Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
2415
 

Tekrar mülaki oluruz bezm-i ezelde/ Evvel giden ahbaba selam olsun erenler

Tekrar mülaki oluruz bezm-i ezelde/ Evvel giden ahbaba selam olsun erenler
 

Daha biz kimseye küsmemiş, Daha kimse ölmemişken, Eskidendi, çok eskiden.


Geç buldum

Çabuk kaybettim...

KUŞ KAYASI Turgut Erbek ve Sevgili SUZAN NERGİZ anısına

Artık ağlayabiliyorum biliyor musun?

Sevgili kardeşim, güzel arkadaşım, narçiçeğim… Hatta bu satırları, birazı içime birazı dışıma akan damlaların buğusunda yazıyorum sana.

Hani tam da geçen yıl bu zamanlarda yazdığım o ilk veda yazısında bir türlü ağlayamadığımdan bahsetmiştim sana… Hani demiştim ya; “Gerçek olamayacak kadar anlamsız geliyor, henüz ağlayamadım bu yüzden…”

Hani demiştim ya; “Kalbimde bir yer ısrarla reddediyor, her şeyi gerçek dışına itiyor, kaskatı bırakıyor beni. Gözyaşımı tutuyor…”

Hani demiştim ya; “Oysa yeterince acımazsa geçmez biliyorum. Ama acımaya başlamasına izin vermiyor kalbim kadar beynim de. Öyle kaskatı duruyorum…”

Ve hani demiştim ya; “Veda ne demek, özlemek ne demek… Acımak, yanmak, küllenmek, ölüm… Beynimde çalkalanmaktan anlamlarını yitirdi bu sözcükler…”

“Ve gerçek ne demek di..? Onu da postaladım anlamsızlar diyarına az önce. Fena halde geri dönecek ve canımı çok yakacak biliyorum. Ama belleğimde anlamını tekrar kazanana kadar kaskatıyım… Hala…” demiştim hani…

İşte o kelimelerin her biri hiç ummadığım anlarda, tek tek geri dönüverdiler belleğime narçiçeğim… Her biri kor ateşler gibi düşü düşüverdiler göğsümün ta içine. Belleğimden burnumun direğine indi sızıları, oradan kalbime yürüdü…

Ateşlerini söndürebilmek için ne çok gözyaşı gerekti bilsen... Bu ayrı kaldığımız bir yılda ne çok yutkundum, ne çok sızladım, ne zor küllendim bir bilsen…

Kaç gece MSN başında seni andık Emoşumla, gözyaşlarımızı birbirimizin üzerine salıp, ne yumruklar düğümledik boğazımızda…Cevabı sadece sende olan sorular içinde ne çok boğulduk... Bıraktığın boşluğa hiç kimseyi, hiçbir konuyu, hiçbir sohbeti koyamayıp ne çok özledik, ne çok andık seni...

Emel benden fena çıktı. Her defasında kabulleneceğim diye verdiği sözlerden dönmekten bir hal oldu. Ben daha tevekkül çıktım. Hayatı biraz daha olduğu gibi kabullenebiliyorum belki. Onun kadar isyankar değilim. O her zaman benden daha cesur ve dolayısıyla daha fazla isyankar.

Ben ölümü bir buluşma yeri diye düşündüğümden (kim bilir belki de sandığımdan) bu ömrün içinde seni tanımış olmaktan mutluyum ve bir gün herkesin buluşacağı o yerde tekrar birlikte olacağımız düşüncesi ve geçmiş güzel günlerimizin anısı ile avutuyorum kendimi… Bana ellerinle ördüğün o beyaz şalı sarınıyorum. Sıcacık oluyor içim sana sarılmış gibi… Ha bak birde ne yaptım biliyor musun? Akşamları bana MSN den "Dıldız deyzeeeeee... nerdesiiiin..." diye seslenirdin ya... Blogda adım artık Dıldız Deyze… Bayılıyorum bana yadigarın olan bu rumuzu kullanmaya.

Çok içim yandığı anlarda göz yaşımı salıveriyorum ateşin üzerine, biraz söner gibi oluyor. Her zaman küllerinden yeniden doğma potansiyeline sahip de olsa, gözyaşı geçici çözümler ve kısa teneffüsler yaratabiliyor yine de… Bir de güzel günlerimizi, ortak anılarımızı, her zaman gülen ve umut saçan o güzel yüzünü, ışık ışık maviş gözlerini düşünmek epey işe yarıyor.

Emelin hüznü ise dinecek gibi değil, gözyaşı körüklüyor onu, benim aksime. Ve ben hep bir gün, giden bütün sevdiklerimizle mülaki olacağımız o bezm-i ezeli hayal ediyorum…

Bugün öğrendim ki; gidişinin birinci yılı dolmaya birgün kala, senin hanımefendiliğin kadar beyefendi, senin sevecenliğin kadar muhterem, senin yazarlığın kadar yetenekli birini, sevgili yazarlarımızdan Kuşkayası’nı da göndermişiz buluşma yerine… Emr-i hak vaki olup bizler de yanınıza gelene dek, birbirinize iyi bakın olur mu güzel arkadaşım…?

Milliyet Blogdan buluşma yerine bizden önce giden bütün sevgili dostlara tanrıdan bol rahmet... Dıldız deyzeden de kucak dolusu sevgiler sana... Bizi nur içinde bekleyesiniz....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konu ölümse nutkum tutulur benim. Susar kalırım. Sıradan, basit bir baş sağlığı dilemek de içimden gelmez. Öyle işte, öyle susarım...

Emine Supçin 
 25.05.2011 11:18
Cevap :
Sözün bittiği yer orası zaten Emine Hanım... Bana da aynen öyle oluyor... Sevgi dolu selamlar...  25.05.2011 19:13
 

Sevgii Narçiçeği'nin adını yazarken nasıl olduysa harfleri savurmuşum. Çok üzüldüm. NERGİZ SUZAN ŞANLIALP diyecekken. Aynı işi TURGUT beyin soyadını yazarken de başarmışım mesajda. Buradan hatamı düzelteyim istedim. Turgut Erbek diye...IŞIKLAR İÇİNDE YATSINLAR..Sevgiler Dıldız

Ezgi Umut 
 31.01.2011 3:54
Cevap :
Onlar gönlümüzde... Harflerin bir önemi yok... Sevgiler  31.01.2011 22:53
 

Sevgili Dıldız, çok zor katlanmak ve kabullenmek çok zor. Başaramadım. . Ne kadar değişmek istesem de başaramadım. Çok erken gidişler bunlar. Sevgili Nergiz sanal alemden kazandığım ve sonra gerçekliğe dönüşen arkadaşlığını , sevgisini hiç unutmayacağım acısı her zaman yüreğimi dağlayan bir dostumdu, dostumuzdu. Kaybettik. Senin sözlerinle söylemeye çalışıyorum. Sevgili Nergiz Suzan Anlıalp'i tanıdığım için gurur duyuyorum. Ama o acı hala içimde. Kendimce onu anarken MB de Turgut Erbek KUŞKAYASI arkadaşımızı da yitirdiğimizi duymak beni sarstı. NARÇİÇEĞİMİZ nasıl bir dostluk timsali ise, KUŞKAYASI da bir beyefendiydi. Işıklar içinde yatsın, ailesine dostlarına sabır diliyorum. Gözyaşları içinde yazdığım ilk yorumum ekranda uzun süre donup kaldı. İyiki de gitmemiş dedim sonra. Bu yazıyı yazıp Nergiz'imizi andığın için sana gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.Işıklar içinde yatsınlar.

Ezgi Umut 
 30.01.2011 13:21
Cevap :
Bu son bir yıl içinde ne inanılmaz şeyler yaşadık ve göz yaşımız ne çok birbirine karıştı değil mi Emoşum? Elbette ki hayat böyle birşey; Sevgiler, birlikte yaşananlar, onları yakından tanımanın sevinci gururu bir yanda duracak, hüznümüz bir yanda. Hayat tek başına mutluk da değil, keder de... Her şeyin birlikte var olduğu ama bazen hüznün bazen sevincin ağır bastığı ama illa ki her ikisinden de daima bir parça barındıran bir tuhaf şey bu hayat. Ben Nergizi bana bıraktığı bütün güzel duygular ve hüzünle birlikte sarıp sarmalıyorum içimde. Bir fincan kahvenin ağızda bıraktığı o acımtrak ama bir yandan da doyumsuz olan tad gibi... Kuşkayası tanış olduğum biri değildi ama belli ki Nergiz kadar zarif, donanımlı ve iyi niyetli biriymiş. Bütün gidenlere rahmet olsun tanrıdan. Sevgilerimle sevgili arkadaşım...  30.01.2011 15:15
 

Anılar sarmalı akıtır gözyaşı. Şahsen tanımadığım halde, birkaç kilometre ötemde varlığını hissetmek, tanış kılıyordu. Narçiçeği adı geçtiğinde boğazım düğüm düğüm... İçten yazın gözyaşlarıma yol verdi. Kuşkayası'nın çektikleri ise ayrı bir üzüntü. İkisine de gani gani rahmet... Sanal ortamda böylesi yaşanırsa,el ele tutuşulan dostun kaybı neler çektirmez... Hayatın kanunu bu sevgili Dıldız teyze... Boynumuz kıldan ince... Kalemin daim, dostların çok olsun. Sağlıklı, uzun ömür dilerim.

Ayten Dirier 
 29.01.2011 12:45
Cevap :
İnce ve içten yorumunuza teşekkür ederim Ayten Hanım. Narçiçeği ile tanışmamız sanaldan olsa da gerçek hayatta da elele tutuştuk biz onunla. Hatta tedavisi için geldiği Ankara'da evimde ağırlamak bahtiyarlığına ulaştım. Onu sesiyle, cismiyle, sıcaklığıyla tanımak çok değerli birşeydi benim için. Birlikte olduğumuz 3-5 günlük zamanlara bile ne çok acılarımız ve sevinçlerimiz denk geldi. Çok fazla ortak yanımız vardı; Hemen hemen aynı yaşlardaki gençlere anne olmak, bu ülkede kadın olmak, üç beş satirlık da olsa elimiz kalem tutmak... Dediğiniz gibi bynumuz kıldan ince... Kavuşacağımız gün uzatacağız boynumuza hayatın kanununa zaten. Göz yaşınıza kıyamam sevgiyle ve sağlıcakla kalın  29.01.2011 14:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1120
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster