Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
167
 

TEMAS

Denizin rengi yeşil bugün. Martılar, kayıklar hep bildiğim hatırladığım gibi. Güneşli bir gün fakat hava soğuk.

Sahil boş, banklar, çay bahçeleri… Bugünlerin ne zaman geçeceğini soruyorlar.

Ayaküstü sohbetlerde türlü senaryolar anlatıyor tanıdıklar. Kimi başkasının yalancısı, kimi yalancı olduğunun farkında değil.

Aslında ben bildiğiniz gibi değilim, önemli biriyim de sizin haberiniz yok düşüncesinde insanlar oturdukları yerden komplo teorileri üretip yayıyorlar.

Toplumun gözünde olmadığı gibi görünme beklentisi insanlığın virüsle uğraştığı şu çetrefilli günlerde de var.

Gökyüzü bilgi kirliliğine boyanmasın da ne yapsın?

“E sen ne yapıyorsun?”

Basit düşünüyorum! Detaylarda kaybolmuyorum.

Haruki Murakami’nin dediği gibi; “Gerçek bazen daha büyük bir yalnızlık getirir.”

Bugünün gerçeği de yalnızlık gerektiriyor.

Evde oturmamız gerekiyorsa, evde oturacağız var mı ötesi?

Akşamları kitap okuyorum iş dönüşü.

Dünyanın en önemli işiymiş gibi, anlamlı bulduğum cümleleri kareli defterime geçiyorum, kafam dağılıyor.

Mümkün olduğu kadar televizyondan uzak durmaya çalışıyorum.

Dünyayı değiştiremeyeceğini bilmek de bir güç.

Ne yapabilirim?

Siz ne yapabilirsiniz?

Kafa kafaya versek aşı bulabilir miyiz mesela?

Sekiz milyar insan yaşıyor dünyada.

Sekiz milyar farklı parmak izi, sekiz milyar farklı insan hikayesi.

Sekiz milyar farklı senaryo!

Herkes kendi hayatının başrol oyuncusu.

Temas ettiğimiz her insanın senaryosuna etki ediyoruz.

Bazen yardımcı oyuncu oluyoruz, bazen figüran. Hayatımızda bir defa gördüğümüz insanların yaşamlarını altüst etme ihtimali var!

Egoları, sen benim kim olduğumu biliyormusunları bir kenara bırakıp, on dört gün karantinada kalmamız gerekiyorsa, on dört gün karantinada kalmamız gerekiyor!

Sosyal statümüz, banka hesabımız, yaşam tarzımız ne olursa olsun insanların hayatını olumsuz yönde etkileme şımarıklığını yapamayız.

Şımarıklık çocuklarda hoş durur fakat yaşını başını almış insanlarda cehalet emaresidir!

Kendimizi karşımızdaki insanın yerine koymamız, empati yapmamız lazım.

Marketlerde rafları yağmalıyorsun ya.

İhtiyaç fazlası aldıkların yüzünden bir başkası alamıyor!

Komşuların, arkadaşların, tanıdıkların, sokakta selam verdiklerin…

Düşünsene oturduğun mahallede herkes ölmüş.

Senin yaşıyor olmanın bir önemi var mı?

Komşun aç yatarken, senin tok olmanın bir önemi var mı?

Olmamış olayları olmuş gibi anlatıyorsun ya, sen uydurma olduğunu biliyorsun ama başkaları bilmiyor. En saf halleri ile inanıyorlar sana.

Nasıl oluyor da insanları endişelendirme, korkutma hakkını kendinde buluyorsun?

Virüsten bir farkın kalıyor mu o zaman?

 

Denizin rengi yeşil bugün.

Martılar, kayıklar hep hatırladığım gibi.

Güneşli bir gün fakat hava soğuk.

Sahil boş, banklar, çay bahçeleri…

 

 

 

 

 

jale kasap, devrimce bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1087
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster