Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2451
 

Telgrafın telleri...Nedir bilir misin çocuk?

Telgrafın telleri...Nedir bilir misin çocuk?
 

Düşmanlar kına yaksın
Dostlar girsin saflara.
Sen gözyaşı göstermeden ağlayacaksın
Gece gelen telgraflara… Nazım Hikmet

Nostaljidir telgraf…

Bir devir gibidir. Lale devri gibi…

Ne çok şeyler söylendi adına.. Şiirler, Türküler, Şarkılar!

Ölümler onunla bildirildi, sevinçler onunla bir kez daha yaşandı,

Yeni evliler çıktıkları yolda bir kez daha onunla tebrik edildi…

Savaşlar kazanıldı, savaşlar kaybedildi…

Aşıklar onunla ayrıldı, onunla barıştı…

Telgrafhaneler telgraf odaları, özel şifreler, ”mors alfabesi” onunla hayat buldu. (Niye mors derseniz? 1832’de telgrafla ilgilenen samuel morse, 1835’te morse alfabesini oluşturdu, 1837’de uygulamaya başlandı, 1840’da patent için başvurdu. (kaynak: vikipedi’dir.)

Osmanlının belki de Matbaa’dan sonraki en önemli yeniliği sayılabilir. 1855 yılından 1871 yılına kadar telgraf başlı başına bir kurum iken, telgraf ve posta hizmetleri birleştirilmiş.

Telefon hizmetleri Osmanlı’da var olsa da, yine telgraf hep hayatımızda taşra ile iletişimde var olmuştur.

“Telgrafın tellerine kuşlar mı konar

Herkes sevdiğine böyle mi yanar”

derken, kenarı fırfırlı şemsiyesi ile Çamlıca’da dolaşan zarif bayanlar geçer gözümün önünden, ipek feracesi ile…

Nedense, Tren ile Telgraf hep bir kare içerisindedir gözümün önünde…

Hatta “Şu Çılgın Türkler” kitabında; Komutan, askerine öyle tembih eder ki telgraf makinesini, asker onun başından bir an bile ayrılmaz ve çalışması için elinden geleni yapar. Eğer bozulsaydı belki de savaş uzamayacak, İlk baştan kazanılacak, Türkiye nüfusunun büyük bölümü kurtulacaktı!. Yunan Komutan rehin alınacaktı..Kader, bazen ters tarafından işliyor hayatın… Acaba, telefon muydu bu?...öyleyse niye aklıma telgraf olarak düşmüş…eğer öyleyse ve ben yanlış yazdıysam düzeltilmesini, siz okurlardan talep ediyorum!

Aslında “tuş” iletişiminin ilk basamağı, ata’sı sayılabilir.

Şimdiki msn’lerin, maillerin, anlık iletilerin…

Telefon gibi değildir telgraf; sessiz, yazınsal…

Siyah, kırmızı harflerin kağıt üzerindeki dansı’dır telgraf… bazen acı, bazen tatlı haberlerin müjdesidir renkler… Ne anlatıyorsa “tuş”ların diliyle anlatır, sessiz, sakin…

Ne demiş Niyazi Akıncıoğlu;

Selamın geçiyor besbelli
Yeşerdi telgraf direkleri;
Seneler sonrası, ormanından ayrı…

Bazen böyle iki dize bile insanı telgraf dünyasının içine sokar! Sonrada şaire şapka çıkarır… bu yazının esin kaynağı olduğu için teşekkür etmeyi de unutmaz huzurlarınızda…

Mors alfabesi: . .. .. . .-.. . .. -. .-.. . .-. -.. .. .-.. . .. -. .-.. .=Güzel günler dileğiyle

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

düğün telgraflarımı, annemin kaybına gelen telgrafları...Ben de hep telgraf gönderirdim , mutlu günler için hem de özelinden. Çiçekli olurdu onlar. En son telefonla yazdırmıştım, belki de 8,10 sene önce. Sonra...bitti. Cep telefonları ile birlikte o dönem de bitti. Şimdilerde hüzünsüz ve mekanik cep telefonlu şarkılar var. Üstünde ne var, var...silip atıtğımız bir yığın internetten indirme mesajlar var...Biz, bir devrin son kırıntılarıyız sanırım. sağlıcakla kal sevgili arkadaşım...

Neşe İleri 
 27.11.2007 14:31
Cevap :
Bak,çiçekli telgraf bilmezdim.Onu öğrendim.Teknoloji ne kadar bozmuş bizi yahu abla,sen nerlerdeydin kaç gündür sahi?  27.11.2007 15:00
 

otomobille değil, otobüsle gittim Ankara'ya bir hafta önce. Cam kenarıdır yerim bu tür yolculuklarda. Neredeyse hep aynıdır, 16 numara. Cama yaslayıp başımı; bir film şeridi gibi geçer manzara gözlerimin önünden. Acı Göl civarında takıldı gözüm Telgraf direklerine. Uzayıp giden raylarla beraber. "O kadar mesafe ölçtün, konum belirledin teknolojik cihazlarla haritalara. Kesildiği ormana en yakın dikilen bir direk ne kadar mesafededir acaba? Hiç merak etmedin?" dedim kendime. Bir de yazılı olduğu kağıdın özel bir katlanma şekli vardır telgrafların, anımsadınız mı? sevgiler

MuDo 
 27.11.2007 13:27
Cevap :
Otobüste benimde tercihim cam kenarıdır.Hpe dışardaki nesneleri kendi hayallerimle yorumlarım.Anıarım düşer derken yol biter.Tren yolu takılır aklıma,hiç binmedim ona da:)) Şiir çok etkileyiciydi; bunca aman sonra ,ormanından ayrı" şimdiki telefonlarada gıcığım,telefon konuşmak için olur,gerisi beni ilgilnedirmez o yüzden en eski model desme inama ama kameralı filan deil en azından:))işyeirndeyken,telekomünikasyon sektröndeyim.Gelen telgrafları açardık içe katlanmış şekilde:) anımsadım gerçekten...  27.11.2007 14:57
 

Efendim resmi görünce yazıyı hemen okumak zorunluluğum doğdu. Bende bir tane 1943 yılından Alman Junker tektuş mors cihazı var. Hala demir gibi sapasağlam. Türkiye ve dünya dahil -A- sınıfı radyo amatörleri mors kullanımını bilmek zorundadırlar yoksa belge verilmez ve cihaz kullanımı yasaktır. Ben 91 yılında öğrendim ara sıra eskisi kadar çok değil kısa dalga haberleşmesinde resmi olarak kullanıyorum. fakat artık pc yazılımından faydalanıyoruz anında sinyaller yazıya dökülüveriyor ve bu konuyla ilgili fuarlar var çarpma mors cihazları satılıyor ve dünyada hala bir hobidir geniş bir grup tarafından da kullanılmaya devam ediyor. Bizde ellili yıllara kadar mors bilenlerin şahitliği kabul olmazmış, delidir diye algılanırmış.. Bende delimiyim diye hep kendimi sorgulamışımdır. Kalın sağlıcakla-saygılarımla.

Ermert Revsen 
 26.11.2007 22:01
Cevap :
Günaydın,bir tane de bizim iuyeirnde var,daktiloya benzeyen...karmaşık geliyor artık bize:)))çözümlenmesi zor bir cihazmış gibi sanki pc ondan kolay...Birde eski telefonalr var...zil çalandan...paylaşımın için teşekkür ederim...saygılarımla...  27.11.2007 8:14
 

Telgrafın tellerini bilmem de uyuz olmaya başladım sizin bu Telekomculara on gündür evde internet bağlantısı yok...Arıyorum ilgilenen de yok...Ne kadar böyle devam edecek..Fatura göndermeye devam ediyorlar...Dava açacağım en sonunda....

Ali Gülcü 
 26.11.2007 16:56
Cevap :
Dur bi yahu...Sanıyorum arızalı sürece olan ücretler alınmayacak.Ne yapalım ki anlaşamıyorlar...sık dişiniiiii...  26.11.2007 17:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 359
Toplam yorum
: 3043
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1579
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster