Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
11338
 

Telefon icad oldu

Telefon icad oldu
 

Zırrrr... Zırrrr...

– Alo.

İşte sevgili okur, telefonu açmanızla yakalandınız! Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız alet... Özellikle son senelerde artan cep telefonları nedeniyle hemen her sokakta bir cep telefonu dükkânına, hemen her televizyon kanalında bir cep telefonu sunucusu reklamına rastlar olduk.

Peki gömlek ya da kotumuzun cebine girecek kadar küçülen cep telefonlarına gelene dek telefonun serüveni neydi? Hangi aşamalardan geçildi?!

Telefonu 1876’da Alexander Graham Bell’in icat ettiğini biliyoruz. Ancak Bell, bu iş için yaratılmış gibidir. Bell ailesi, iki kuşak boyunca konuşma düzeltimi ve hitabet alanında önde gelen otoriteler yetiştirmekle tanınmış, Alexander Melville Bell’in “Standart Hatip” adlı yapıtı ise İngilizce’de yaklaşık 200 kez basılmıştır...

Alexander Graham Bell, 3 Mart 1847 yılında İskoçya’da doğar. Genç Bell ve iki kardeşi, aile mesleğini sürdürmek üzere eğitim görürler. Bell’in işitme özürlüler için gençlik yıllarında çeşitli buluşlar yapması ve daha 30’una varmadan telefonu bulması, aldığı eğitimin ne denli sağlam olduğunu gösterir.

Bell büyük ölçüde aile içinde yetiştirilir ve kendi kendini eğitir. İlk resmî görevi, Elgin’de, ilkokul çocuklarına müzik ve güzel konuşma dersleri vermek olur! 1864’te Elgin’deki Weston House Akademisi’nde yatılı öğretmen olarak çalışmaya başlayan ve burada ses üzerindeki ilk çalışmalarına girişen Bell, böylece başlattığı meslek yaşamını, bir bilim adamı ve öğretmen olarak yaşamının sonuna değin sürdürecektir.

1868’de Londra’ya geçerek ses eğitimi ve sağırlara konuşma öğretmek üzere babasının yanında çalışmaya başlar. Babası Amerika’da ders verdiği dönemlerde de onun bütün görevlerini üstlenir.

Önce kardeşinin, ardından da ağabeyinin veremden ölmesiyle geçirdiği şok ve mesleki görevlerinin yarattığı gerginlik, genç Bell’in sağlığını bozar. Bunun üzerine ailesi 1870’te Kanada’ya göç ederek Ontario’ya yerleşir, Alexander burada kısa sürede iyileşir.

1871’de birkaç haftalığına Boston’a geçen Bell, burada dersler verir. Babasının sağırlara konuşma öğretmeye yönelik olarak geliştirdiği ve 1866’da “Görülebilir Konuşma” adlı kitabında yayımladığı yöntemi tanıtır. Her fonetik simgenin dudaklar, dil ve damak gerisi gibi konuşma organlarının belirli bir konumuna karşılık düşmesinden yararlanan bu yöntemde, konuşma seslerini çıkarabilmeleri için sağırlara bu organların hareketleri öğretilir. “Graham” adını bu dönemde alan genç Bell, babasının sistemini kullanarak, sağırlara konuşma öğretebileceğini kanıtlar. Ulaştığı şaşırtıcı sonuçlar sayesinde birçok yerden konferans çağrıları alır.

Bell, ailesinin yanında tatilini geçirdiği dönemlerde bile ses üzerindeki deneyimlerini sürdürür. 1872’de Boston’da işitme özürlülerin öğretmenlerini yetiştirmek üzere bir okul kurar, “Görülebilir Konuşma Öncesi” adlı broşürü hazırlar, çalışmalarını ve derslerini sürdürür. 1873’te de Boston Üniversitesi ses fizyolojisi profesörü olur.

Ellerini kullanmada hiçbir zaman usta olmayan Bell’in, usta bir makine tamircisi ve tasarımcısı olan Thomas Watson’la tanışması büyük bir şanstır. Genç Thomas Watson, Bell’in 1873–76 arasında, sesi elektrik aracılığıyla iletecek bir cihazın geliştirilmesine yönelik olarak sürdürdüğü çalışmalarında, ona coşkuyla yardımcı olur. Bell ile Watson’ın uzun gece çalışmaları, artık elle tutulur sonuçlar vermeye başlar. Bell’in yardımcı olduğu iki sağır çocuğun babaları, Bell’e mali açıdan yardımcı olacak kadar etkilenirler.

Bell, 6 Nisan 1875’te aynı anda birkaç mesajı iletebilen telgraf sisteminin patentini alır. Ancak bunu izleyen yorucu altı ay boyunca yaptığı uzun çalışmalar sonucu sağlığı gittikçe kötüleşir, Kanada’ya ailesinin yanına gider. Eylül 1875’te Boston’a dönerek telefonla ilgili patent hazırlıklarına girişir ve 8 Mart 1876’da ABD Patent Dairesi’nden 174.465 numaralı patentini alır. Patent belgesinde buluşa ilişkin olarak şu sözler yer alır: “...ağızdan çıkan seslere ya da başka seslere eşlik eden, hava titreşimlerine benzeyen elektrik titreşimleri yaratarak, ağızdan çıkan sesleri ya da başka sesleri telegrafik olarak iletmeye yönelik bir yöntem ve aygıt...”

Bunu izleyen bir yıl içinde aygıt üretilerek piyasaya sürülür, ama aynı günlerde, ilerde sayısı 100’ü bulacak hukuk davaları da açılmaya başlar! O güne değin hep bir oyuncak olarak görülen ve yaratıcısına da garip bir insan olarak bakılmasına neden olan telefon, tarihin en karmaşık patent davalarının konusu olur! Bu davalarda, yeni güçlenmekte olan “Bell Telephone Company”, patent hakları ihlalinden kalkarak, dev Western Union Telegraph Company’nin iki yan kuruluşuyla başarılı bir şekilde mücadele eder.

Bell’in patentlerinin geçerlilik sürecinde sürüp giden bu davaların sonunda, “dalgalı akım ilkesi”nin ilk olarak Bell tarafından düşünüldüğü ve uygulandığı kabul edilir.

İşte telefon, böyle bir serüvenden cep telefonuna kadar gelir...

Ancak bir söz vardır: “Silah bulundu, mertlik bozuldu” diye... Telefon için de şunu söyleyebilirim: “Telefon icat oldu, huzur bozuldu!”

(Yakında yayımlanacak olan KEŞFEDENLER İÇİN ATLAS - TELEFON adlı kitabımdan.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3589
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster