Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
43
 

Temmuz, rüzgâr ve ömürlerimiz

Temmuz, rüzgâr ve ömürlerimiz
 

Dışarıda bir rüzgâr, bir rüzgâr.


Temmuz ayına girdik. Yaz aniden bastırdı, havalar ısındı derken dışarıda bir rüzgâr, bir rüzgâr.

Bahçedeki ağaçlar zikre durmuş dervişler gibi sallanıp duruyor.

Martıların, kargaların, sığırcıkların keyfine diyecek yok. Açıyorlar kanatlarını sonuna kadar, bırakıyorlar kendilerini esintinin kucağına, dalgalara binmiş sörfçü gibi salınıyorlar gönüllerince.

Mutfağın aralık kapısından dışarı bakarken aklıma bir film adı geliyor. “Rüzgâr Gibi Geçti.”

Sonra da bu deyimin insanlar tarafından sıkça kullanılmakta olduğunu düşünüyorum. Her kültürden, her inançtan insanlar her zaman, her yerde rüzgâr gibi geçen ömürlerden söz etmişler, yazmışlar, çizmişler biliyorum.

Ölmüş yakınlarımı, onlardan önce ölmüş olanları, bildiğim kadın ve erkek tarihsel kişilikleri, tarihe damga vurmuş liderleri, bilim insanlarını, edebiyatçıları, sanatçıları düşünüyorum.

Kendi yaşımın çoktan ortalama bir ömrün yarısını geçtiği geliyor aklıma.

Fizik anlamında, bilimsel olarak zamanın hızlanıp yavaşlamadığı kanıtlanmış olsa da birilerimizin “zaman hiç geçmiyor” diyerek yakındığını, başka birilerinin de aksine “zaman rüzgâr gibi geçiyor, su gibi akıyor” dediğini biliyorum.

Bizlere hastanede, hapishanede geçmiyor gibi gözüken kara zamanla, eğlencede, mutlu bir yaşamı sürerken geçip giden ve bize “rüzgâr gibi” gelen beyaz zamanın aslında aynı şeyler olduğunu biliyorum.

Aynı dilimde yaşarken Ali’nin kara zamanının, Veli’nin beyaz zamanı olduğunu da biliyorum.

O rüzgârın onunla oynaşmakta olan kanatlılar hayvanlar için beyaz zaman, onun etkisi ile devrilen ağaçlar, kırılan dallar için kara zaman. olduğunu da biliyorum.

O rüzgârın yelkenlerini şişiren tekne sahipleri için beyaz zaman, sığınaklarını kaybetme tehlikesi ile yüz yüze olan çadır sahipleri için de kara zaman olduğunu da biliyorum.

Pencereden bakıp gördüğüm rüzgârın zamanla hızını kesip duracağını ve vakti gelince de yine kendini göstereceğinin de farkındayım.

Birileri için de bütün bunların, hem ömürlerinin kolay ve zor zamanlarının hem de rüzgârın estiği, esmediği vakitlerin hep gride durduğunu; hiç mi hiç karaya, beyaza dönmediğini de düşünüyorum.

Ömür sermayemiz olan zamanımızın yaşamımızın belli dönemlerindeki hareketliliklerimize ya da hareketsizliklerimize bağlı olarak coşup durgunlaşmasının bireysel (duruma göre de toplumsal) anlamda rüzgârlı ve rüzgârsız havalarla benzeştiği de geliyor aklıma. Buna bağlı olarak o pozitif anlamda hareketlilik dönemlerinde insanların da bugün rüzgârda oynayan kanatlılar gibi kendilerini hareketin kollarına bırakıp keyfini çıkardıklarını; negatif hareketlilik dönemlerinde de en az kayıpla kurtulmak için çaba gösterdiklerini hayal ediyorum.

*

Temmuz ayına girdik. Yaz aniden bastırdı, havalar ısındı derken dışarıda bir rüzgâr, bir rüzgâr.

01.07.2017 

11:09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 227
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster