Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1140
 

Televizyon tehlikesi

Televizyon tehlikesi
 

İlköğretim okullarında veli toplantılarına daha çok anneler gider biliyorsunuz. Ben mümkün olduğunca aksatmamaya çalışıyorum. Annesiyle beraber her zaman yanında olduğumuzu hem çocuğumuza, hem öğretmenimize göstermek istiyorum.

Çoğu zaman toplantıya katılan tek erkek ben olmuşumdur. Cumartesi günkü toplantıda üç beş erkek görünce yalnız olmadığım için keyiflendim.

Genel olarak öğretmenlerin yaptığı iki şikâyet dikkatimi çekti. Sınıf öğretmenimiz öğrencilerin ders sırasında öğretmeni ağzı açık dinlermiş gibi görünmelerine rağmen, akıllarının başka yerlerde gezindiğinden sözetti.

Dikkatimizi çekmek istediği konu, televizyonlardaki perili, cadılı dizilerdi.

Son zamanlarda nedense yoğunlaşan bu tür diziler, çocukların dünyalarını gerçekler yerine hayaller üzerine kuruyor. Hiç olmayacak şeylerin bir anda oluvermesi, sorunların hiç kimseye zarar vermeden çözülüvermesi, çocukların isteklerinin bir biçimde arzuladıkları şekilde yerine gelmesi, günlük hayatta mümkün mü? Peki bunu çocuğa nasıl anlatacağız?

Eğitim ve öğretime destek olması beklenen ve bu çerçevede çocuklara rehberlik yapması istenen televizyonların, tam tersine hayatın gerçekleriyle çelişen olayları, bir gerçekmiş gibi onların körpe dimağlarına sokması, bu vesileyle kazanılan reytingle sadece reklam pastasını artırması, bunların kitle iletişim aracı ozelliklerinden çok bir ticaret aracı olduğunu ortaya koyuyor.

Elbette birileri yaptığı iş karşılığı para kazanacak. Bu para bazılarının maaşlarının birkaç katı da olacak. Ama bu para kazanılırken, çocukların, gençlerin dünyaları yıkılmayacak, ülkenin geleceği de kaybedilmeyecek değil mi?

Din bilgisi hocasının da şikâyeti pek farklı değildi. O da akılla mantıkla izah edilemeyen bu tür perili cadılı dizilerin yanısıra, manevî sırlı, gizemli dizilerin çocukların inanç dünyasında yarattığı boşluğa dikkat çekerek, gelen sorulara cevap veremez hale geldiğini anlatıyordu.

Din günlük hayatın ayrılmaz bir parçası ve doğal tamamlayıcısıdır. Olağanüstü olaylar, esrarlı davranışlar, gizli ve gizemli hayatlar, dinle hiç alâkası olmayan sadece insan gücünün zorlamasıyla ortaya konulmuş fantezilerdir.

Her şeyin iyisi, doğrusu, güzeli varken neden böyle doğal olmayan yollara sapma ihtiyacı duyuluyor, bilmiyorum ki... Öğretmenlerimiz çocukların bu tür olayları mukayese edip muhakemeleriyle anlayabilecek yaşta olmadıkları için, gerçek hayatı anlamakta ve ona uyum sağlamakta güçlük çektiklerini belirterek, onları televizyondan uzak tutmamızı önerdiler.

Doğrusu ben büyüklerin de pek farklı bir konumda olduklarını sanmıyorum. Ve onları televizyonların şerrinden nasıl koruyacağız, merak ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle çocuğunuzun her zaman arkasında durmayı tercih eden bir baba olduğunuz için sizi yürekten tebrik ederim...Günümüzdeki hem perili diziler ya da filmler , hem de şiddet dozu had safhada çizgi filmler , çocuk sahibi olmamama karşın beni bile endişelendiriyor... Küçüklüğümde en çok izlediğim dizi "Tatlı Cadı" idi..Ama ne ben , ne de bir arkadaşım kendini cadı zannetmedi... Sadece diziler değil, bu ve benzeri bir çok negatif uyarananın harmanlanması, ortaya böyle vahim bir tablo çıkarıyor sanırım..Saygı ve sevgilerimle.....

Yeşim Özdemir 
 27.12.2006 14:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster