Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1085
 

Telef ettin beni telefon bankacılığı

Telef ettin beni telefon bankacılığı
 

www.vodasoft.com.tr adresinden alınmıştır.


Televizyon izlerken aniden altta üstte çıkan mesajlarla ilgili vazgeçemediğim bir takıntım var. Sanki hayatımın fırsatı o mesaj da gizli ve o mesajı es geçersem ilerde kafamı taşlara vurabilirmişim gibi anlamsız bir his kaplıyorum bedenimi.

Geçenlerde bu ani mesajlardan bir tanesini yine büyük bir heyecanla okudum ve hayatımın fırsatı olmasa da güzel bir fırsatın ayağıma geldiğini gördüm. Mesajda, cep telefonumdan bilmem kaça mesaj atarsam pegasus kart sahibi olabileceğim ve Dsmart Loca kanalındaki sinema filmlerini 3 ay ücretsiz izleyebileceğim yazıyordu. Sinemasever ve beleş sever bir vatandaş olarak hemen mesajı yolladım.

Ertesi gün telesekreter gibi konuşma eğitimi almış bir telefon bankacısı kız beni aradı ve annemin kızlık soyadının ne olduğuna kadar mahremime girdi. Benim kredi kartı sahibi olmaya layık olup olmadığım incelendikten sonra kartımın bana ulaştırılacağını söyledi.

Bir hafta sonra motosikletli kurye kapıma kadar gelerek kartımı teslim etti. Japon filmlerinde bu kuryelere o kadar naneler yedirdiler ki artık içten içe tüm motorlu kuryelerden tırsar oldum. Kuryeyle fazla samimiyet kurmadan kartımı aldım ve kapımı iki kere kilitledim. Kurye gidene kadar da perdenin ucundan çaktırmadan gidişini izledim.

Artık kartım gelmişti ve beleş sinema paketine sadece bir zarfın açılması kadar uzaktım. Zarfı açtım ve içinden kredi kartından başka hiçbir şey çıkmadı. Promosyonla ilgili ne bir açıklama vardı ne de promosyondan yararlanmaya başlamam için ne yapmam gerektiğini belirten bir yazı.

Önce Dsmart müşteri hizmetlerini aradım ve Dsmart personeline pegasusun beleş kampanyasını öğrettim. Heyecanla dinledikten sonra bankayı aramamın daha yararlı olabileceği gibi bir öneride bulundular. Böylece telefon bankacılığı maceramın başlangıç tetiğini çekmiş oldular.

Günümüzde telefon bankacılığı, Hügo oyunu ile yetişmiş bir nesil için hiç de zor değildir. İşin püf noktası fazla telaşa kapılmadan sakin sakin, menüyü iyice dinleyerek hareket etmektedir. Ancak yanlış zamanda yanlış tuşa basmamalısınız çünkü bir anda kendinizi menünün başında bulabilirsiniz.

Menüyü iyice öğrendikten sonra kendimi ilgili birime bağlatmayı başardım. Bekleme sürecinde gerilen sinirlerden dolayı, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun manasına gelen “konuşmalarınız kayıt altına alınmaktadır.” mesajını duyduktan sonra artık bilirsiniz ki bilgisayar yerine bir insan evladı ile nihayet bir çift kelamda bulunabileceksinizdir. (Artık “konuşmalarınız kaydedilmektedir.” mesajını kaldırsalar iyi olur çünkü haber takip eden her vatandaş bilir ki Türkiye’de tüm konuşmalar zaten kayıt altına alınmaktadır.)

Bilgisayar kayıtlı sesten insan sesine adaptasyonda biraz zorluk çektim. Telefon ile o dakikaya kadar tuşlar ile iletişim kurmuş ve birkaç dakikadır konuşma yeteneğini kaybetmiş bir canlı gibiydim. İlk sesi duyunca kalp atışlarım biraz hızlandı ve kısa sürede kendimi toparlayarak sorunumu anlatmaya başladım. İstem dışı olarak arada da telefonun tuşlarına basıyordum ve kızcağızda “lütfen tuşlara basmayın, artık menüyü geçtiniz.” diye beni ikaz ediyordu. “Kusura bakmayın, alışkanlık işte” dedikten sonra kıza Pegasusun beleş kampanyasından yaralanmak için nasıl haybeye kredi kartı sahibi olduğumu ve kredi kartıyla gram ilgim olmadığını, beleş sinema paketini nasıl kullanmaya başlayacağımı öğrenmek istediğimi söyledim. Kız benim beleşçiliğimden tiksinmiş olacak ki beni tekrar ana menüye gönderdi. “Kart numaranızı ve şifrenizi tuşlayıp tekrar gelin “dedi.

Artık ana menünün profesörü olmuştum ve ne yapıp edip tekrar o kıza ulaşacaktım. Daha bilgisayar konuşmadan tuşları tuşluyordum ve kısa süre sonra tekrar insan sesine ulaşmıştım. Ana menüden sonra aynı kızla konuşacağım diye ahbap bir tonda konuşmaya hazırlanıyordum ki bir anda duyduğum erkek sesi ile irkildim. Bir erkek sesinin beni irkebileceğini de daha önce hiç düşünmemiştim. Zaten iyi ki düşünmemişim, düşüncesi bile kötü.

Erkek sesine adapte olduktan sonra beleş sinema paketinden bir posta da kendisine bahsettim ve benden biraz beklememi rica ederek beni banka tarafından seçilmiş müzikli menüye yönlendirdi. Bu müzikli menülerde genelde gıcık olacağınız tarz müzikler koyuyorlar ki 3 dakika bu kıl müziği dinledikten sonra genelde dayanamayıp telefonu kapatıyorsunuz. Bu hileyi de çözdüm ve telefonu kulağımdan uzak tutarak telefon konuşma süresini gösteren dijital ekrana bakarak, beleş promosyon için bana giren şehirlerarası telefon konuşmasını hesaplayarak beklemeye koyuldum. Beni bekleten adam bir anda telefonda belirdi ve bana konunun ilgili birimlere aktarıldığını ve konu ile ilgili bana ulaşılacağını söyledi.

İlgili birimlerden 1 hafta boyunca haber bekledim ve beleş izleme olanağım olan filmlerin fragmanlarını salyalarım aka aka, karnı acıkan vatandaşın piliç çevrilen dükkanın camekanından piliçlere baktığı gibi izledim. Artık yeterli süre geçtiğine inancım tam olmuştu ve telefon bankacılığı ile ikinci randevuma hazırdım.

Menüyü rekor sürede geçtim, benimle konuşan kıza beleş kampanyayı ve geçen haftaki macerada yaşadıklarımı anlattım. Tam birbirimize ısınmaya başlamıştık ki benden kredi kartı numaramı ve şifremi tuşlayacağım menüye gitmemi rica etti. “Lütfen dedim, beni bu kadar kolay ana menüye gönderme” dedim ama telefon bankacılığı eğitim seminerlerinde müşteri ile mesafeli olmayı o kadar müthiş öğrenmişti ki, hiç teklemeden yolladı beni ana menüye.

Ana menüyü artık yemiş yutmuş bir vatandaş olarak, tuşların üstünde adeta parmak resitali yaparak sıradaki bankacıya ulaştım. Artık sinirlerim ok gibi gerilmişti ve telefon faturası da girdikçe giriyordu. “Yeter ulan “deyip bağırmama ramak kalmıştı ki çocuk feryadımı hissetti ve “sizi nerede beleş oraya yerleşçiler listesine kaydettik. Artık yakın zamanda sizi arayarak promosyonu kullanmanızı sağlayacağız.” dedi. Aklımı çelmişti ve artık canımı istese canımı verirdim.

Gevşeyen sinirlerimden yararlanarak, “Peki Murat bey bankamızın sağlık sigortasından haberiniz var mı?” diye sordu. “Haberim var, ben daha önce bilgi almıştım” dedim ama yine de arsız bankacının biliyorum dememe rağmen yaptığı 5 dakikalık tanıtımı dinledim. Evet hayat güzeldi ama sürprizlerle doluydu ve ne zaman nereden bize neyin gireceği belli olmazdı. Bugün şehirlerarası telefon faturası, yarın sokakta yürürken ayağımızın takılması ile düşmemiz neticesinde ortaya çıkan hastane masrafları. Hem maaşımızla hastane masraflarını karşılamak da mümkün değildi ama bankaya her ay kredi kartından otomatik olarak ödeme yaparsak bizim banka bu masrafları seve seve karşılıyordu. Son kez “Hayır kardeşim ilgilenmiyorum.” dedim ve telefonu kapattım. Birkaç gün yine bekledim, yine sabrettim ve artık dayanamayarak yine bankayı aradım.

Artık promosyonumu istiyordum. Gerekirse banka genel müdürlüğüne kadar taşıyacaktım bu konuyu. Rüyalarımda artık Ali Koç ile promosyon hakkında tartışmalar yapıyordum. Ali Koç’a “Aliciğim, koca uçak şirketini kurmuşsun ama bir kıçı kırık promosyonu müşteriye ulaştıramıyorsun, yemişim senin gibi trilyoneri” diyordum. Rüyalarımda Ali Koç’u ezikliyordum.

Artık son kez telefonda kaşarı olduğum süreçlerden geçtikten ve bir kere daha sağlık sigortasını dinledikten sonra Dsmartı aramam gerektiği söylenildi. Dsmartı aradım ve telefondaki kız “sizin promosyon 1 hafta önce zaten başlamış durumda. Şu numaraya mesaj atarak istediğiniz filmi bedava izleyebilirsiniz.” dedi. Konuşma kaydedilmese ben de bir şeyler diyecektim ama kazandığım beleş promosyon bütün her şeyi unutmamı sağlamıştı.

Artık beleş promosyonum var ve listedeki istediğim filmi beleş izleyebiliyorum ama o günden sonra 3 hafta içinde izlediğim film sayısı sadece 2.

Telefon bankacılığı tüketti beni. Artık beleş filmleri izlerken gözümün önüne Ali Koç falan geliyor. Sağlık sigortasını düşünüyorum, ana menüyü düşünüyorum ve filme konsantre olamıyorum.

Artık televizyonun altında üstünde çıkan mesajlara da bakmıyorum. Bitirdin beni telefon bankacılığı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Milliyet Blog’ta hiçbir yazıya yorum yazmamaya karar vermiş.Fakat beni bu kadar çok güldüren ve özgün yazılarınıza yorum yazmamak haksızlık olur düşündüm . Bu aralar gülmeye çok ihtiyacım var ve size teşekkür ediyorum. Bir karar daha aldım, yazılarınızı bundan sonra yalnız olduğum ortamda okuyacağım. Okudukça o kadar çok gülüyorum ki etrafımdakilere durumumu izah etmek zorunda kalıyorum.İnanmayacaksınız ama bu yazınızı okuduktan bir gün sonra, eşimin telefonda banka kartlarından birisinin şifre yenilemesini dinledim. Sinirleri ok gibi gerildiğini, sesinin gittikçe yükseldiğinden anlamak hiç de zor değildi; “ Şu an yedinci kişiye anlatıyorum derdimi…” Kaleminize sağlık. Saygılarımla.

Gül AYAN 
 15.07.2008 15:22
Cevap :
Müthiş moral kaynağı olduğunuz ve yazmaya dair olan hevesimin daha da artmasına yardımcı olduğunuz için ben teşekkür ederim. Yüzünüzden gülümsemenin hiç eksik olmaması dileğimle. Sevgiyle kalın.  15.07.2008 15:56
 

Bu sorununu keyif verici bir hale getirmişsin yazında, okurken çok eğlendim... Geçenlerde bende uçak bileti rezervasyonu yaptırırken benzer bir durum yaşamıştım, tam iyi akşamlar ben bi bi bile bilett bilet et diyorum lafım ağzımda kalıyor meğerse robotla konuşuyormuşum. Tabi ben senin kadar sabırlı olamadım, ne yazıkki uçak bileti senin sineman gibi beleş değildi ve çat telefonu kapattım. Saygılar...

Demet 
 12.07.2008 22:12
Cevap :
Demet, bir gün de sabah 6 da Dsmart müşteri hizmetlerini arayıp yabancı filmlerde türkçe altyazı seçeneği olmaması ile ilgili bilgi almaya çalıştım. Adam resmen esneyerek cevap verdi bana. İşte o an onlarında bizim gibi etten kemikten normal canlılar olduğunu tam olarak hissettiğim andır. Yazıdan keyif almana sevindim. Yorumsuz geçmediğin için de teşekkürler.  12.07.2008 23:10
 

*** Akıcı bir anlatımınız ve akıcı bir üslubunuz var. Keyifle okudum. Selam ve saygılar. ***

SÜLEYMAN SIRRI 
 12.07.2008 13:02
Cevap :
sıkılmadan okuduğunuz ve üşenmeden yorum yazdığınız için ben teşekkür ederim  12.07.2008 17:23
 

Sıklıkla yaşadığımız bu sıkıcı süreci o kadar güzel anlatmışsınız ki gülmeden edemedim.Eğlenceli bir yazı olmuş tebrikler.Selamlar

Zaman sonra 
 12.07.2008 12:11
Cevap :
yazarken keyif almıştım, yazıya yansımış demek ki, yorum için teşekkürler  12.07.2008 17:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1479
Kayıt tarihi
: 25.06.08
 
 

Yaklaşık olarak ayını şeyleri yaşıyoruz. Uyuyoruz, uyanıyoruz, yemek yiyouuz, temel ihtiyaçlarımızı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster