de, -DE si var bu işin. Bu güzellikler insanoğluna sunulurken hangi doğal kaynaklarımız daha doğrusu hangi doğal yaşam haklarımız elimizden alınıyor .Kaç metreküp hava, su, toprak radyasyon artıkları ile doluyor. Hep söyleniyor ya domateslerde eski tadından eser yok, buzdolabında salatalıklar kendiliğinden büyüyor diye. Artık musluktan su içene pek rastlayamıyoruz. Yüzmek için temiz deniz bulmak büyük bir şans... Kısacası hava kirli, su kirli, toprak kirli dolayısıyla bunların arasında yaşamını sürdürmeye çalışan insan kirli...

Şöyle bir şey hayal edilse, insana sorsalar: otuz kırk yıl geriye gitsek, çamaşırınızı bulaşığınızı elde ve sabunla yıkasanız, şehir içinde gideceğin yere faytonla veya yürüyerek gitseniz ev telefonu ile haberleşseniz denilse..... Bunun karşılığında eski tadında hormonsuz yiyecek tüketecek, tertemiz hava soluyacaksın, korkmadan denize girebileceksin, denilse... Yani uygarlığın getirdiği artı değerleri elinin tersi ile itip , uygarlığın götürdüğü artı değerleri tercih edenler olur mu acaba?.. Elimizi vicdanımıza koyup doğru sorgulama yaparsak tabiî ki bir ilacın yan tesirine katlanıp, asıl amacı için kullandığımız gibi teknolojiyle gelen tercihimiz olacaktır. Hiçbirimiz bulaşığı, çamaşırı elde yıkamaya yanaşmayız artık... Cep telefonumuzdan vazgeçmekmi?.. Mümkün olsa bazıları aynı anda üç hattıda kullanacak. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Yani insanoğlu kendi sonunu kendi hazırlıyor kısacası. Bu gidişe dur demek olanaksız artık...

Dünyayı hep birlikte tüketiyoruz. Hiç olmazsa, nüfus artışını engelleyebilsek.. Belki gelecek kuşaklar da bu güzel gezegenin nimetlerinden yararlanabilir. Ne dersiniz? En fazla iki çocuk... O da bakabileceksen, maddi manevi yeterli olabileceğine inanıyorsan... Mutsuz, umutsuz kitleleri çoğaltmak; insanlık için yararlı, bilgili, donanımlı insanların önünü kesmek anlamına gelmiyor mu? Bazı ülkelerde çocuk olması için insanlar özendiriliyor, çeşitli olanaklar sunuluyormuş... Bizim gibi geri kalmış ülkelerde de bence “bakabileceğin kadar çocuk” sloganını yaygınlaştırıp, nüfus planlaması daha etkin yapılmalı.

İnsanlar birbirine “sen burada fazlasın” bakışıyla bakıyorlar adeta. Otobüste, dolmuşta, sokakta, alışveriş merkezlerinde, trafikte....

“Ben varım, ben.. sen yoksun” Neden?.. Çünkü pastanın dilimleri gittikçe küçülüyor. Herkes biraz daha fazla pay almak istiyor; hak etsin, etmesin...”Pasta” yı büyütmek olanaksız olduğuna göre hiç olmazsa daha da fazla çoğalmayalım. Aksi takdirde “pasta” yerine birbirimizi yemeye, tüketmeye daha korkunç boyutlarda devam edeceğiz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 768
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 1371
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster