Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
314
 

Tello

Tello
 

Ankara Kız Lisesindeki sınıf arkadaşlarımla (sol başta ayakta duran elleri ceplerindeki öğrenci benim)


Ankara Kız Lisesinde okurken yaşadığım anılarımı asla unutamayacağım. Lise ikini sınıftayız. Bizim sınıf okulda her konuda isim yapmış. Gerek çalışkanlığımız, Spor yarışmalarında okula kazandırdığımız kupalarla, gerekse yaramazlıklarımızla. Sınıfımız idarecilerin ve öğretmenler odasının hayli uzağındaydı, ta uzun koridorun en sonunda. O nedenle gürültüleri okul idaresi ve öğretmenler işitmezdi. Ancak derslerimiz boş olunca, nöbetçi öğretmen işitir gelip bizleri uyarır, kızardı.

Yine derslerimizden birisi boş geçiyordu,  Coğrafya hocamız hastalanmıştı. Sınıfımızın en yaramaz kızı Esin eski bir teneke bulmuş, onu müzik aleti gibi kullanıyordu. Sınıfın ortasında arkadaşlarımız halka oldu, ortada yalın ayak ben oynuyordum. Esin tenekeye vuruyor, arkadaşlar şarkı söylüyorlar ben müziğin ritmine uyup kendimden geçercesine Tello’yu oynuyorum. “Tello gider, oduna Tello” diye bağırırken birden ses kesildi, ama ben oyuna okadar dalmışım ki, Müdüre Hanımla, nöbetçi öğretmenin geldiğini fark etmedim. “Oh, oh ne ala, siz burada niye dirsek çürütüyorsunuz, gidin gazinolarda çalın oynayın para kazanın.”  Bu ses beni kendime getirdi. Birden durdum, pabuçlarıma bakındım, yoktu, nöbetçi hocanın elindeydi. “Bunları mı arıyorsun? Hadi hepiniz idareye gelin şimdi, Tello’nun hesabını verin. Yalınayak, Müdüre Hanımın arkasına takıldım, tüm sınıfta arkamdan. O gün hepimiz kınama cezası aldık. Bir hafta sonra Ankara Atatürk Erkek Lisesi ile yaptığımız voleybol maçında onları yenince, ödül olarak cezamız kaldırıldı. Şimdi eğitim sistemi tamamen değişti, cezalarda değişti tabi.

NAHİDE ÇELEBİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Neden günlük yazmak istemiyorum. Yoksa anı mı yazmalıyım. Şu zaman denen silgiyi hiç sevmiyorum. Yoksa yaşlandığımda mı hatırlayacağım anılarımı.Günlük yazmayı değerli görmüyorum. Diğer taraftan düşünüyorum. Yazdığım günlükleri bir mağaraya saklasam ve bin yıl sonra bulunsalar, Eski Roma tarihi kadar değerli olurlardı günlükler. Ama bir yerden başlasam diyorum anılarıma. Bir anı için zorla sorun mu çıkarmalıyım. Yazınız güzeldi. Özellikle aynı şeyleri yazınızda sizinle beraber yaşamak. İşte yazının sihri.

Tuna M Yasar 
 06.11.2017 17:51
Cevap :
Tuna Kardeş! Değerli yorumunuza çok teşekkür ederim selamlar esenlikler.NAHİDE ÇELEBİ  07.11.2017 9:33
 

Az önce anılarınıza baktım da çok zengin bir yapıya sahip. Keşke milletimizde günah çıkarma geleneği olsa da hep anılar yazsa. Ben bu işte 'derin tarih' derim.

Tuna M Yasar 
 06.11.2017 17:43
Cevap :
Tuna Kardeş! Anılarımı bir kitapta toplamayı düşünüyorum tabi sağlığım elverirse. Teşekkürler selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ  07.11.2017 9:34
 

Biz sizin gibi yazar değiliz. Keşke yazarlığınızı gizleseydiniz. Daha asortik olurdu.

Tuna M Yasar 
 06.11.2017 17:41
Cevap :
Beni onurlandırdınız teşekkürler. Yazılarımı gizlemeye gerek görmedim. 4 tane basılmış şiir kitabım var Türkiye'nin her yerine gönderildi ayrıca yurt dışındaki akraba ve arkadaşlarıma postaladım.Selamlar teşekkürler sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ  07.11.2017 9:37
 

Hoş bir anı, kanımızın deli aktığı o eğitim günlerine ait anılarımız şimdi daha değerli geliyor bana da, selam ve sevgiler gönderdim Nahide hanıma...

Yurdagül Alkan 
 02.10.2013 21:02
Cevap :
Sevgili Yazarım değerli yorumunuza teşekkurler.3 gun sonra kendi bilgisayarımdan yazarım özur dilerim.NAHİDE ÇELEBİ  03.10.2013 9:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1793
Toplam yorum
: 10953
Toplam mesaj
: 162
Ort. okunma sayısı
: 994
Kayıt tarihi
: 25.11.08
 
 

Erzurum doğumlu, Ankara'da yaşıyor. D.T.C.F mezunu, emekli lise öğretmeni, evli, 2 çocuklu. "İsya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster